
SOL VE SANDIK
20 Temmuz 2013 17:16:13
İttifak olmalı mı başlık yazımda Türkiye’de bugün başçelişkinin ulusal çelişki olduğunu, bu nedenle ulusallığı reddeden AKP ile Kürt şovenizminin partisi konumunda ki BDP’ye karşı geniş tabanlı bir ulusal-demokratik platformu oluşturulması gerektiğini söylemiştim.
AKP-BDP gerici ittifakına karşı en önemli iki milli oyuncu, CHP ile MHP’dir. Bu ikisinin olası bir seçim ittifakı yaşamsal önemdedir.
Sosyalistlerin, bu olası ittifaka zemin yaratma etkinliklerine katılması gerekir.
Ama, şu koşullarda:
1- İttifakın içine girmeden, dışardan destekleyerek.
2- Sınıfsal pusulayı hiç elden bırakmayarak !..
İkinci madde, dışardan desteğin gerekçesidir.
Sol; liberal, sosyal demokrat ve şoven ittifakının küçük ortağı olduğu, yani ittifak içinde bizzat yeraldığı takdirde, sınıfsal pusulayı arka cebine koymak zorunda kalır!Böylece, sosyalist-sol, şovenizmle garnilenmiş liberal-sosyal demokrat ittifakının kuyruğuna takılır. Eleştiri ve devrimci yaptırım haklarını kaybeder.
Bunu önlemenin yolu, ulusal birlik hareketinin ön saflarında yeralmak, ama sağ ile somut ittifaklardan kaçınmaktır.
Sosyalist-sol her koşulda bağımsızlığını ve sınıf pusulasını korumak zorundadır. Aksi halde, kendi sağındaki güçlerin/partilerin etkisi altına girer, gerçek kimliğini yitirir.
Göze görünür sol’un en büyük zaafı bugün bu ! Sınıfsallığı unutması ! AKP ile BDP’nin tabanındaki emekçilere, milliyetçi sloganlarla yaklaşma çabası !..
Bu, yanlıştır. Ulusal bilinci zaten yeteri kadar berrak olan Kürt gençleri ve emekçileri ile AKP tabanındaki yurttaşlar, örneğin gezi eylemleri içinde yerlerini almışlardır ve alıyorlar.Onlara ulusalcılık propagandası yapmaya gerek yoktur. AKP ile BDP tabanlarındaki şovenizmin ve ümmetçiliğin etkisi altındaki emekçilere ise ulusalcı sloganlarla değil, sınıfsal sloganlarla yaklaşmak, daha çok etki yaratır bu nedenle.
Yani, ulusal mücadelenin yer yer sınıfsal bir derinliğe de kavuşturulması doğru bir tutumdur.
Bugün sosyalist-sol’un önündeki sandık seçenekleri şunlardır:
1-Seçimleri boykot etmek.
2- Seçimlere her türlü ittifakı reddederek katılmak.
3- Ulusalcı seçim ittifaklarını dışardan desteklemek.
4- Sağ partilerle somut ittifaklara girişmek.
5- Kendi içinde ittifaklara girişip bağımsız veya üzerinde uzlaşılan bir parti çatısı altında seçimlere katılmak.
Anlaşıldığı kadarıyla, sosyalist-sol’un bu konuda kafası karışık !
Örneğin İşçi Partisi, bir yandan CHP-MHP-İP koalisyonunu önerirken, öte yandan da gezi eylemcileri ile birleşip kendi göbeğini kesme seçeneği üzerinde duruyor gibi. Ancak, hareketin odağında İP’in mi, yoksa “Milli Merkez”in mi olacağı henüz netleşmiş değil. Yani, seçimlere, İP çatısı altındaki bir ittifakla mı katılınacak, yoksa “Milli Merkez” in koordinesinde gezi eylemcileri ve İP’in tabanının desteğini alacak bağımsız adaylarla mı ?..
Burası henüz net değil.
Kaldı ki gezi eylemcileri hiçbir siyasi partinin ipoteği altında da değil. Bunlar, yaşamlarına müdahale edilmesine karşı çıkan özgür yurttaşlar.
Kısa süre içinde tüm yurda yayılan ve halen de devam eden halk isyanının doğru analiz edilmesi ve doğru hedeflere yönlendirilmesi yaşamsal önem taşıyor.
12 Mart ve 12 Eylül’de yaşadık. Öndersiz ve dolayısıyla hedefsiz kalmış halk başkaldırıları kolay provoke edilir. Bu şekilde o büyük enerji, daha otoriter ya da faşist bir diktanın taşıyıcısı haline de gelebilir.
