
MUHALEFET SINIFTA KALDI!
04 Haziran 2013 17:00:00
AKPye karşı sürdürülen direnişler, o körolası pragmatizmin, çok geniş çevreleri nasıl da önüne kattığını bir kez daha gösterdi.
Siyasal partilerin büyükleri, eylemlerden nasıl yararlanırız ve kötüsü gelirse nasıl yakamızı sıyırırız kurnazlığına soyundular.
Örneğin CHP İle MHP, parti olarak eylemlerin içinde olmadıklarını açıkladılar.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, eylemcilerin içinde partimizden kimse yok sözleriyle açıyı daha da daralttı. Orada da durmadı, polis şiddetini mazur gösterecek sözler de söyledi.
Kısaca MHP, itidalli davrandı imajı yaratarak, eylemleri, gelecek seçim için kendine göre kullandı. Eylemler olmasaydı, MHP bu taktik siyaseti uygulayacak bir başka zemin de bulamayacaktı.
BDP de aynı yolu tuttu. Çözüm sürecine ola ki zarar verir düşüncesiyle direnişten uzak kaldı, durumu lafla kurtarmaya çalıştı. Yani, BDP de, eylemleri, AKP iktidarına olan bağlılığını gösteren bir platform olarak kullandı.
CHP, her zamanki gibi, iki arada bir deredeydi!
CHP, parti olarak eylemlerin içinde olmadıklarını açıkladı; ama, tepkiler üzerine bir miting düzenleme kararı aldı. Eylemler yurt çapına yayılınca bu kez mitingden vazgeçti, yürüyüş düzenleyeceğini açıkladı. O da olmayınca, Taksim Parkına çiçek dikme gibi çevreci bir kulvara kayıp kitleleri yalnız bıraktı!..
CHP hem vardı, hem yoktu özetle!..
Denilebilir ki, TBMMnde temsil edilen muhalefet partileri, kitlelere önderlik yapamadılar! Kitle eylemlerine, utanç verici bir şekilde, pragmatik açıdan yaklaştılar.
Eylemlerin fikri önderliğini yaptığı savındaki İşçi Partisi de, gerçekte geri plandaydı. Eylemlerin önderli TGB ile öteki gençlik örgütlerine bırakılmıştı.
Oysa tüm yurdu saran eylemler, spontane değil, siyasal nitelikteki halk eylemleriydi!...
Gençliği halkın önüne koymak, yanlıştı. Gençlik bir sosyal sınıf değildir çünkü!..
İstanbuldaki eylemlerle ilgili izlenimlerini Aydınlık gazetesinin pazartesi günlü sayısında kaleme alan eski dostlardan Rafet Ballı da öndersizlikten yakınıyordu!..
Hep söylerim:
Öndersiz kitleler açık yara gibidir. Kolayca provoke edilebilirler. Kolayca yanlış yönlere kanalize edilebilirler. Kolayca, amaçlarından saptırılabilirler.
Biz bunu 12 Mart ve 12 Eylülde sıcak şekilde yaşadık.
Her iki dönemde de, kitlelere önderlik yapacak genişlikte ve derinlikte bir öncü parti yoktu. Kitleler bunun için yenilmişlerdi.
Bu işler çocuk oyuncağı değildir! Meydanlarda pankart sallayıp halay çekmek iyidir, hoştur ama, bir hedefiniz ve öncünüz yoksa, o büyük enerjinin israf edilmesi de her zaman gündemde kalır!
Ve olası ağır bir yenilgi, devrimci coşkuyu derin bir yılgınlığa da dönüştürebilir.
DİSKin çıkışı bu açıdan önemlidir. DİSK, iktidarın karşısına somut bir programla çıktı. Bir anlamda kitlelere yolgösterdi, önderlik yolunu açtı. Ama, unutmamak gerekir ki DİSK, siyasal parti değildir!.. Onun programı da siyasal bir program değildir!
Kitleler, gerçek önderlerini bekliyor!..
Yoksa
Bu cümleyi tamamlamak istemiyorum, çünkü acı veriyor!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








