
DURUM
06 Aralik 2013 00:17:23
Cemaat-AKP kavgası ve sonucu üzerine çok şey yazılıp çiziliyor. Ama, cemaatin artık resmen bir toplumsal/siyasal olgu haline gelmesinin ve öyle kabul edilmesinin üzerinde duran pek yok!
PKKdan sonra Gülen Cemaati de resmen bir toplumsal ve siyasal güç odağı artık!..
Esas önemli olan budur bence.
Sözcü gazetesinin değerli yazarı Emin Çölaşan, uzunca bir süredir bu gerçeği berrak şekilde dile getiriyor ve bugün Türkiyeyi şu üç güç odağının yönettiğini yazıyor:
AKP, Cemaat ve PKK.
Çölaşan bunu şöyle somutlaştırıyor:
Tayyip, Gülen ve Apo.
Bu doğrudan kalkarak şu saptamayı yapmak olasıdır:
Türkiye tek başına AKP tarafından değil, bir koalisyon tarafından yönetiliyor. Koalisyonun iki temel direği, şeriatçılar ile Kürt şovenleridir.
Cemaat-AKP kavgası, gerçekte koalisyon ortakları arasındaki güç kavgasıdır.Bir diğer deyişle pastanın paylaşımı kavgası! Malum, arslan payını daima daha güçlü olan kapar. Sırtlan payı, artıktır sadece! Her iki taraf da arslanlığını ispat kavgasında bugün!..
İlk raundu, cemaat kazanmış görünüyor. Dersanelerin dönüştürülmesinin(!) iki yıl sonraya ertelenmesi bunu gösteriyor. Sanıyoruz ikinci raundun gonguna yerel, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimden sonra vurulacak! Yani, güç kavgası hiçbir zaman bitmeyecek. Zaman içinde meydana gelecek güç dengelerindeki değişiklikler, pastanın paylaşımında da izdüşümünü bulacak.
Şu soru kendiliğinden geliyor akla:
Sonuçta kim kazanır?
Cemaat!
Çünkü AKP iktidardan düşerse, Tek Adam ve çevresi kaybolup gider; ama cemaat, başka koalisyon olanakları yaratmak için yoluna devam eder. Bu taa 1946dan bu yana böyle olmuştur.
Cemaatlerin öncüleri değişmiş, ama cemaatçilik varlığını korumuştur.
Bu açıdan bakıldığında Türkiyenin temel sorunu son analizde, AKP değildir, cemaatçiliktir!..
Koalisyonun üçüncü ortağı olan PKK ise, şu sıralar Barzaninin gölgesinde ayak sürüyor. Irak Kürt Bölgesi ile Barzaninin flörtü, petrolle pekiştirilebilirse, açılımın hızı da eni-konu azalacaktır. Şu var ki, Bağdatı bu konuda ketenpeye getirmek zor görünüyor.
Bütün bu gelişmelerin arkasında ise, Obamanın tırnakları manikürlü eli vardır. Obama, usta ve sabırlı bir oyuncu edasıyla, Türkiye santrancında yeni hamleler deniyor. Örneğin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlunun ABDye davet edilmesi, Kılıçdaroğlunun orada cemaatin kitle örgütleri ile buluşması, ABDnin Türkiye stratejisini değiştirebileceğinin işaretleri sayılabilir.
Yerel seçimde AKPnin oyu düşerse, Tayyip Erdoğanı hiçbir güç ayakta tutamaz artık!..
Bu noktada bir soru çıkıyor ortaya:
ABD, CHPye oynayabilir mi?
ABDnin dış politikadaki bilinen pragmatizmi, bu soruya hayır dememizi engelliyor. ABD, Mısırda olduğu gibi, Türkiyede de bir iktidar değişikliğine pekala yeşil ışık yakabilir.
Yukarıdaki senaryolar, güzelim ülkemizin elli küsür yıl içinde nereden nereye getirildiğinin de aynası gibidir:
Türkiye bugün ABD emperyalizmine bağımlı, içerde şeriatçı-şoven bir koalisyon tarafından yönetilen bölünme-parçalanma tehdidi altındaki bir ülkedir!
Bunu aşmanın yolu biliniyor:
Yurtsever güçlerin iktidara gelmesi!
İlk sınav, yerel seçimlerdir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








