
BEKLEDİĞİM OLUYOR
21 Kasim 2024 00:59:03
Fabrika ayarlarına dönecekler diye yazmıştım. Dönüyorlar… 31 Mart yerel seçim sonrası Erdoğan’ın yarattığı “yumuşama” dönemi bitti. Klasik siyasal mevzilenmeye/kutuplaşmaya dönülüyor…
Şu anlama geliyor bu. DEM+PKK CHP’ye itilecek. İttifak kendi içinde kenetlenecek. Kürt kitlelerine sıcak mesajlar verilecek. Muhalefet ve muhalif aydınlar değişik yöntemlerle etkisizleştirilecek. Muhalif belediyeler kıskaca alınacak. Uygun koşullar yaratılabilirse İmamoğlu ile Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmaları yasal yollardan engellenecek.
Erdoğan’ın bir erken seçimi göze aldığını düşünüyorum. Çünkü son gelişmeler teorikman bir erken seçim sürecine girilmek üzere olduğunu işaret ediyor.
Bu noktaya bir şekilde gelecektik. Bu kadar erken gelmemiz, anayasa değişikliği yolunun hızla kapanmasıyla ilgili.
Bahçeli’nin DEM’e el uzatması anayasa değişikliği içindi. DEM’in bunu fırsat bilip “çözüm”ü pazarlık masasına sürmesi de beklenen bir gelişmeydi. Ancak Bahçeli’nin hesapsız Öcalan çıkışı süreci başlamadan tıkadı. İttifak içinde soğuk rüzgarlar esmesine de neden oldu.
Erdoğan-Bahçeli görüşmesinden sonra durum dengelenmiş görünüyor. Bahçeli’nin Öcalan çıkışı, klasik mevzilenmeye dönülmesini hem hızlandırdı ve hem de zorunlu hale getirdi.
Benim görebildiğim kadarıyla Erdoğan erken seçimi kabullenmiş durumda.
Ama tabii bu hemen erken seçime gidileceği anlamına gelmiyor. İlkten yasal ve demokratik (!) yollardan seçimin yapılacağı mıntıkanın temizlenmesi gerekiyor.
Kayyım olaylarına, İmamoğlu ve Yavaş’a yönelik son operasyonlara, teğmenler olayına, en son Nasuh Mahruki’nin tutuklanmasına bu pencereden bakmak gerekiyor.
Gerçi seçim önceleri her iktidar böyle şeyler yapar; seçim alanını kendisi için olabilecek en elverişli koşullara kavuşturmaya çalışır. Ama, AKP iktidarı her iktidardan bir fazlasıdır. Sonuçta ülkede başkanlık sistemi var !
Son gelişmeler (ki buna DP’nin son genel kongresinde partisinin muhalif pozisyonunu esnetecek kuracak gelişmeler de eklenebilir) muhalefeti savunma moduna soktu. CHP’nin bu gibi durumlarda; yahut belli-başlı belediyelerinin kayyımlandırıldığı, olası cumhurbaşkanı adaylarının yasal engellere takıldığı, muhalif aydınların ve basının desteğinden mahrum bırakıldığı bir durumda uygulayacağı B planı var mıdır, bilmiyorum. Olmalı diyorum. Çünkü görünen köy kılavuz istemiyor. AKP ne pahasına olursa olsun koltuğunu korumak istiyor.
Her seçim sürecinde hukukiliği ve demokratikliği tartışılan gelişmeler olur; ama sanıyorum önümüzdeki seçim süreci negatif anlamda bir istisna olmaya aday.
Başta CHP olmak üzere tüm muhalefetin süreci en az hasarla atlatması için, el-ele veremeseler bile-, en azından birbirlerine sırt dönmemeleri gerekiyor. Çünkü son DP olayında da görüldüğü gibi iktidar seçim sürecinde muhalif partileri de rahat bırakmayacak gibi.
Buradan bakıldığında üç muhafazakar partinin; SP ile Gelecek ve Deva partilerinin birleşmeye çalışması yerinde bir adım.
CHP’nin muhalefetin kendi içinde derlenip-toparlanmasına ve belirli ilkeler temelinde birlikte hareket etmesine önderlik yapması gerekiyor.
Bir yıl içinde çok kritik bir seçim sürecine gireceğiz !. Siyaset satrancının usta işi hamlelere ihtiyaç duyacağı bir sürece ! Zorbalığın değil gücünü doğru kullanarak halkla bütünleşenlerin kazanacağı bir sürece !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








