
SPOR VE SİYASET
01 Ekim 2013 17:23:09
Spora siyaset sokmak lafı, boş laftır.
Çünkü siyaset zaten dibine kadar sporun içindedir; özellikle de kitlevi sporların
Siyaset kitlelerle yapılır. Kitlenin olduğu yerde siyaset de vardır.
Ünlü faşist lider Adolf Hitleri dünya lideri katına 1936 Berlin Olimpiyatları taşımıştı örneğin. Berlin Olimpiyatları, faşizmin vahşi yüzünü örten bir barış maskesi gibiydi öte yandan.
Sonrasını biliyoruz.
Bizim dünya liderimiz de, liderliğini katlamak için olimpiyatlara talip oldu, ama nasihat aldı.
Bu, doğaldı.
Sporu şikeye batmış, demokrasisi ayvayı yemiş, PKK ve Suriye bataklıklarında debelenen bir ülkeye kimse olimpiyat vermezdi.
Türkiyeye olimpiyat vermek, öncelikle uluslararası sermaye çevreleri için bir riskti. Çok büyük paraların döndüğü olimpiyat oyunlarının en risksiz bir ülkede yapılması, sermayenin geleneksel ilkesidir.
Olimpiyat ruhu denilen şey, bir çalım, uluslararası barış ruhudur. O ruhun özünü ise, gerçekte, uluslar arası sermayenin kirli ruhu oluşturur.
o o o
Spor ve siyaset birbirinden beslenen, sürekli olarak iletişim içinde olan iki kavramdır.
Bir genelleme yapmak gerekirse, eğer bir ülkede devrimci bir süreç yaşanıyorsa, spora devrim damgasını vurur. Tersi ise, karşıdevrim!..
1923 devriminden sonra, sporumuza ulusallık kavramı damgasını vurmuştu.
Karşıdevrimin iktidara oturduğu çok partili rejimle birlikte, süreç zaman içinde tersine döndü.
Profesyonellik olayı ile kitlevi sporlar, sermayenin dümensuyuna girdi. Günümüzün spor kulüpleri hisseleri borsada işlem gören birer dev holdinge dönüşürken, sporcular da alınıp satılan birer meta haline geldi.
Bugün spora damgasını basan sermaye ruhudur.
Karşıdevrimci süreçte de ulusal ve sınıfsal karşıtlıkların sürmesi, rejimin değiştirilmek istendiği AKP döneminde siyasetin sporla daha çok iç-içe geçmesine yol açtı. Basını, yargıyı, orduyu avucuna alan siyasal iktidarın, özellikle kitlevi sporları es geçmesi beklenemezdi.
Gezi olayları, iktidarın alttan alta sürdürdüğü sporu da ele geçirme planının iyice açığa çıkmasına yol açtı.
Bugün futbol sahalarında golü attıktan sonra Rabia işareti yapan sporcularımız da var, tribünlerden koro halinde siyasal iktidarı eleştiren taraftarlarımız da
Bu, kaçınılmaz bir durumdur.
Dinci siyasetçilerin son olarak dev bütçesi ve 25 milyon taraftarı ile ağızları sulandıran Fenerbahçeyi ele geçirme operasyonu ile gezi eylemlerine omuz veren Beşiktaşın Çarşı Grubunu provoke etme tezgahı, sporun iyice aktif güncel siyasetin içine çekildiğini gösteriyor.
Siyasal iktidardan bağımsız olarak özellikle futbol alanında dünya çapında bir isim yapan G.Saraya karşı TFF kanalıyla girişilen son Fatih Terim odaklı provokasyonu da aktif güncel siyasetin dışında saymak yanıltıcı olur.
AKP iktidarı, sporu da tümüyle ele geçirme operasyonunun düğmesine basmıştır.
İlk ağızda Çarşı gibi muhalif taraftar kitlelerini susturma operasyonunu başlatmıştır.
İleri Demokrasinin kitlevi sporlardaki son fotoğrafı budur!
1936 Berlin Olimpiyatlarında Hitler, tribünlerin sevgilisiydi.
Erdoğan da bunu istiyor!..
İstiyor, ama şunu anlayamıyor:
Zorla güzellik olmaz!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