Gezi eylemlerini dışardan kontrol ettikleri izlenimi vermeye çalışanları, eğer bu doğru ise, tarihi bir sınav bekliyor ! Gezi başkaldırısı nereye, hangi hedefe(hedeflere) kanalize edilecek ? Seçim sandığına mı yoksa(yeniden) meydanlara mı ? Seçim sandığına ise, hangi çatı altında ve nasıl ?..
Halk hareketinin çiçeklendirdiği meydanlar güzeldir; ama, doğru önderlikle doğru hedeflere yöneltilmesi halinde ! Doğru hedeflere yönlendirilmemiş kitle tepkileri, son çözümlemede, egemenlere “zımmen” kan naklinde bulunur ! Bunun tarihi vebali de, gezi eylemlerini sahiplenmeye çalışanlar için çok ağır olur !..
Kişisel görüşüm, siyasi bir önderliğe ve yeterli örgütlenmeye sahip olmayan halk hareketini seçim sandığına kanalize etmek bugün için en doğru yoldur.
Sosyalist-sol, genel seçimlerdeki gibi, yanlış bir taktik siyasetle, bu büyük enerjinin sandıkta kaybolmasına yol açmamalıdır !
Çünkü bugün için AKP iktidarını sandıkta yenmek, tarihi önem taşıyor !..
Uygun yörelerde, bağımsız adaylarla yapılacak keşif uçuşları sözdışı, sosyalist-sol’un, CHP ile MHP eksenindeki olası bir ittifakı, dışardan desteklemesi daha doğru olacaktır. Gezi başkaldırısı ancak bu şekilde, milli mücadeleye eşsiz bir katkıda bulunabilir.
Sandıkta boyunun ölçüsünü alacak bir AKP dağılıp gider !..
Sonuç olarak şunu söyleyeceğim:
Bir tek oyu bile nafile kılma riski taşıyan bir seçim stratejisi, sonuçta iktidarın işine yarar.
Türkiye bugün, olmak ya da olmamak süreci içinde.Seçimleri de kapsayacak bu süreçte hayalciliğe, içi-boş slogancılığa, sonuçsuz kalacak ittifaklara, kısaca devrimci fantezilere yer yoktur !..
Marx, “gerçek devrimcidir”der.
Sol, gerçekçi olmak zorundadır.
Tamam, sandıktan devrim çıkmaz; ama, hiç değilse karşı devrim (yeniden) çıkmamalıdır !..
AKP-BDP gerici ittifakına karşı en önemli iki milli oyuncu, CHP ile MHP’dir. Bu ikisinin olası bir seçim ittifakı yaşamsal önemdedir.
Sosyalistlerin, bu olası ittifaka zemin yaratma etkinliklerine katılması gerekir.
Ama, şu koşullarda:
1- İttifakın içine girmeden, dışardan destekleyerek.
2- Sınıfsal pusulayı hiç elden bırakmayarak !..
İkinci madde, dışardan desteğin gerekçesidir.
Sol; liberal, sosyal demokrat ve şoven ittifakının küçük ortağı olduğu, yani ittifak içinde bizzat yeraldığı takdirde, sınıfsal pusulayı arka cebine koymak zorunda kalır!Böylece, sosyalist-sol, şovenizmle garnilenmiş liberal-sosyal demokrat ittifakının kuyruğuna takılır. Eleştiri ve devrimci yaptırım haklarını kaybeder.
Bunu önlemenin yolu, ulusal birlik hareketinin ön saflarında yeralmak, ama sağ ile somut ittifaklardan kaçınmaktır.
Sosyalist-sol her koşulda bağımsızlığını ve sınıf pusulasını korumak zorundadır. Aksi halde, kendi sağındaki güçlerin/partilerin etkisi altına girer, gerçek kimliğini yitirir.
Göze görünür sol’un en büyük zaafı bugün bu ! Sınıfsallığı unutması ! AKP ile BDP’nin tabanındaki emekçilere, milliyetçi sloganlarla yaklaşma çabası !..
Bu, yanlıştır. Ulusal bilinci zaten yeteri kadar berrak olan Kürt gençleri ve emekçileri ile AKP tabanındaki yurttaşlar, örneğin gezi eylemleri içinde yerlerini almışlardır ve alıyorlar.Onlara ulusalcılık propagandası yapmaya gerek yoktur. AKP ile BDP tabanlarındaki şovenizmin ve ümmetçiliğin etkisi altındaki emekçilere ise ulusalcı sloganlarla değil, sınıfsal sloganlarla yaklaşmak, daha çok etki yaratır bu nedenle.
