
AKILLILAR SEFERİ REFERANDUM İÇİN!
18 Nisan 2013 14:36:07
Akıl adamlar, barış-kardeşlik seferine çıkmadan önce şu soruyu sormalıydılar kendilerine:
Kitlelere barış-kardeşlik öğüdü vermenin amacı ne ?
Soru yerindedir. Çünkü Türk-Kürt ayrımcılığı yapanlar; Türkü, Ermenisi, Boşnakı, Süryanisi, Lazı Çerkesi, vb. ile kaynaşmış bir bütün oluşturan sokaktaki adam değil! Halk kitleleri değil! Etnik ayrımlar, sokaktaki adamın aklına bile gelmiyor! Örneğin bu satırları okuyan sevgili okurum, mahalle bakkalının, kapı komşunun, market tezgâhtarının, ilaçlarını aldığı eczacının vb. etnik kimliğini soruşturmak aklına geldi mi hiç? Sanmıyorum!
Cumhuriyet devriminin en büyük başarısı budur işte! Anadoluda bin yıldır aynı topraklar üzerinde yaşayan halkları, Türkiye Cumhuriyeti içinde sımsıkı birleştirmek!..
Peki o halde akıl adamların seferinin amacı ne?
Tereciye tere satmak değilse, niye yollara düştü 63 seçmece akıllı?
Sakın Başkanlık sistemini de içeren AKP-BDP anayasınının altyapısını hazırlamak için olmasın!
Öyle gözüküyor!
Yanlış adrese verilen mesajlar, aslında referandumunun evetlenmesinin tezgahından başka bir şey değil!..
Yahut, Türkiyeyi bölge tezgahından!..
Sam Amca, keyiften dörtkol çengi!..
Bizimkiler, mütakere döneminde İngiliz Muhipleri(dostları) Derneğinin tezgahladığı Nasihat Heyetine nasıl da benziyorlar!..
DEMOKRASİ SADECE PARLAMENTARİZM MİDİR?
Şu yaklaşım, yarım-aydın yaklaşımıdır:
Bir ülkede serbest seçimlere dayalı çok partili parlamentarist bir rejim varsa, o ülkede demokrasi de vardır!
Bu yaklaşım, bundandır, 1946 yılını, yani ülkemizde çok partili rejime geçilmesi yılını, demokrasiye ilk adım olarak kabul eder. Aynı yaklaşıma göre, 1950de Demokrat Partinin (DP) iktidara gelmesi demokrasi zaferidir!..
Günümüzün oryantalist aydınları da parlamentarizmi demokrasiyle eşdeğer gören formalist bir bakış açısına sahipler. Onlara göre, parlamento açık, serbest seçimler varsa, orada demokrasi de vardır!
Bu açıdan bakıldığında AKPnin laik rejimi dinci bir rejime dönüştürme hareketi, demokratik bir harekettir!.
Gelelim şu demokrasi lafına
Demokrasi, kabaca halk yönetimi anlamına gelir.
İyi ama kimdir halk?
Halk, kötü tanıma elverişli bir kavramdır.. Kavram, toplumsal sistemlere göre içerik değiştirir.
Örneğin eski Romada da sandık vardı. Ama, sandık köleler ile kadınlara kapalıydı! Halkı, köleler ile soyluların dışındakiler oluşturuyordu. Köleci Roma demokrasisi, gerçekte soyluların diktatörlüğünden başka bir şey değildi!..
Halk kavramının içeriği, feodal toplumda da değişti. Örneğin Osmanlı monarşisinde halkı saray ile soyluların (toprak beylerinin) dışındaki ayak takımı oluşturuyordu. Sandık yoktu. Demokrasi yoktu.
Demokrasi kavramının Roma demokrasisi gibi düzmece bir kavram olmaktan kısmen çıktığı dönem, feodalizmi yıkan burjuva devrimleriyle açıldı. Bu kez halk kavramının içeriği değişti, kavram esas olarak emekçiler ile küçük burjuvaziyi tanımlayan bir kavram haline geldi.
Artık babadan oğula geçen monarşik yönetimler yoktu; ama, bunun yerini egemen güç olan burjuvazi almıştı. Demokratik rejim, serbest seçimlere ve parlamentoya rağmen, gerçekte bir burjuva diktatörlüğünden başka birşey değildi. Ekonomiye egemen olan güç, siyasete de egemendi! Politika ekonominin yoğunlaşmış ifadesidir tanımı, burjuva demokrasilerinde de anlamını koruyordu.
Halk kavramı, sosyalist toplumlarda da değişti; emekçilerle özdeş hale geldi. Halk Demokrasisi kavramı, emekçi iktidarı şeklinde belirdi.
Demokrasi kavramı, halk kavramı ile iç-içe bir kavramdır. Halk kavramının içeriği değiştikçe, egemen gücün içeriği de değişir.
Özetle, demokrasi kavramını sandığa, çoğulculuğa bağlayan bakış açısı yanlıştır. Bu yaklaşım formalist (biçimci) bir yaklaşımdır.
Demokrasi, esas olarak, kapitalizmin ürünüdür. Milletlerin oluşumuyla eşdeğer bir kavramdır. Feodal parçalanmaya, din devletlerine karşı, düşünce ve ifade özgürlüğüne dayalı laik bir rejimi anlatır. Bunlar varsa, sandık şart değildir!
Yani, biçim önemli değildir; İçerik önemlidir!
Örneğin Cumhuriyet Devrimi, milli (anti-emperyalist, tam bağımsızlıkçı) ve demokratik (antifeodal) nitelikte bir devrimdi. Rejim tek partiye (CHP) dayalıydı; ama, içerik bakımından şimdikinden çok daha demokratik bir rejimi simgeliyordu.
Bu gerçeklere sırt dönüp rejimi değiştirmeye, dinci bir devlet kurmaya, cumhuriyetin içini boşaltmaya yönelik AKP iktidarını demokrasi kavramı ile özdeşleştirmek yanılgı olur!
Kandırılmış kitlelerin sandıktan çıkarttığı iktidarların demokrasi adına Türkiyenin başına ne çoraplar ördüklerini geçmiş dönemlerden de biliyoruz!
Düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı, yargının siyasallaştığı, milli ve demokratik nitelikteki tüm Cumhuriyet kazanımlarının ayaklar altına alındığı, din devletine yönelmiş bir rejimi, sırf sandık ve parlamento var diye demokrat sayarsak doğru olmaz bu! Demokrasi kavramı, burjuva anlamda da katlediliyor ülkemizde! Silivriden Fazıl Saya uzanan antidemokratik uygulamaları görmezden gelerek mevcut rejimi sırf çok partili ve sandık var diye demokratik sayarsak içeriği atlamış oluruz.
Oysa biçimi belirleyen içeriktir!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








