
GEZİ EYLEMLERİ VE SEÇİMLER
03 Temmuz 2013 23:36:51
Solda şu tartışılıyor:
Seçimler boykot edilip eylemler sürdürülmeli mi, yoksa gezi patlaması sandığa mı kanalize edilmeli ?
Soru yaşamsal önemdedir. Çünkü bu aşamada verilecek yanlış bir karar, sola da, Türkiyeye de telafisi olanaksız zararlar verebilir.
Gezi eylemleri şunu ortaya çıkarttı :
Halk kitleleri eskisi gibi yönetilmek istemiyor.
Yönetenler de (AKP iktidarı) eskisi gibi yönetemez hale geldi.
Marksist literatürde bu tabloya, devrim durumu denilir.
Ancak, her devrim durumundan devrim çıkacak diye bir kural da yoktur. Faşist bir darbe de çıkabilir; 12 Mart ve 12 Eylülde olduğu gibi !.. Yahut, mevcut sivil yönetim faşist bir kimliğe de bürünebilir; Menderes döneminde olduğu gibi !
Başkaldıran kitlelerin sımsıkı örgütlenmiş, her türlü mücadeleye yatkın bir öncüsü yoksa, ikinci olasılık ağır basar. 12 Mart ve 12 Eylülde olduğu gibi !
Türkiye bugün olgunlaşmamış bir devrim durumu yaşıyor.
Devrim durumunun giderek olgunlaşabileceğini gösteren işaretler de var.
İşte tam bu noktada şu soru ortaya çıkıyor :
Peki, kitlelere milli-demokratik nitelikteki devrimci mücadelelerinde önderlik yapacak bir proletarya partisi var mı ?
Bu soruya olumsuz cevap vermek zorundayız. Çünkü gerçek bu !..
Türkiye solu, küçük küçük sol partilerin keskin lafazanlığını bir yana koyacak olursanız, büyük ölçüde hem örgütsüz ve hem de liberal milliyetçi ve şoven akımların etkisi altında !
Yani pratikte, sol kavramının sınıfsal kimliği yok olmuş durumda ! Günümüz solunun temel stratejisi, tüm milliyetçileri bir araya toplamak ! Bu da pratikte, öncelikle ülkücü-sol ittifakı şeklinde karşımıza çıkıyor ! Daha net bir ifadeyle, ülkücüler ile sosyalistlerin ittifak arayışı şeklinde !..
Geçenlerde İP ileri gelenlerinden bir arkadaş şöyle yazıyordu : Ülkücüler, 1970e göre sola daha yakın !..
Buradan şöyle bir anlam çıkıyor :
Ülkücüler, 12 Mart döneminde de sola yakındılar, ama şimdi daha yakınlar !..
Bu saptamanın doğru olmadığını biliyoruz.
Sosyalistler ile ülkücüler, 12 Mart döneminde, gladyonun tezgahı sonucu, birbirini kurşunluyorlardı !..
Yok, buradaki yakınlık teorik bir tahlilse, o zaman şunu söylemek yanlış olmaz sanırım Ülkücüler sola değil; sol, ülkücülere yaklaşıyor !..
En azından İP için böyle bu !
İki akımı birleştiren ortak zemin nedir peki ?
Türk milliyetçiliğinin şoven yorumu !..Nitekim, İP Genel Başkanvekili, geçenlerde bir TVde yaptığı konuşmada, ittifakın Türki Cumhuriyetlerini de kapsayacağı tespitini yapıyordu !..
Bakalım bu milliyetçi-sosyalist ittifakı stratejisinden politik-pratikte ne şekiller çıkacak?..
Milliyetçiliğin derini kişiyi sosyalizme götürür tespiti, tartışmaya hep açık olmuştur;ama, milliyetçiliğin derini kişiyi faşizme götürür tespiti tartışmaya kapalıdır. Çünkü pratik defalarca doğrulamıştır bunu !..
Devam edelim :
Cumhuriyet Devrimine gönül vermiş herkesin,her örgütün, özellikle şu içinde bulunduğumuz karşı-devrim sürecinde bir araya gelmesi esastır.
ABD-AKP-BDP ve gladyo ittifakına karşı böyle bir birliktelik yaratmak zorunludur.
Sorun şu :
Kim önderlik yapacak bu ittifaka ?
Bugün bu soru boşluktadır ! Ayağa kalkan kitleleri somut hedeflere yönlendirecek bir öncü parti yoksa, kitle eylemleri, son analizde, faşist bir yönetimin gerekçesi haline de gelebilir. 12 Mart ve 12 Eylülde olduğu gibi !..
Bu tuzaklara yakalanmamak için, gezi eylemleri ile açığa çıkan kitle enerjisini, yerel seçimlere yönlendirmek gerekir. Sol için sandık, son analizde, nihai mücadele yönetimi değildir. Ama,bugün için başka sağlıklı yol da yoktur.
Sandığı karşısına almış kitle eylemleri, mevcut koşullarda, parlamenter faşizme kan naklinde bulunmaktan öte bir işleve sahip olamaz !..
AKPyi sandıkta da yenmek gerekir !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








