
EYLEMLERİN YOL HARİTASI
12 Haziran 2013 14:25:03
Olayları marjinal gruplar çıkartıyor
Aşırı uçlar kitleleri provoke ediyor
Aşırı uçların sızdığı kitleler yanlış yönlendiriliyor
Yukarıdaki vecizeler (!), toplumsal patlamaların egemenler katındaki yorumlarıdır ki, tümü aynı kapıya çıkar:
Kitleleri tahrik edenler aşırı uçlardır!..
Bu mantık, kitlelerin tahrik olmaması için, aşırı uçların nötralize edilmesi gerektiği sonucuna varır.
Aynı zamanda da kolluk şiddetini kamufleye!..
Benim çok sıcak şekilde yaşadığım 12 Marttan bu yana olan tüm toplumsal patlamaların gerekçesi böyle konulmuştur!
Taksim patlaması karşısında iktidarın sözcüleri de aynı kırık plağı demagojinin gramofonuna koydular:
Aşırı uçlar kitleleri tahrik ediyor!..
Bu yaklaşım, aşırı derecede saf kitlelerde, toplumsal patlamaların aslında yapay olduğu izlenimini yaratmayı amaçlıyor. Başkaldıran halk kitleleri, hinoğlu hinleri iğvasına kapılmış bir tür safları topluluklarına dönüştürülüyor böylece!
Bu, hıyarca bir argümandır, ama her zaman işe yarar.
Kitle eylemleri iki şekilde provoke edilir:
1)Lafla
2)Karşı eylemlerle..
Taksim kökenli eylemler şimdilik lafla provoke edilmeye çalışılıyor. İki biçimde yapılıyor bu:
a)Başkaldırı, bir çevre olayı olarak izole edilmeye çalışılıyor.
b)Marjinal gruplar ya da uçlar edebiyatı ile saptırılmak isteniyor.
Bunun peşinden provokatif karşı eylemler gelecektir!..
Provokatif eylemler, her zamanki gibi gladyo tarafından organize edilecektir. Ama bu kez, 12 Mart ve 12 Eylülün aksine, ülkücüler değil, PKK yandaşları kullanılacaktır.
Hedef, tüm yurda yayılan direnişlerin ana karargâhı olan Taksim Gezisinin polis ile PKKnın denetimine girmesidir.
Önce şu, çevrecilik savı ya da gevezeliği üzerinde duralım:
Eylemler sırasında görüldü ki, başta spontane (kendiliğinden gelme) bir çevre eylemi şeklinde ortaya çıkan direniş, çok kısa bir süre içinde ilkten Topçu Kışlasına, sonra da Tayyip Erdoğana, onun kişiliğinde de AKP iktidarına bir tepkiye dönüştü.
Kim nasıl yorumlarsa yorumlasın, direniş, özünde, ideolojik-politik bir direniştir. Direnişi başlatan gençlerin partisiz olmaları, eylemlerin apolitik eylemler olduğunu göstermez.
Nitekim eylemler, daha üçüncü gününde Tayyip Erdoğan istifa, AKP hükümeti istifa şeklinde siyasal bir boyutlanmaya uğradı.
Bu, haklı zemindeki spontane hareketlerin, mücadele sürecinde politikleşmesi olayından başka bir şey değildir.
Çünkü Topçu Kışlası için ağaç kesmek, sonuçta ideolojik bir eylemdir.
Belirli bir sınıfsal temele yaslı ya da belirli bir sosyal sınıfın ideolojisine koşut bir eylemi, bu gerçek göz ardı edilerek göğüslemeye çalışmak saflıktır. Polis terörü, kitlelerin bu doğrultuda aydınlanmasında etkili olmuştur.
Peki bundan sonra ne olur?
Bu sorunun yanıtı, kitle eylemlerinin sürekliliğine, boyutuna ve mutlaka bir önderliğe sahip olup olmasına bağlıdır.
Ama, şu kesindir artık: AKP, dönüştürme programını en azından seçimlere kadar askıya almak zorunda kalacaktır!
Bu açıdan bakıldığında, halk kitlelerinin tarihin akışını değiştirecek bir olaya imza attıkları söylenebilir.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








