
DÜŞÜNCE SUÇ OLMAMALI !
21 Eylül 2025 22:36:45
İnsanoğlunun en önemli keşfi yakın zamana kadar ateşin keşfiydi, şimdi ona yapay zeka eklendi.
Ateş bir doğa olayı (yıldırım) olarak insanlıktan daha eskiydi kuşkusuz. Bu nedenle ateşin keşfi derken onu yeniden elde etmeyi ve kullanmayı anlıyoruz. Yahut ateşin denetim altına alınmasını….
Bu anlamda ateşin keşfi uygarlığın önünü açtı. Ateşi ilk kez İsa’dan 500 bin yıl önce Pekin İnsan’nın kullandığı sanılıyordu. 1981’de Kenya’da elde edilen bazı bulgular bu tarihi daha da geriye götürdü. Ateşin, İsa’dan önce 1 milyon 420 bin yıl önce Neolitik insan tarafından kullanıldığı ortaya çıktı.
Ateşin keşfi sadece uygarlığın önünü açmadı, onunla birlikte onun kötüye kullanımının yolunu da açtı. Günümüzün nükleer bombası ateş kökenlidir örneğin.
Yapay zeka ateşten sonra insanoğlunun en büyük keşfi bence. Çok büyük bir olay bu. O kadar ki sanıyorum yapay zekayı üreten beyinler bile bunun tam farkında değil. Öyle olması da doğal. Yapay zeka teknolojisinin zamanla nerelere ve nasıl evrileceğini şimdiden bilmek olası değil. Ama şunu kestirebiliyoruz: Yapay zeka da uygarlığı ilerletecek, ama tıpkı ateş gibi kötüye de kullanılabilecek…
Bazen düşünüyorum:
Neolotik insanın piritleri çakmak taşına sürterek ateş yakmasının üzerinden 1.5 milyon yıl geçti. Ama biz yapay zeka çağının insanları da piknikte ateş yakanken ayın yöntemi kullanmıyor muyuz bazen ?
Bu olay insanoğlunun içinde hala Neolitik ya da Peni insanının da yaşadığını göstermiyor mu ?
Yapay zekayı bulan insanoğlunun engizisyonu bile sollayan akılalmaz işkence yöntemleriyle hemcinslerini öldürmesini nasıl izah ederiz başka şekilde ?
**
Kapıyı keşiflerden açtım, devam edeceğim. İlkten bu soru:
İnsanoğlunun bugüne kadar keşfettiği en ağır ceza nedir acaba ?
Kestirmeden yanıtlayacağım: İnsanı özgürlüğünden yoksun bırakmaktır ! Evet, en ağır ceza budur. Çünkü insan sosyal bir yaratıktır, bu onun genetik şifresinin ana unsuru.
İnsanı öteki insanlardan tecrit etmek ona verilecek en büyük cezadır bu yüzden.
Oysa insanlık başlarda bunu böyle değerlendirmedi. Suç işleyen insanları belirli bir yere kapatma olayı, asıl cezanın verileceği zamana kadar onu elde tutma yöntemi olarak algılandı hep:
İbraniler ölüm cezasına çarptırılanları boş sarnıçlarda tutarlardı. Eski Roma ve Yunan’da suçlular mullanılmayan maden veya taş ocaklarına konulurdu. İslam’ın ilk dönemlerinde suçlular Mescidi-i Şerif’i n dehlizlerine kapatılırdı. O dönemde henüz cezaevleri yoktu. Kapatma olayları asıl cezanın uygulanmasına kadar geçici bir önlem niteliğindeydi. İlk cezaevleri İngiltere’de kuruldu.
Özgürlüğün yokedilmesi’nin cezanın kendisi olduğu zamanla keşfedildi.
Suç işleyenlerin diğer insanlardan tecrit edilerek cezalandırılması mantıklı ya da anlaşılabilir bir durumdur. Ancak burada “suç” kavramının ne olup olmadığı ve kapsamı tartışmalı bir konu oldu hep. Örneğin düşüncenin suç sayılıp sayılmaması uygar dünyada bugün de tartışılan bir konu. Düşünce ve ifadenin sınırsız özgürlüğü bugün de demokrasi kavramının bir tür kalite ölçeri. Düşünceleri yüzünden insanların özgürlüklerinin elinden alınması insanlığın kendisini yadsıması gibi ironik bir olaydır. Çünkü uygarlığın ilerlemesi için düşünce üretiminin özgür olması zorunludur.
**
Küçük oğlum Sina yayınladığı bir haber yüzünden cezaevinde yatıyor. Onun gibi yüzlerce gazeteci, siyasetçi, sanatçı vb. de düşünceleri yüzünden cezaevinde… Kimileri hücrede…
Sokrates’i düşünceleri yüzünden idam eden zihniyetin binlerce yıl sonra hala yaşıyor olması yapay zekayı bulan insanlığın bir yanının hala neolotik çağda kaldığını da göstermiyor mu ?
Düşünce suç olmamalıdır!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








