
İÇKİ YASAĞI AYRINTIDIR!
27 Mayis 2013 15:31:05
AKPnin temel felsefesi, Cumhuriyetçiliğin ya da ulusalcılığın reddidir!
Bunun tersi de doğrudur:
Cumhuriyetçilik, siyasal iktidarın ideolojik-siyasal mayasını oluşturan dinciliğin (şeriatçılığın) reddidir.
Toplumsal diyalektiğin temel yasasına göre, birbirinin zıddı olan bu iki akım birlikte de varolabilirler, birbirinin zıddına da dönüşebilirler.
Dinci rejimin laik rejime dönüşmesi olayı, burjuva-demokratik anlamda devrimdir; tersi, karşıdevrimdir.
Devrim-karşıdevrim gelgitinde kimi zaman belirleyici süreç, devrimci süreç; kimi zaman da karşıdevrimci süreç olabilir.
Türkiye 1946dan bu yana (27 Mayısa rağmen) karşıdevrimci bir süreç yaşıyor. Karşıdevrim, AKP iktidarı ile sıçradı; dizginleri eline aldı! 19231946 arasındaki devrimci süreç, yerini karşıdevrime bıraktı.
Yaşadığımız süreç, karşıdevrim sürecidir.
Bizim neo-liberallerin anlamadığı yahut anlamak istemedikleri gerçek bu! Onlar diyorlar ki; Türkiye, asker-sivil aydın vesayetinden yakasını kurtarmalı, gerçek bir demokratik açılım içine girmelidir .
Vesayeti, 12 Eylül rejimi ile somutlaştırıyorlar.
Neo-liberallerin temel çizgisi, 12 Eylülcülüğün reddi!..
12 Eylül, kapısı dinciliğe açık, Cumhuriyet rejiminin şoven bir yorumuydu!.
Ümmetçilerle liberalleri buluşturan zemin de burasıdır! Ümmetçiler, milliyetçiliğe, onun bir türevi olan şovenizme karşıdırlar. Liberaller de faşizmin alternatifi olduğunu kabul ettikleri demokrasi adına 12 Eylül rejimine ve onun kalıntılarına karşıdırlar. Darbeler, her ikisinin de hedefindedir.
Liberaller, AKP iktidarını ileri demokrasiye koşullamaya çalışırken, dinciler de, ümmetçi karakterleri gereği, milliyetçiliğe tavır alıyorlar, liberalleri bu doğrultuda koşulluyorlar.
Karşıdevrimci sürecin giderek dinci bir derinleşmeye uğraması, bizim neo-liberallerin bir kısmının ayaklarını suya erdirdi! Rejim, liberalizme, demokrasiye değil, dinciliğe doğru derinleşiyor! Yahut İslamcı bir cumhuriyete doğru! Bu hareketin sınıfsal temelini de, burjuvazinin en tutucu kanadı olan Anadolu ticaret burjuvazisi ile cemaatler oluşturuyor.
Bu durumda burjuvazinin TUSİADta örgütlenen laik elitist tabakası da siyasal iktidarın hedefi haline geldi; onlar da ulusalcılar kervanına dahil edildiler.
İdeolojik ve siyasal mevzilenme kabaca şöyle:
Dinciler: (Tutucu Anadolu ticaret burjuvazisi ile cemaatler).
Ulusalcılar: (Emekçiler, radikal küçükburjuvazi ile burjuvazinin laik tabakası).
Neo-liberaller iki arada bir derede! Sınıfsal tabanları muğlâk!
Bunların bir kısmı, demokrasi adına Kürt hareketine omuz verip durumu kurtarmaya çalışırken, bir kısmı da dinci iktidarın dümensuyundaki konumlarını koruyorlar.
Gelgelelim, neo-liberaller, bir yandan dincilikle kimyaları uyuşmadığı için, öte yandan da Kürt hareketlerinin, son analizde, emperyalizmin güdümündeki bir hareket olduğunun iyice açığa çıkması nedeniyle, ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar!..
Paradoks şurada:
Dinci hareketten Batı tipi bir demokrasi beklemek budalalıktır! Olmaz öyle şey! Nitekim olmuyor da!
Öte yandan, şoven Kürt milliyetçiliğinde demokrasi aramak da budalalıktır! Olmaz öyle şey!..
Laik Cumhuriyet rejimi, dinci bir rejime dönüştürülüyor! İçki yasağı küçük bir ayrıntıdır. Bunun peşi gelecektir!..
Ulusalcı güçler, bu süreci tersine çevirebilirler mi? Nasıl?
Günümüzün temel sorusu bugün budur!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








