
PEKİ ÇÖZÜM?
05 Haziran 2013 17:00:00
Şu ünlü özdeyişi kim bilmez:
Bir kıvılcım koskoca bir bozkırı tutuşturur.
Taksim gezisindeki direniş, kıvılcımdı; tüm Türkiye’yi tutuşturdu.
Peki, ÅŸimdi ne olacak?
Bu soruya bir yanıt aramadan önce su soruya bir yanıt vermemiz gerekiyor:
Nedir kitle eylemlerinin düşünsel içeriği ve programı?
Direnişin düşünsel içeriği belli: Anti-AKP, anti-şeriatçı bir hareket bu. Milli demokratik bir hareket!..
Bu niteliği ile Türkiye’nin bugünkü sosyo-politik dengelerine uygun bir hareket!..
Ama işler bu noktada çatallaşıyor. Çünkü hareketin siyasal bir önderi ve somut bir programı yok!
AKP’yi istemiyoruz, tamam. Peki onun yerine kimi, neyi ve nasıl koyacağız? Eğer koyabilirsek, programı ne olacak yeni hareketin?
Yavaş yavaş bu tartışılmaya başlandı.
Bu iyi birşeydir. Çünkü düne kadar yıkılamaz, yenilemez, sanılan AKP’nin o kadar güçlü olmadığı son kitle eylemleri ile ortaya çıktı. Ki, ondan sonrası tartışılıyor!..
Bunda, iktidarın, daha doğrusu Tayyip Erdoğan’ın kitleleri hiçe sayan, aşırı kibirli, dayatmacı tavrı tetikleyici oldu. Kibir, aşırı dayatmacı tavır, halkın karşısına polis terörü olarak çıktı. Ama, o da yetmedi! Yetmezdi de! Çünkü kitle hareketlerini sürgit kolluk önlemleri ile bastırmak olanaksızdır! Baskı tepkiye, şiddet şiddete yol açar!..
Kitle hareketleri daha da büyürse, AKP olağanüstü hal veya sıkıyönetim önlemlerine yönelebilir. Ama bu da, iktidarın hem yenildiği anlamına gelir, hem de dizginleri askere teslim ettiği anlamına ki, AKP için yandık demektir bu!..
Sanıyorum AKP, eylemlerin sürmesi halinde, erken seçim kararı alacaktır. Altı ay ara ile yerel-genel seçimler ve AKP-BDP anayasasının referanduma sunulması ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birbirine eklenecektir.
Son direniş şöyle bir toplumsal tablo çıkarttı ortaya:
Kitleler, eskisi gibi yönetilmek istemiyorlar.
Yönetenler de eskisi gibi yönetemez hale geldiler.
Marksist literatürde bu tabloya, “devrim durumu” denilir.
Ancak, her devrim durumundan devrim çıkacak diye bir kural da yoktur. Maskesiz faşizm de çıkabilir! 12 Mart ve 12 Eylül’de olduğu gibi!..
Gündemdeki bir başka senaryo da şu:
Diyelim ki AKP hükümeti, kitle tepkilerine dayanamayarak istifa etti.
Kim geçecek onun yerine?
CHP-MHP koalisyonu mu? Yani bir azınlık hükümeti mi?
Yoksa, bu ikisine İP’in de katılacağı bir Milli Hükümet mi?
Bunlar tartışılıyor şu sıralar!
Bu senaryoların tümü, kitle eylemlerinin sürekliliğine bağlıdır. Bunun için de bir siyasal önderliğine!..
Kitle hareketleri, eğer tutarlı bir siyasal önderliğe kavuşamazsa, bu tür bumergana da dönüşebilir. Faşist bir diktatörlüğün bahanesi haline de gelebilir!..
Türkiye yol ayrımında!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletiÅŸim
Müftü Mahallesi AteÅŸ Ahmet Sokak CerrahoÄŸlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.EreÄŸli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Åžikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








