
BİZANTİZM !
21 Ekim 2025 21:52:44
Asgari ücret tespit Komisyonu’nda sayısal eşitliğin olmaması, daha açık bir ifadeyle Komisyon’da işveren ve hükümet temsilcilerinin çoğunlukta olması, kurulu düzenin ana karakteristiğinin tipik izdüşümlerinden birisidir.
Kapitalizm, sosyal eşitsizliği eşitlik gibi yutturmaya çalışan bir toplumsal sistemdir, ama Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun oluşumunda da gözlendiği gibi yaratılmak istenen bu illüzyon sık sık açık verir.
İşveren ve hükümet temsilcilerinin çoğunlukta olduğu bir Komisyon’da sonucu da doğal olarak onlar belirler. Bu durumda orada işçi temsilcilerinin en işi vardır ?
Bu gerçeği nihayet işçileri Komisyon’da temsil eden Türk-İş ile Hak-İş konfederasyonlarının temsilcileri de gördü ve toplantılara katılmama kararı aldılar. Nitekim geçen yıl saptanan asgari ücret kararının altında işçi temsilcilerinin imzaları yoktu.
Türk-İş ve Hak-İş sağ eğilimli ya da hükümet ve işverenlerin taleplerini açık Konfederasyonlar olarak bilinir. Onlar bile Komisyon’un aldığı kararlara tepkiliyse, gerisini anlayın işte !
Bu yıl ilginç bir şey oldu. Asgari Ücret Tespit Komisyo’nu, asgari ücretin tespitinde izlenecek yöntemi belirlemek için ön toplantılar yapma kararı aldı.
Son gelen haberlere göre sendikalar toplantılara katılmayacaklar.
Sanırım sendikalar şöyle düşünüyorlar: Bitip tükenmek bilmeyen toplantılar sonunda işveren ve hükümet temsilcilerinin oyları ile onların önerdiği rakamları kabul edecekse o zaman bu toplantılara ne gerek var ?
Eğer gerçekte böyle bir yaklaşım sözkonusu ise toplantılar bir tür Bizantizm oluyor çünkü:
Bizantizm çok popüler bir terim değil, bu yüzden onu açmam gerekiyor:
Rivayetlere göre, Fatih’in orduları İstanbul surlarını aşıp şehri işgal etmeye başladığı saatlerde Ortodoks klişesinin önde gelenleri Ayasofya’da toplanmış, gökten hangi meleğin inip İstanbul’u kurtaracağını tartışıyorlarmış… Dikkat edin ! Doğal bir refleks olarak dua etmiyorlar, bir meleğin gökten aşağı inip kenti kurtaracağına eminler, ama hangi meleğin ineceği konusunda aralarında görüşbirliği yok !..
1970’lerin sol edebiyatında bu terim “boş konuşma ”karşılığı olarak kullanılıyordu. Terimi sol edebiyata sokan da yanılmıyorsam Mihri Belli idi…
“Teşbihte”/benzetmede hata olmaz denilir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantılarındaki konuşmalar bunu andırıyor bir bakıma. Sonucu belli bir konuda insanlar neyi tartışabilir ki !..
Oysa, asgari ücretin saptanmasında izlenmesi gereken yöntem kapitalizmin tarihi kadar eskidir. Bunu da Marx’ın araştırmalarına borçluyuz, onun evrensel değerdeki artı-değer kuramına…
Bir işçi çalışma saatinin belirli bir bölümünde kendisi için çalışır ya da yeniden üretim için gerekli olan değeri yaratmak için… Geriye kalan bölümünde ise işveren için çalışır, bu anlamda bir artı-değer üretir. Bu artı-değer, işverenin kârının özünü oluşturur.
Asgari ücret bir işçi ile ailesinin ortalama geçim/yaşam koşullarını karşılaması sorunun özüdür. Bunu bir bilim kurulu saptayabilir. Asgari ücretin düşük tutulması halinde bu ihtiyaçları karşılanamaz, bu şekilde toplam artı-değer üretimi yapay olarak işveren lehine çoğaltılmış olur.
Asgari ücret tartışmalarının ortadan kalkması için ücretin bağımsız bir bilim kurulu tarafından saptanması gerekir.
Şu an uygulanan yöntem âdil değil. TÜİK’in tartışılan enflasyon verileri baz alınarak yapılan zamlar gerçeği yansıtmıyor. Asgari ücret komisyonunun yapısı da âdil değil. Bu yüzden tekrar edeceğim: Asgari ücret bağımsız bir bilimkurulu tarafından saptanmalıdır !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








