
KADINA ŞİDDET ?
26 Kasim 2024 00:31:07
Kadınlara yönelik şiddet olaylarında şiddet sözcüğü genelde cinayetle eşanlamlı kullanılıyor.
Oysa cinayet, şiddetin bir biçimi uç noktasıdır. Gerçekte şiddet kavramı çok kapsamlı bir kavram; psikolojik şiddetten fiili şiddete kadar çok farklı formlarda kendisini gösteriyor.
Kadına yönelik ÅŸiddet, öncelikle, kökleri ortaçaÄŸa uzanan bir kültür sorunudur. Kadının bir “mal” olarak görüldüğü ataerkil kültür, mal sahibine (!), “mal”ını dilediÄŸi gibi kullanma özgürlüğü de veriyor. Åžiddet bu özgürlüğün bir OrtaçaÄŸ formu .
Ortaçağ kültürü, adam gibi bir demokratik devrim yapamamış ülkelerde yaygındır. Bu gibi ülkelerde iki kültür; demokratik devrim yapamamış ülkelerde yaygındır. Bu gibi ülkelerde iki kültür; demokratik çağdaş kültür ile ataerkil kültür iç-içe yaşar. Bu düal/ikili kültürel yapı kadına olan toplumsal yaklaşımı da farklılaştırır. Demokrasi kültürü ile beslenen eğitimli, sosyalleşmiş erkeğin şiddet olaylarındaki rolü ve derinliği, ataerkil kültürün etkisindeki erkekten daha yaygın genelde. Demokrasi kültürü geliştikçe, sosyal yaşamda kadın-erkek eşitliği o oranda somutlaşır.
Bu, kültürel bakımdan rafineleşmiş erkeğin kadına şiddetle bulunmayacağı anlamına gelmez elbette. Ama en azından ölümcül boyutlara tırmanan şiddet ataerkil kültürün etkisindeki erkeklerde daha çok görülür.
Sonuçta bu bir demokratikleşme sorunudur. Demokrasi kültürü baskın kültür haline geldiği oranda ataerkil kültür gerileyecek, kadına yönelik şiddet olayları azalacaktır.
**
Kadına yönelik şiddet olayları ülkemizde de yaygın. Çünkü ülkemiz de adam gibi bir demokratik devrimden geçmedi. Ataerkil kültür bizde de baskın bir kültür konumunda. Bunda muhafazakar iktidarların da rolü büyük. bizdeki şiddet olaylarını, ataerkil kültürün lümpen kültürle iç-içe geçtiği bir vandalizm olarak nitelemek yanlış olmaz
**
Kadına şiddet olayları, özellikle bunların cinayet şeklinde boyutlanması, kadının güvenliği konusunu gündeme taşıyor.
Kim koruyacak kadını ?
İki başlı bir sorun bu:
Kadının ekonomik güvenceye sahip olması ya da kendi ayakları üzerinde duracağı bir işinin, gelirinin olması, kadın erkek ilişkilerinde kadına özgüven kazandırıyor.
Åžiddete uÄŸrayan kadınların çoÄŸunun “erkeÄŸin eline bakan” kadınlar olması da bunu gösteriyor. Ekonomik özgürlüğe sahip kadın diÄŸerlerine kıyasla daha az ÅŸiddete uÄŸruyor.
Sorunun diğer başı, şiddete uğrayan kadının yaşam ve cangüvenliğinin devlet tarafından güvenceye alınmasıdır.
Bu bizde yeterli değil. Sadece kadınlar değil, çocuklar da devlet güvencesini olması gerekenin çok altında duyumsuyorlar. Yanarak ölen beş çocuğun dramı henüz belleklerinde taze !
İktidarın kadın haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesinden çıkması, kadına şiddet konusundaki ataerkil bakışının özetidir. Bu yaklaşım, kadın güvenliği önlemlerinin yetersizliği şeklinde dışavuruyor.
Şöyle bağlayacağım:
*Kadına şiddet sorunu bir kültür sorunudur.
*Kadına şiddeti önlemenin en önemli unsurlarından birisi kadının ekonomik özgürlüğe sahip olmasıdır.
*Şiddetin her türüne karşı kadının korunması için alınan/alınacak önlemlerin çapı ve etkinliği, iktidarların kadına bakış açısıyla doğru orantılıdır. Siyasi otorite ataerkil kültürün etkisi altındaysa orada kadını şiddete karşı koruyacak önlemler yetersiz kalır.
Türkiye’de bu yaÅŸanıyor. Sorununun çözümü, demokratikleÅŸmedir. ÇaÄŸdaÅŸlaÅŸmadan ataerkil kültürün her alanda yarattığı toplumsal sorunlardan kurtulamayız. Bir ülkede laiklik tartışma konusu ise o ülkedeki en önemli sorun demokrasidir !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletiÅŸim
Müftü Mahallesi AteÅŸ Ahmet Sokak CerrahoÄŸlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.EreÄŸli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Åžikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








