
"ANADOLU KAPLANLARI"KOÇ AVINDA !
01 Agustos 2013 23:07:58
Batı ülkelerindeki demokratik devrimler, örneğin İngiliz, Fransız, ABD devrimleri, milli burjuvazinin önderliğinde yapıldı.
Milli(antiemperyalist) ve demokratik(antifeodal) nitelikteki Cumhuriyet Devrimimizin başını ise, asker-sivil aydınlar çekti.
Çünkü milli burjuvazimiz yoktu. Her şey yabancıların elindeydi.
Bu durum, tarihsel gelişim/değişim yasaları ile pek uyuşmuyordu.
Bunu, Cumhuriyet Devrimini gerçekleştiren sivil-asker aydınlar da biliyorlardı.
1923 yılında İzmir'de toplanan İktisat Kongresi'nin ana amacı, Milli bir sanayi yaratmaktı. Bu aynı zamanda bir milli burjuva sınıfı yaratmak anlamına da geliyordu.
Örneğin, İktisat Kongresinde (bu doğrultuda) alınan kararların bazıları şöyleydi.
&8226; Büyük sermayeli ticaret ve sanayi bankalarının kurulması.
&8226; Gümrük himayesi.
&8226; Çiftçiler ile tüccar ve sanayicilere kredi sağlanması.
&8226; Milli ürünler için asgari bir deniz ve kara taşıma ücretinin saptanması.
Nitekim, kongre kararlarına paralel olarak 1924'te İş Bankası kurulmuş, 1925'te de Sanayi ve Maadin(Madenler) Bankası hizmete sokulmuştur.
1923-1931 devresinde özel teşebbüs devletin himayeci kanatları altına alınmış; örneğin 1925- 1931 yıllarında özel girişimcilere, petrol dahil, madencilik alanında geniş imtiyazlar sağlanmıştır. Bunun en somut örneği, 1927 tarihli Teşvik-i Sanayi Kanunu'dur.
Şu var ki, çoğu zaman olduğu gibi, evdeki hesap çarşıya çok uymamıştır !
1929 tarihli bilançolara göre, Türkiye'deki toplam 166 şirketin 33'ü yabancı, 133'ü ise yerli niteliktedir. Ancak, sözkonusu yerli şirketlerin yönetim kurullarını oluşturan 625 kişinin 181'i "gayri-Türktür"(Bkz.Dr.Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye'de Kapitalizmin Gelişimi, Tarih ve Devrim Yayınevi 1974, s.86).
Öte yandan, 1923-1931 devresinde tekellerin hemen tamamı, çoğu yabancı ya da yabancıların paravanı konumundaki şirketlere devredilmiştir. Örneğin petrol ve benzin tekeli bir Amerikan şirketine (Standart Oil Company), Kibrit-çakmak tekeli yine bir Amerikan şirketine(The American Türkish Invesment Corporotain), İspirto ve alkollü içkiler tekeli de, 1927 yılına kadar, bir Polonya şirketine; limanlar tekeli, devlet özel sektör ortaklığından (49+51) oluşan bir A.Ş.'ye verilmiştir.
Diğer yandan, şeker sanayine özel girişimciler ortak alınmış, Sanayi ve Maadin Bankası'nın Osmanlı'dan devraldığı İşletmelerin kısa süre içinde özel sektöre aktarılacağı yasa metinlerine geçmiştir.Samsun-Bafra hattı özel sektör tarafından yapılmış, demiryolu yapımları büyük ölçüde yabancı şirketlere ihale edilmiştir.
Kısaca denilebilir ki, 1923-1931 devresi, yerli sermayedarların hızla yükseldiği, yabancı sermaye ile iç-içe geçtiği bu şekilde dışa dönük kapitalist bir yapının köşetaşlarının yerleştirildiği bir devre olmuştur. (Bkz.Sina Çıladır, Taşkömürü Havzasının Devletçilik Dönemi, 1999, s.13-14).
Bu bir bakıma kaçınılmaz bir durumdu. Yerli sanayici(burjuvazi) yetiştirme çabası, kaçınılmaz olarak, yer yer uluslar arası sermaye ile iç-içe geçilmesini zorunlu kılıyordu. Çünkü, 20.yüzyılın başında, artık tüm dünyada, genç Sovyetler Birliği'nin dışına, kapalı ekonomi diye bir şey kalmamıştı. Sanayileşmek için, sanayi devrimini yapmış ülkelerin deneyimlerinden ve finansal katkılarından yararlanmak gerekiyordu. İktisat Kongresinde ele alınan kapitalist yol'un kaçınılmaz bir sonucuydu bu.
Devletin denetimindeki özel sektörcülük, özellikle Demokrat Parti iktidarı döneminde (1950-1960) ,(Cumhuriyet yönetiminin teşvikleriyle palazlanan) yerli sermaye, yabancı sermaye ile, ama onların lehine, yakın ilişkiler kurarak, "milli ekonomi"nin yabancılaşmasına önayak olmuştur.
Adnan Menderes'in Türkiye'yi "Küçük Amerika" yapma hayali, ülkenin özellikle ABD'nin ekonomik-siyasal denetimine girmesi sonucunu doğurmuştur.
1950 sonrası devrede, dışa bağımlılık artmış, devlet ekonomik alandan büyük ölçüde çıkartılmıştır.
Aynı süreç, yerli(milli) burjuvazinin işbirlikçi burjuvaziye dönüşmesi sürecidir de !
İşbirlikçi burjuvazi, zamanla, kendi içinde, Batı değerlerini benimseyen laik bir elit kesim de yaratmıştır : Koç'lar, Sabancı'lar vb.
Bu kesim, özellikle Özal döneminde iyice serpilip gelişmiştir.
o o o
Bugünkü durum nedir peki ?
Bugünün sosyo-ekonomik alandaki en önemli gelişmesi AKP iktidarı ile kanatlanan Anadolu ticaret burjuvazisinin (ki AKP'nin sınıfsal tabanını oluşturuyorlar) yeni hedeflere, laik elit burjuvazinin imparatorluğuna gözünü dikmesidir.
"Anadolu kaplanları" diye anılan bu kesim, ticaret alanındaki büyük sıçramasını sanayi kesimine de aktarmak istiyor.
Şu var ki bu alan, laik elitler tarafından kapatılmıştır !..
AKP'nin Koç grubuna karşı başlattığı denetim(!) seferberliğini sadece Gezi'ye bağlamak yanlıştır. Koç'lara yönelik operasyonun bir de sınıfsal temeli vardır. "Anadolu kaplanları", yerlerine gözünü diktiği laik elitleri tasfiye etmeyi amaçlamaktadır. Teşbihte(benzetmede) hata olmaz denilir: "Anadolu Kaplanları" , Koç avına çıkmıştır ! Bunun, laik elitlerin diğer kesimlerine de yansıtılması çok şaşırtıcı olmayacaktır.
Laik elitler ne yapar bu durumda ?
Çok şey ! Ama, bunu göze alabilirlerse !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








