
CHP’NİN BAŞINA KEMALİSTLER GELMELİ !
01 Kasim 2023 00:21:05
Devletin ve özel sektörün değişik alanlarda ve oranlarda birlikte yeraldığı ekonomik yapılanmaya “Karma ekonomi” deniliyor.
Model, üretim ve dağıtım araçlarının değişik sektörlerde ve oranlarda paylaşılmasını öngörüyor.
Bu model, tam kapitalist bir model değil, ama öte yandan sosyalist bir model de değil; ikisinin iç-içe geçtiği, ama fonksiyonel bakımdan sırtını kapitalizme yasladığı bir model.
Karma ekonomiyi, “devlet kapitalizmi” olarak tanımlayanlar var; sol görünümlü kapitalist ekonomi anlamında sosyal-kapitalist şeklinde tanımlayanlar da var. Ben ilkini tercih ederim.
**
Türkiye cumhuriyetini kuranların kurtuluştan sonraki devletleşme sürecinde karşılaştığı en önemli sorun, her bakımdan harabeye dönmüş bir ülkeyi nasıl kalkındıracakları sorunu idi. Atatürk ve arkadaşları elbette şunun farkındaydı: Siyasi bağımsızlık ekonomik bağımsızlık perçinlenemezse giderek ikisi de kaybedebilirdi.
1923’te İzmir İktisat Kongresi bunun için toplandı. Kongrede iki görüş tartışıldı ve oylandı.
İsmet İnönü ve Recep Peker, ekonomide devletin ağırlıklı olmasını istiyorlardı. Celal Bayar ve ekibi de özel sektörün…Bayar, devletin ekonomiye müdahalesinin ancak özel sektörün çapını aşan sektörlerde olabileceği tezini savunuyordu…İnönü ile Peker ise tam tersini…
Kongre, Bayar’in çizgisini kabül etti. Genç cumhuriyet kapitalizm; “kalkınma yolu” olarak kabullendi. Bu aynı zamanda bir toplumsal sistem seçeneğiydi de…
1923-1930’lar arasında devlet tüm gücünü özel sektörün arkasına yığdı. Bu, sosyal alanda bir kapitalist sınıf (burjuvazi) yaratmak amacını da taşıyordu.
Model tutmadı. Bir bakıma zorunlu olarak devletçiliği yönelindi. Devletin ağırlıklı olduğu bir model, karma-ekonomi modeli kabül edildi.
Karma-ekonomi modeli, daha sonraları CHP’den ayrılarak DP’yi kuran Adnan Menderes’in ifadesiyle “komünizm”falan değildi, devlet kapitalizmiydi gerçekte, çünkü üretim araçlarının özel mülkiyeti devam ediyordu…
Karma ekonomi modeli tuttu. 1930’lardan itibaren Türkiye ciddi bir kalkınma hamlesi başlattı. 1980’lerden itibaren Özal’ın ANAP’ının, daha sonra da Erdoğan’ın AKP’sinin sata sata bitiremedikleri devlet/kamu kuruluşları o dönemde yapıldı…
Sonrasını biliyoruz:
Daha 1948’larda Marshalll yardımı ile Türkiye ekonomisine el uzatan ABD’nin başını çektiği Batı, güzelim ülkemizi yeniden sultası altına aldı. Özal’la başlayan neo-liberal süreç bizi meteliğe kurşun attığımız bugünlere getirdi.
**
Ben ve benim gibi düşünenler yeniden karma-ekonomi modelini dönülmesini istiyoruz. CHP’nin altıok programına yeniden dönülmesini yahut. Buradan kalkarak Kasım Kurultayında neo-liberallerin değil, Kemalistlerin CHP’nin başına gelmesi gerektiğini söylüyoruz. Bir başka deyişle “değişim” cilerin…gerekçemiz, karma-ekonominin daha sağlıklı planlanması, bu şekilde spekülatif ve ölü yatırımlara daha kapıların kapatılması…
Kılıçdaroğlu solcu değil, sağcı bir politikacı. Bu yüzden CHP’nin Türkiye için ne anlama geldiğini özümseyemiyor. Doğası gereği neoliberalizme de bir tavrı yok. O sadece iktidarı istiyor. “Değişim” kavramını tüzük değişikliği ile özdeşleştirmesi de bunu gösteriyor zaten.
Oysa CHP’nin ihtiyacı bu değil. Şu: 1930’lu dönemin siyasi ve iktisadi temel ilkelerini, yaratıcı bir biçimde güncellemek !..
Buna Türkiye’nin de ihtiyacı var.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








