
KENT LOKANTALARI
10 Nisan 2025 00:07:28
Liberal iktisatçılar devletin/kamunun ekonomiye müdahalesinden hoşlanmıyorlar.
Kendi açılarından haklılar.Çünkü liberalizm sadece siyasi bir kavram değildir, aynı zamanda iktisadi bir kavramdır da..
Liberal ekonomi, serbest rekabete, liberal siyaset de çok partiye ya da bu anlamda demokrasiye dayalı olmalıdır.
Buradan bakıldığında kamunun/devletin ekonomiye müdahalesi sistemin işleyişini engeller.
Örneğin kapitalist ekonomilerde fiyatları arz-talep döngüsü belirler. Döngüye, müdahale edilirse sistemin iç dinamiklerinin pusulası şaşar...
Liberal iktisatçılar bu paradigmal yaklaşım ile örneğin Kent Lokantalarına karşıdırlar.
Çünkü Kent Lokantalarındaki fiyatlar serbest piyasada değil, belediyelerin ekonomi servislerinde saptanmaktadır. Bu, sistemin piyasa kurallarına aykırıdır. Lokantalarda da fiyatların maliyet+kar formülüne dayanılarak saptanması gerekir.
Liberal iktisatçılara göre, Kent Lokantalarındaki fiyatlar sistemin mantığına aykırıdır.
Bakın şu doğru:
Kent Lokantalarındaki fiyatlar gerçekten de gerçekçi değil. Dört yemeği 30-40 liraya satmak ancak aşırı bir zararı peşinen sineye çekmekle mümkün olabilir.
Liberal iktisatçılar, herhangi bir lokantada birkaç yüz liraya yiyebileceğiniz dört kap yemeğin 30-40 liraya satılmasının sırrına elbette vakıflar. Zaten pratikte karşı çıktıkları da o. Kent Lokantalarında da uygulanan sübvansiyonun kaynakların dengeli kullanımını engellediğini ileri sürerler...
Aslında karşı çıktıkları tam o değil.
Karşı çıktıkları ucuz yemeğin gerçekte sosyal dayanışma/paylaşım kültürünün ya da demokratik sol kültürün bir uygulaması olması.
Hayır, bu bir zenginden alınıp yoksula verme kurgusu değil, doğrudan bir halk dayanışması !
Kurgunun unsurları içinde ürünlere ulaşmada aracıyı aradan çıkartan bir yol izlenmesi de özünde sosyal bir politika.
“Halkçı belediyecilik” denilen sosyal belediyecilik anlayışı aslında Türkiye için yeni bir şey değil. Halka ucuz ekmek satmak, tanzim satış mağazaları açmak sol demokrat belediyeciliğin tarihinde de var.
Kent Lokantaları ise aynı dayanışma temeline oturuyor, ama sonuçta bir hibe değil ; yoksul halkın düşük bir bedelle beslenmesine katkı sağlayan yeni bir sosyal figür.
Benim bildiğim kadarıyla İBB’ye kalan böyle bir uygulama yoktu. Modelin yaratıcısı ve uygulayıcısı İBB/İmamoğlu.
Aslında bu modelin tüm yurtta yaygınlaşması gerekiyor. Çünkü mevcut Kent Lokantalarının önündeki kuyruklar modele olan ihtiyacın göstergesidir.
Liberal iktisatçıların Kent Lokantalarına karşı çıkmalarının nedeni, modelin devletçi ekonomi modeline yakın olmasıyla ilgili.
Kapitalizmin temel sloganı; “kar, daha çok kar”dır. Kâr dürtüsü ise özünde bireysel bir duygudur, öyle olduğu içindir ki amaca giden yolda tüm insansal duyguları eler.
Dönüp dolaşıp aynı kapıyı çalıyoruz.
Enflasyon, ücret yetersizliği, faiz baskısı, stokçuluk, fahiş fiyatlar, vb. tüm şikayet ettiğimiz sorunlar özünde sistemden ya da kapitalizmden kaynaklanıyor.
Yoksul halkın kent Lokantalarında yediği ucuz yemeğe bile tahammülü yok sistemin !
Sorunlar üzerinde kafa yorarsak, onları iyi anlamak için neyin, hangi sistemin üzerine bastıklarını da görmek zorundayız. Aksi halde hiçbir sorunun gerçek çözümüne ulaşamayız...
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








