
SURİYE’Lİ KADINLAR NE İSTEMEDİ ?
22 Aralik 2024 00:34:21
Suriye’li kadınlar ünlü Emevi meydanında toplanarak ülkelerinde demokratik/laik bir yönetim istediler.
Esad yönetimi dinci/şeriatçı bir yönetim değildi, ama tam lâik ve demokratik bir yönetim de değildi; kitabına uydurulmuş bir diktatörlük’tü.
Esad yönetimi demografik (nüfus) yapı içinde yüzde 12’lik bir paya sahip olan alevi-şii azınlığa dayanıyordu. Alevi-Şiilerin (Alevilik ile Şiilik aynı şey değildir, ama Hz. Ali taraftarlığı kökünden geldikleri için aralarında uzlaşmaz bir çelişki yoktur) İslam anlayışı şeriatçılığa sıcak bakmaz.
Laiklik, tıpkı demokrasi gibi, kapitalizmin ürünüdür; demokrasinin olmazsa olmazıdır. Laik sözcüğünün kökeni eski Yunan’da “halk” anlamına gelen “laos”tan gelir. Demokrasi ile laikliğin etimolojik kökü aynıdır.
Laiklik terimi, eski çağlardan bu güne ruhani bir sıfatı ve dini bir işlevi bulunmayan kişi, kurum ve nesneleri, kısaca dinin dışında kalan alanı belirlemek için kullanılmıştır.
Buradan bakıldığında laiklik, din alanı ile kamusal (kişi, kurum, devlet) alanını birbirinden ayırmaktır. Laiklik biryönetim ilkesidir ve devletin niteliklerinden birisidir.
Laiklik din ve kamusal alanları birbirinden ayırarak her ikisine de birer dokunulmazlık sınırı çizer. Kamusal alan din alanına, din alanı da kamusal alana girmemeli/karışmamalıdır.
Buradan bakıldığında laiklik inanç özgürlüğünün de teminatı olur. Kişilerin dini inanç ve inançsızlıklarını, herkesin serbestçe ibadet etmesini, ibadet etmeyenlere karışılmamasını öngörür. Bu açıdan bakıldığında laiklik bireyleri de, devleti de, dini de kendi içlerinde özgürleştirir. Bireysel ve kurumsal dokunulmazlık sağlar.
Tek cümlede özetlemek gerekirse; laiklik din karşıtlığı/düşmanlığı değildir. İnanç özgürlüğüdür.
Suriye’deki kadınlar ve tüm aydınlar böyle bir yönetim istiyor. Olması gereken de budur.
Şu var ki şu anki Suriye gerçeği orada laik-demokratik bir rejim kurulmasına engel. Selefi kökenli cihatçı El Nusra’dan ya da HTŞ’den bunu beklemek salaklık olur.
ABD’nin HTŞ’yi başlarda ılımlı bir çizgide tutacağını düşünüyorum. İçerdeki devasa sorunlar yeni bir iç-savaşı düşünürse HTŞ yönetimi olağanüstü katılaşabilir de...
**
Türkiye Cumhuriyetinin 1924 tarihli anayasasında devletin dininin İslam olduğu vurgulanıyordu. 1928 anayasasında bu hüküm kaldırıldı. 1937 yılında ise CHP programının temel ilkelerinden birisi olan laiklik ilkesi anayasaya girdi. Ancak devlet özerk bir dinsel alanın oluşmasına izin vermedi. Bir devlet kuruluşu olan Diyanet işleri aracılığı ile dinsel alandaki örgütlenmeleri kontrolü altında tuttu. Bu, laiklik ilkesinin cumhuriyet yorumuydu...
Düşünüyorum...
Türkiye’ye özgü bu laiklik modeli Suriye’de uygulanamaz mı ? Dini alanın devlet tarafından manipüle ve kontrol edeceği bir model ? Hiç değilse böyle bir şey ?
Komşu adına düşünmesi bile güzel değil mi ?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








