
HÜCRE
15 Aralik 2015 23:18:04
İnsanlığın bu güne kadar bulduğu en ağır ceza, insanı öteki insanlardan ayırmak ya da tecrit etmektir.
Yaşadığım için bilirim, daha ağır ceza yoktur.
Falaka, elektrik, filistin askısı, vb. fasa fisodur onun yanında
Psikolojik, biyolojik öteki sadistlikler de
Çünkü insan, toplumsal bir yaratıktır, toplumla birlikte varolur. Onu yaşarken defterden silmenin en şeytani yolu, tecrit etmektir.
Uygar dünya, sırf bu yüzden hiçbir zaman uygar olamadı. Tecrit, tüm dünyada varlığını koruyor çünkü hala.
Tecrit, hücreleme yöntemiyle uygulanır. İnsanı daracık bir hücreye tıkarlar, üzerine kapıyı kapatırlar.
Tek başınasınızdır artık. Yalnızlık, hemen etkilemez insanı, yavaş yavaş çöker içinize. Sizi, insanlığa bağlayan bir olanaktan da yoksunsanız; kağıt, kalem, kitap, gazete, fotoğraf gibi şeyler de yoksa yanınızda, ceza iyice ağırlaşır
Yalnızlığınızı güncel bir konu üzerinde yoğunlaşarak veya kendi sesinizin dostluğuna sığınarak hafifletmeye çalışırsınız başlarda.
Hücre, zaman kavramını da silip süpürür. İlk geceden başlayan uyku düzensizliği, giderek gündüz-gece kavramlarını da anlamsızlaştırır. Tepenizde tel bir kafes içinde sürekli yanan düşük vatlı ampul, geceyle gündüzün birbirine karışmasını kolaylaştırır
Geçenlerde, CHP milletvekili ve eski Ergenekon tutsağı Mustafa Balbay, TBMMnde bir hücre maketini vekillere gösterdi..
Fotoğrafa baktım, içi usta işi düzenlenmiş genişçe bir mezar !..
Can Dündar ile Erdem Gülü buralara tıkmışlar.
Sansaryan hanındaki siyasi polis hücreleri geldi aklıma İkinci gidişimde konuk (!) olduğum tabutluk ile onun bitişiğindeki daha genişçe hücreler
Dikine duran betondan bir tabut düşünün, önü ahşap kapaklı Birisi öyle bir yerdi. Öteki ondan birazcık daha geniş İlkinde ancak çömelerek uyuyabilirdiniz, daha geniş olan ötekinde betonun üzerine kıvrılarak
Bunlar, geçici konukluklardı. Hücre kavramı asıl daha sonra götürüldüğümüz bir sivil cezaevinde somutlaşmıştı içimde
Dündar
Biz bu olanaktan yoksunduk. Kağıt-kalem, gazete, kitap, sigara, kantin ve hatta, sık sık kesilen musluk suyunu biriktirmek için plastik kap bile yoktu. Karavanadan çıkan yoğurt kaplarını saklar, suyu orada biriktirirdik.
Şiir, türkü okur, çoğu kedi kadar farelerle dostluk kurardık. Hücrelerde yitip gitmemek için en iyi ilaç, insanın kendi sesi ile beynidir.
Nice sonra koğuşa çıktığımızda nerdeyse tahliye sevinci yaşamıştık.
Düşünce suçlusu olmak, o zaman da bir paye gibiydi ayrıca
ooo
Tecrit, insanlığın bulduğu en ağır cezadır; ama, yaşamın diyalektiği burdada işler. Hücre, sistematik düşünmenin, kendisiyle hesaplaşmanın, böylece daha rafine bir aydın hale gelmenin okuluna da dönüşür zamanla Ceza, kendi zıddını yaratır bu şekilde.
Dündarları hücreye atarak onları toplumdan soyutlayabilirsiniz, ama düşünmelerini, kendileriyle hesaplaşmalarını, böylece daha donanımlı aydınlar haline gelmelerini engelleyemezsiniz.
Düşünceyi hapsetmek olanaksızdır çünkü, O, her yerde ve her koşulda kendisini yeniden üretir
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








