
RADİKAL SOL VE KÜRT HAREKETİ
20 Mayis 2014 00:20:29
Radikal sol, milli meseleye, son analizde, sınıfsal bir gözlükle bakar.
Der ki; demokratik devrim aşamasında olsun, sosyalist devrim aşamasında olsun, milli toplulukların ana gövdeden ayrılma ya da kendi kaderlerini tayin etme hakları vardır.
Radikal sol, bizim Kürt meselesine de aynı açıdan bakar.
Ancak, der, ayrılma hakkı mutlak bir hak değildir. Ayrılma, kimi durumda özerkleşme, proleteryanın devrimci mücadelesine zarar verecekse, buna karşı çıkılır.
Bizim Kürt hareketi, asgari programı, özerklik/bağımsızlık olan bir proleter devrimci hareket ya da sosyalist hareket değildir. Irkçı/şoven bir harekettir.
Onların sorunu, Türkiyenin halkların ortak mücadelesiyle bağımsızlığına kavuşması, iç gericilikten arınması ve bir emekçi iktidarının kurulması sorunu değildir. Bizim Kürtçülerin, Kürt proleteryası dahil, Türkiye proletaryasının esenliği de umurlarında değildir.
Onlar, son analizde Pazar peşindedir.
Bu yaklaşım, milliyetçi/şoven bir yaklaşımdır. Tamam, kendi içinde doğrudur; ama, Kürdü, Türkü, Lazı, Boşnağı, vb. ile Türkiye proleter devrimci hareketini bölmeyi, Türkiye proleteryasını zayıf düşürmeye yol açacak bir harekettir de.
Soruna bu açıdan yaklaşıldığında, radikal solun Kürtlerin ayrılma hakkına karşı çıkmaları doğal hale geliyor.
Soruna bir de milli açıdan bakalım:
Kürt milliyetçilerinin, kendi topraklarına, pazarlarına, dil ve kültürlerine sahip olmaya hakları vardır.
Ama, bu hak, son analizde kimden yana kullanılacaktır ?
Tam bağımsız bir Kürdistandan yana mı, yoksa ABD emperyalizminin kuklalığından yana mı ?
Mevcut durum, ikinci olasılığın ağır bastığını gösteriyor :
PKKnın ABD tarafından himaye edilmesi, ABDnin bölgedeki Kürtleri, BOP bağlamında kendi arabasına koşma çabası, Kürt hareketinin vizyonunun tam bağımsız bir Kürdistan olmadığını da ortaya çıkartıyor.
Bu ikisi elenince ne kalıyor geriye ?
ABD lehine Türkiyeyi bölmeyi amaçlayan şoven bir hareket; provakatif bir ırkçı hareket !..
Kürt hareketi, eğer proletaryanın siyasal önderliğindeki bir hareket, yahut radikal bir sol hareket olsaydı,
Türkiyenin tam bağımsızlığı ve iç-gericilikten arınması için Türkler ve öteki halklarla ortak bir mücadele platformunda yer alırdı.
Özerklik ve ayrılma, devrimden sonra masaya konulurdu.
ABDnin kucağında iç-politikaların bir piyonu haline gelen Kürt hareketine ne milli açıdan, ne de sınıfsal açıdan olumlu bakmaya olanak yoktur.
VAHŞİ KAPİTALİZM BU KEZ SOMADA YAKAYI ELE VERDİ !
Somadaki maden faciasını TVlerde ilk öğrendiğimde, hayır, acı değil, bir başka duygu sarstı beni : Öfke ! İçimden bağıra bağıra küfretmek geldi. Çok geçmedi, ağlarken yakaladım kendimi !
Öfkeden ağlıyordum !..
Özellikle toplu emekçi ölümleri karşısında hep aynı duyguya kapılırım.
Tamam, içim acır, ama çok geçmez bir öfke patlamasına dönüşür bu!..
Çünkü bilirim ki emekçi ölümlerinin arkasında, kader değil, vahşi kapitalistlerin daha çok kar dürtüsü yatar.
Kapitalist işçiyi aşırı üretime zorlar.
Eksik malzeme ve çağdışı teknoloji kullanır.
Bu vahşetin, hırsızlığın faturası, yaralanmalar,ölümler biçiminde karşımıza çıkar.
Bunlar kaza değildir. Çaktırmadan işlenen cinayetlerdir !
Üstelik ne ilktir, ne de son olacaktır bunlar.