Yani, ulusal mücadelenin yer yer sınıfsal bir derinliğe de kavuşturulması doğru bir tutumdur.
Bugün sosyalist-sol’un önündeki sandık seçenekleri şunlardır:
1-Seçimleri boykot etmek.
2- Seçimlere her türlü ittifakı reddederek katılmak.
3- Ulusalcı seçim ittifaklarını dışardan desteklemek.
4- Sağ partilerle somut ittifaklara girişmek.
5- Kendi içinde ittifaklara girişip bağımsız veya üzerinde uzlaşılan bir parti çatısı altında seçimlere katılmak.
Anlaşıldığı kadarıyla, sosyalist-sol’un bu konuda kafası karışık !
Örneğin İşçi Partisi, bir yandan CHP-MHP-İP koalisyonunu önerirken, öte yandan da gezi eylemcileri ile birleşip kendi göbeğini kesme seçeneği üzerinde duruyor gibi. Ancak, hareketin odağında İP’in mi, yoksa “Milli Merkez”in mi olacağı henüz netleşmiş değil. Yani, seçimlere, İP çatısı altındaki bir ittifakla mı katılınacak, yoksa “Milli Merkez” in koordinesinde gezi eylemcileri ve İP’in tabanının desteğini alacak bağımsız adaylarla mı ?..
Burası henüz net değil.
Kaldı ki gezi eylemcileri hiçbir siyasi partinin ipoteği altında da değil. Bunlar, yaşamlarına müdahale edilmesine karşı çıkan özgür yurttaşlar.
Kısa süre içinde tüm yurda yayılan ve halen de devam eden halk isyanının doğru analiz edilmesi ve doğru hedeflere yönlendirilmesi yaşamsal önem taşıyor.
12 Mart ve 12 Eylül’de yaşadık. Öndersiz ve dolayısıyla hedefsiz kalmış halk başkaldırıları kolay provoke edilir. Bu şekilde o büyük enerji, daha otoriter ya da faşist bir diktanın taşıyıcısı haline de gelebilir.
Gezi eylemlerini dışardan kontrol ettikleri izlenimi vermeye çalışanları, eğer bu doğru ise, tarihi bir sınav bekliyor ! Gezi başkaldırısı nereye, hangi hedefe(hedeflere) kanalize edilecek ? Seçim sandığına mı yoksa(yeniden) meydanlara mı ? Seçim sandığına ise, hangi çatı altında ve nasıl ?..
Halk hareketinin çiçeklendirdiği meydanlar güzeldir; ama, doğru önderlikle doğru hedeflere yöneltilmesi halinde ! Doğru hedeflere yönlendirilmemiş kitle tepkileri, son çözümlemede, egemenlere “zımmen” kan naklinde bulunur ! Bunun tarihi vebali de, gezi eylemlerini sahiplenmeye çalışanlar için çok ağır olur !..
Kişisel görüşüm, siyasi bir önderliğe ve yeterli örgütlenmeye sahip olmayan halk hareketini seçim sandığına kanalize etmek bugün için en doğru yoldur.
Sosyalist-sol, genel seçimlerdeki gibi, yanlış bir taktik siyasetle, bu büyük enerjinin sandıkta kaybolmasına yol açmamalıdır !
Çünkü bugün için AKP iktidarını sandıkta yenmek, tarihi önem taşıyor !..
Uygun yörelerde, bağımsız adaylarla yapılacak keşif uçuşları sözdışı, sosyalist-sol’un, CHP ile MHP eksenindeki olası bir ittifakı, dışardan desteklemesi daha doğru olacaktır. Gezi başkaldırısı ancak bu şekilde, milli mücadeleye eşsiz bir katkıda bulunabilir.
Sandıkta boyunun ölçüsünü alacak bir AKP dağılıp gider !..
Sonuç olarak şunu söyleyeceğim:
Bir tek oyu bile nafile kılma riski taşıyan bir seçim stratejisi, sonuçta iktidarın işine yarar.
Türkiye bugün, olmak ya da olmamak süreci içinde.Seçimleri de kapsayacak bu süreçte hayalciliğe, içi-boş slogancılığa, sonuçsuz kalacak ittifaklara, kısaca devrimci fantezilere yer yoktur !..
Marx, “gerçek devrimcidir”der.
Sol, gerçekçi olmak zorundadır.
Tamam, sandıktan devrim çıkmaz; ama, hiç değilse karşı devrim (yeniden) çıkmamalıdır !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








