
TÜM SORUNLARIN KÖKÜ...
23 Aralik 2024 00:16:35
Sadece Türkiye’de değil, olması gerektiği gibi demokratik devrimini yapamamış tüm ülkelerde düal/ikili bir toplumsal yapı vardır.
Genel olarak bakıldığında toplumsal sistemin etiketinde kapitalizm yazar; ama yakından bakıldığında bir önceki toplumsal sistemin ayak izleri her alanda görülebilir.
Bu yapı, feodal ve yarı-feodal kalıntıları ya da toplumsal ilişkileri bünyesinde barındıran kapitalist bir ülke şeklinde tanımlanır.
Feodal ve yarı-feodal ilişkiler siyasal ve kültürel üstyapıda, dinsel ve etnik sorunlar olarak izdüşümünü bulur.
Bunun en tipik siyasi örneği ülkemizde yaşanıyor. Türkiye Cumhuriyeti laik bir ülke, ama iktidarda laisizme hiç de sıcak bakmayan muhafazakar/islamcı bir parti oturuyor. Bu partinin ideolojik formasyonu ve yönetim tarzı, kaçınılmaz olarak ekonomiden milli eğitime kadar her alanda kendisini somut şekilde duyumsatıyor.
Bunun en tipik örneklerini milli eğitimde yaşıyoruz. Devlet laik, ama laik olması gereken milli eğitimde dinin, dini eğitim ve öğretimin ağırlığı gitgide artıyor.
Her alanda böyle bu Birisi “kalıntı” olan bu iki sistem her alanda iç-içe. İlginç olan iktidarın ideolojik formasyonu gereği “kalıntı”nın üstyapı etkinlikleri her alanda baskın şekilde kendisini duyumsatıyor.
Bu düal yapı doğal olarak homojen bir yapı değil, ontagonist/zıt çelişkiler içeren hetorojen bir yapı.
Uzlaşmaz ideolojik ve kültürel çelişkinin belirleyici yanı iktidarın ideolojik formasyonuna göre yer değiştirebiliyor.
Örneğin ilk seçimde CHP iktidara gelse, milli eğitimde gözlenen dinsel etkinlikler büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.
Peki tümüyle yok olacak mıdır ?
Hayır. Toplumsal sistemin düal (kapitalist/yarı-feodal) yapısı varlığını koruduğu sürece bu sorun da şu veya bu ağırlıkta varlığını koruyacak.
CHP, cumhuriyet devriminin siyasi önderiydi. Türkiye Cumhuriyetini CHP kurdu. Yeni devletin niteliklerini o belirledi.
Ekonomideki liberal denemeden sonra 1930’lu yıllarda formüle ettiği devletçi model ile farklı bir ekonomik yönetim tarzı ortaya koydu.
Gerçi bu devam etmedi, ettirmediler. Başta ABD olmak üzere Batı, liberal ekonomi modelini 1946’dan itibaren yeniden dayattı.
Sonuçta 21.yüzyılın başında ortaçağı kalıntılı neo-liberal bir ülke kaldı bize.
Güzelim ülkemizin tüm sorunları bu ikili yapıdan kaynaklanıyor.
Neoliberalizm teorik olarak muhafazakarlığa karşıdır. Eğer bu ikili arasında bir uzlaşma havası esiyorsa, yapay bir havadır bu. Göstermeliktir.
CHP bu yapıyı değiştirebilir mi ? Türkiye’yi yeniden tam bağımsız gerçekten demokratik bir ülke haline getirebilir mi ?
Ne yazık ki CHP’de 1930’lu yılların fabrika ayarlarına döneceğine ilişkin işaretler görülmüyor. İktidar olurlarsa reformist bir çizgi izleyecekler sanıyorum.
Bu da bir şeydir elbette, ama toplumsal sistemi rehabilite edecek radikal bir program karşısında olsa olsa ehven-i şer olabilir.
Kapitalizm artık gerici bir toplumsal sistem. Ortaçağ kalıntıları ile iç-içe bir kapitalist yapı gericiliği katlıyor.
Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum. Sorun toplumsal sistemde ! İki gerici sistemin toplamından ileri bir sistem çıkamayacağına göre siyasi iktidarın seçim yoluyla el değiştirmesi, örneğin AKP’nin gidip CHP’nin gelmesi, öncelikle ekonomik sistemi değiştirecek bir iradeden yoksun olacaksa, dedim ya, çok çok ehven-i şer olur.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