Vahşi kapitalizm, bir seri katildir !
Göreceksiniz, Soma faciasının altından da aşırı kar dürtüsü ve ona bağlı üçkağıtçılıklar çıkacaktır ! Ve kitabına uygun biçimde üstü örtülecektir hepsinin !..
Çünkü sistem, kendisini korumak zorundadır !
Soma faciasından sonra kendisini gösteren toplu tepkiler; iş bırakmalar, çeşitli protesto gösterileri elbette alkışlanması gereken hareketlerdir.
Ama, bunlar sistemin ruhuna yönelmediği taktirde kalıcı izler de bırakmayacaktır.
Olsa olsa, sermaye çevreleri ile onların arabasındaki siyasetçilerin üçbeş günah çıkartma şovlarına yol açacaktır!.. Vahşi Kapitalizm !.. Onu safdışı bırakmadan ne facia boyutlarındaki iş cinayetlerini önleyebilirsiniz ve ne de, buna koşut olarak, vahşi sömürüyü !..
Çoktandır milliyetçi sularda kulaç atan bizim sol, sınıfsallığı unuttu !..
Emekçi ölümlerinin gitgide büyümesinde onlarında suçu vardır !..
İLKELERDE BİRLİK ŞARTTIR!
Bir siyasal partide, özellikle de merkez sol bir partide, her kafadan bir ses çıkmasını örgüt-içi demokrasi şalıyla örtebilir miyiz ?
Saçma olur !
Örgüt-içi demokrasi, adı üzerinde, içerideki demokrasidir.
Kararlar çok sesli bir ortamda alınır, dışarıya tek ses olarak verilir.
Buna, sol literatürde demokratik merkeziyetçilik denilir.
Kararların aşağıdan yukarıya doğru alınması, demokrasidir. Yukarıdan aşağıya doğru uygulanması ise merkeziyetçiliktir.
Sol parti olma savındaki CHPde ise, deyim yerinde ise, her kafadan bir ses çıkıyor !
Örneğin Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlunun Danıştayın yaşgünü töreninde yaptığı ve gerçekçi eleştiriler içeren konuşmasına, CHP Genel Başkan yardımcılarından birisi destek çıktı, aynı sıfatı taşıyan bir başkası karşı çıktı !
Bu, çok seslilik, demokrasi falan değildir !
İlkesizliktir !
CHP tepe yönetimi, epeydir ilkesiz bir birliktelik sergiliyor. Solun ilkelerde birlik şarttır sloganı, CHPde ilkelerde birlik zorunlu değildire dönüşmüş durumda !
Böyle sol parti olmaz !..
HARUN ERSOY
Doğa; insanı, denizi, ormanı, kurdukuşu ile kendi içinde şaşırtıcı çelişkiler ve düzensizlikler barındıran akılalmaz bir organizasyon.
Bu müthiş organizasyonun anayasası ise şu:
Her canlı ölür !
Su sinekleri 24 saat yaşar. Çınarlar 700-800 yıl. Ama, sonuçta çınarlar da ölür !..
Ölüm-yaşam ikilemi doğanın diyalektiğidir.
Yerel basının sayıları gitgide azalan çınarlarından birisi daha devrildi ! Harun Ersoy yok artık !. Onu en verimli çağında kaybettik !..
Gazeteciliğe başladığı ilk yıllardan başlayarak uzunca bir süre birlikte çalışmıştık Harunla.Ereğlide genel yönetmenliğini yaptığım gazetenin Zonguldak Temsilcisiydi Harun. Çekirdekten yetişme, iyi bir gazeteciydi.
Harunun yerel medya içinde ayrıcalıklı bir yeri de vardı. O, sadece iyi bir gazeteci değil, iyi bir insandı da.
Bu ikincisi daha önemlidir bence.
Binbir pisliğin bataklığa döndürdüğü günümüz medya ortamında iyi bir insan olarak da sivrilmek ve iyi bir insan/gazeteci olarak yaşama veda etmek, her babayiğidin harcı değildir.
Hep söylerim zaten:
Kötü insanlardan iyi gazeteci çıkmaz!
Çünkü gazeteci, son analizde, kötülüklerle mücadele eden insani bir hamura sahiptir, öyle olması gerekir.
Harunun adı bir yerlerde yaşatılmalıdır.
Bunu hak etti.
Güle güle eski dost..Işıklar içinde yat
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








