
DOĞURGANLIK SORUNU
26 Mayis 2025 00:14:02
Önce Bilâl Erdoğan, çok geçmeden de Tayyip Erdoğan, doğurganlığın azalmasının ekonomiyle ilgisinin olmadığını söylediler.
Erdoğan, doğurganlığın azalmasını refah düzeyinin yükselmesiyle açıklarken, Bilal Erdoğan da benzeri bir argümana dayandırdı görüşünü...
Biliyorum, çok önemli değil, ama yine de anımsamaktan geri durmayacağım: “Refah”da ekonomik bir kavramdır !
Erdoğan’ların konuya yaklaşımı doğrudur. Ailelerde zenginliğin artması, doğurganlıkla ters orantılı bir gelişme sergiliyor.
Ancak bu yeni bir şey değil. Burjuvazinin sanayici elitleri, gelecek planlaması yaparken aile planlanmasını da dikkate alıyorlar. Özellikle aile kökenli holdinglerde aile-içi nüfus planlamasında işleri gelecekte devralacak kadar çocuk yetiştirmek düşüncesi temel etken oluyor.
Rantiyelerde ise mirasın çok fazla dağılmaması için az çocuk yapma ilkesi benimseniyor.
Ancak, toplumsal refah kavramı ülkemizde sadece nüfusun yüzde 20’sini içeren bir kavramı. Yani nüfusun tümünü içine almıyor. Nitekim bugün güzelim ülkemizde rufusun yüzde 20’si milli gelirin yarısını paylaşıyor, Yüzde 80 diğer yarısını...
Buradan bakıldığında yüzde 20’nin refahını yüzde 80’nin yoksulluğu yaratıyor ve besliyor.
Yüzde 80’lik yoksul kesim ise, bir genelleme yapmak gerekirse, çocuk sahibi olma kavramını ailenin geçim koşullarını baz alarak planlıyor.
Yani bakacağı kadar çok çocuk yapan ailelerin sayısı, bu nedenle gitgide artıyor.
Doğurganlık sayısındaki azalma kaderci felsefenin ekonomik gerçekler karşısında gerilediğini de gösteriyor. Sanıyorum iktidarın telaşının temel nedeni bu !
Evliliği teşvik, çok eşliliği görmezden gelen zihniyet ile “bas gaza” metaforu ekonomik gerçeklerle çeliştiği için artık iş yapmıyor !..
İktidar, Aile Yılı’nın sonunda bu kez gelecek 10 Yılı Aile Yılı ilân etti.
Yüzde 80’nin ekonomik durumunda iyileşmeler olmayacaksa tüm yüzyılı Aile Yüzyılı ilân etseniz durum değişmeyecektir.
Kaderci felsefenin doğurganlık konusunda da tek başına bir işe yaramadığını gösteriyor istatistikler. İktidar topu refaha, LGBT’ye atacağına bir de bu pencereden bakmalı olaya!..
FREE İMAMOĞLU
İmamoğlu’nun ses ve görsellerinin İBB’nin toplu taşıma araçlarında yasaklanması gerçi savcılık kararı, ama yasaklanananın siyasetçi olması yasağa ister-istemez siyasi bir boyut katıyor.
CHP, beklendiği gibi, yasak kararını İmamoğlu’nun yıldızını biraz daha parlatmanın bir fırsatı olarak gördü. “İmamoğlu her yerde” logolu tişörtler, rozetler, pankartlar bastırıldı. Boğazici köprüsüne üzerinde İmamoğlu’nun posteri ve Free İmamoğlu sözleri yazılı bir de devasa pankart asıldı. Halkın yaratıcı zekası daha neler üretir bilemem...
Toplumun tümünün çıkarlarını/esenliğini koruyanlar sözdışı, özellikle bireysel nitelikteki yasakları onaylamak demokrasiye aykırı olur. Savcılık niçin böyle bir karar aldı, anlayamadım. Politik manipülasyon varsa eğer, o da sakat bence. Yasak, İmamoğlu’nun popülaritesini arttırmaktan başka bir işe yaramadı nitekim.
Bu arada gözüme takılan bir şeyi de yazmak istiyorum:
Boğazici köprüsüne asılan pankartın üzerindeki Free (özgürlük) sözcüğünü yadırgadım. Niçin Türkçe değil de İngilizce yazılmıştı özgürlük sözcüğü ?
Dil devrimini yapan CHP’ye bu yakışmadı. Sosyalist enternasyonalin toplantısına nazire olsun diye yapıldıysa bu, anlarım, ama yine de içime sindiremem. Özellikle de dünyanın en eski sömürgecisi ile gününüzün başempeyalistinin ortak dilini !.. Dünyanın zafere ulaşan ilk milli kurtuluş savaşını gerçekleştiren Türkiye’nin ulusal diline özgürlük sözcüğü her dilden daha çok yakışır !.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








