
HALK HAREKETLERİ VE ÖNDERLİK
20 Agustos 2013 17:17:40
Bir ülkede devrimci mücadele ile devrimin karakterini, o ülkedeki baş çelişki belirler.
Eğer baş çelişki, ulusal-demokratik çelişki ise, mücadelenin ve öngörülen devrimin karakteri de bu olur.
Yok, baş çelişki sınıfsal çelişki ise, devrimci mücadele ile öngörülen devrimin karakteri de bu olur.
İlki milli-demokratik devrim, diğeri sosyalist devrimi öngörür. Mücadele sürecine bunlar damgasını basar.
Baş çelişki, devrimci mücadelenin pusulasıdır.
Eğer baş çelişkinin saptanmasında yanılgıya düşülürse, devrimci mücadelenin hedefi de sapar; her şey arap saçına döner!..
Bugün ülkemizdeki baş çelişki ulusal çelişki midir, yoksa sınıfsal çelişki midir ?
Emperyalizmin açık-gizli işgali altındaki ülkelerde baş çelişki, ulusal çelişki olmuştur hep. Ulusal çelişkinin iki zıt cephesini, emperyalizmle işbirliği içindeki tüm tutucu güçler oluşturur. Diğer cepheyi de, antiemperyalist ve antifeodal güçler!..
Bugün Türkiyede başçelişki, emperyalizm ve (AKP iktidarında somutlaşan) gerici güçler ile ulusal-demokratik güçler arasındaki çelişkidir.
Bu çelişki ancak, milli ve demokratik nitelikteki bir devrimle çözümlenebilir.
Gezi eylemlerinin başını çektiği halk hareketi, baş çelişkiye koşut bir hareketti. Ancak, hedef eni-konu daraltılmış; hükümet istifa sloganına indirgenmişti. Gerçi, Atatürkün askerleriyiz sloganı, mücadelenin içeriği ile hedefini göstermiyor değildi. Ama, yine de kabul etmemiz gerekir ki, antiemperyalist mücadele, sloganlarda bile ıskalanmıştı! Denilebilir ki, halkın hareketi, olanca iyi niyetine ve cesaretine rağmen, örneğin 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerindeki halk hareketlerinin gerisinde kaldı.
Umuyoruz bu çok önemli eksiklik, zaman içinde giderilecektir.
Marx, gerçek devrimcidir der.
Gerçeği yakalamak için gerektiğinde eleştiri-özeleştirisi ilkesini en acımasızca hayata geçirmek gerekir.
Aksi halde, spontane halk eylemlerinin kuyruğuna takılmak kaçınılmaz olur! Bu da devrimci mücadeleye zarar verir.
Çünkü, önderi olmayan kitle hareketleri, çok kolay provoke edilir. Bölünmüş, birbirine düşürülmüş halk hareketleri faşist bir diktatörlüğün kırmızı halısına dönüşür!..
Çoklarının iddia ettiği gibi faşist bir diktatörlüğü, radikal devrimci eylemler çağırmaz, provoke edilmiş öndersiz kitle hareketleri çağırır!..
12 Martta ve 12 Eylülde böyle olmuştu!..
o o o
Başa dönelim:
Baş çelişkinin ulusal çelişki olması, sınıfsal çelişkilerin çöp tenekesine atılmasını mı gerektirir?
Hayır! Sınıfsal çelişkiler ulusal-demokratik mücadele sürecinde tali plana düşer, ama ötelenmez. Gerektiğinde, uygun koşullarda, ulusal mücadele yer yer sınıfsal bir derinliğe de kavuşturulabilir.
Nasıl?
Emekçi kitlelerini de ideolojik kimliklerini koruması koşuluyla, mücadele cephesinin önderliği altında birleştirerek!..
Bunun için de önderliğin gerçek ideolojik-siyasal kimliğini yakasına takması gerekir!.Nihai çözümü göstermesi gerekir!..
Aksi tutum, popülizmdir, halk dalkavukluğudur ve proleter devrimci mücadeleyi daha başkan vizyonsuz bırakmaktır!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








