
8 MART ÇARPITILIYOR !
10 Mart 2013 16:23:17
Bir ülke karşıdevrimin rayına oturmasın bir kez ! Ülkenin tüm ilerici-devrimci birikimi, kimi zaman sinsi tezgahlarla, kimi zaman da açıktan açığa tersyüz edilir; ulusal ve sınıfsal içeriğinden uzaklaştırılır; karşıdevrimin arabasına koşulur !..
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde de böyle oldu bu ! Cici TV’lerimiz ile gazetelerimiz, günün “ emekçi “ vurgusunu, sokakları süpüren temizlik işçisi kadınları ekrana getirerek “ revize “ ettiler !.
Küçükburjuva aydınlarımız ise, 8 Mart’ı, “ kadına şiddet “ platformuna taşıyarak özünden uzaklaştırdılar.
Diğer yandan Siirt’te türbanlı kadınlara seslenen Başbakanımız, töre cinayetlerine karşı çıkarak kadınları “ haklarını “ aramaya davet etti !.
AKP’li bir Belediye başkanı ise, kadına şiddeti şu veciz (!) sözlerle “ kabul edilebilir “ bir platforma taşıdı :
“ Kadınlarınızı hafifçe dövünüz ! “
Yeri geldi, soralım :
8 Mart’ı, kadına yönelik şiddeti reddeden bir mücadele anlayışı ile örtüştürmek doğru olur mu ?
Yanlış olur ! Çünkü :
İlki sınıfsal ayrımcılığa dayalı ekonomik nitelikte spontane bir başkaldırmadır.
İkincisi ise, cins ayrımcılığına dayalı insancıl bir tepkidir. Tepki, sınıf ayrımı yapmaksızın tüm kadınları içerir.
İlkinde patron (sermaye) sömürüsünü red esastır.
İkincisinde cins (erkek) şiddetini red esastır.
İki mücadele, son analizde, demokratik bir platformda da buluşsalar, ilki sınıfsal bir hareket olarak düzen karşıtlığını potansiyel olarak içinde taşır.
Öteki, sorunun kurulu düzen içinde çözülmesini öngören insancıl bir bakış açısını….
Bu nedenle, kadına karşı şiddetle mücadeleyi, 8 Mart’la örtüştürmek yanlış bir yaklaşım olur.
Nitekim, 40 bin Amerikalı dokuma işçisinin 1857 tarihinde Newyork’ta patronların vahşi sömürüsüne başkaldırması ve içlerinden 129 emekçiyi kurban vermeleri olayını, zaman içinde liberaller değil, sosyalistler içselleştirmiştir. 8 Mart, en devrimci enternasyonal olarak bilinen II. Enternasyonalin 1910 yılında toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda “ Emekçi Kadınlar Günü “ olarak kabul edilmiştir. Önerinin ünlü Alman kadın sosyalisti Clara Zetkin’den geldiğini biliyoruz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde de böyle oldu bu ! Cici TV’lerimiz ile gazetelerimiz, günün “ emekçi “ vurgusunu, sokakları süpüren temizlik işçisi kadınları ekrana getirerek “ revize “ ettiler !.
Küçükburjuva aydınlarımız ise, 8 Mart’ı, “ kadına şiddet “ platformuna taşıyarak özünden uzaklaştırdılar.
Diğer yandan Siirt’te türbanlı kadınlara seslenen Başbakanımız, töre cinayetlerine karşı çıkarak kadınları “ haklarını “ aramaya davet etti !.
AKP’li bir Belediye başkanı ise, kadına şiddeti şu veciz (!) sözlerle “ kabul edilebilir “ bir platforma taşıdı :
“ Kadınlarınızı hafifçe dövünüz ! “
Yeri geldi, soralım :
8 Mart’ı, kadına yönelik şiddeti reddeden bir mücadele anlayışı ile örtüştürmek doğru olur mu ?
Yanlış olur ! Çünkü :
İlki sınıfsal ayrımcılığa dayalı ekonomik nitelikte spontane bir başkaldırmadır.
İkincisi ise, cins ayrımcılığına dayalı insancıl bir tepkidir. Tepki, sınıf ayrımı yapmaksızın tüm kadınları içerir.
İlkinde patron (sermaye) sömürüsünü red esastır.
İkincisinde cins (erkek) şiddetini red esastır.
İki mücadele, son analizde, demokratik bir platformda da buluşsalar, ilki sınıfsal bir hareket olarak düzen karşıtlığını potansiyel olarak içinde taşır.
Öteki, sorunun kurulu düzen içinde çözülmesini öngören insancıl bir bakış açısını….
Bu nedenle, kadına karşı şiddetle mücadeleyi, 8 Mart’la örtüştürmek yanlış bir yaklaşım olur.
Nitekim, 40 bin Amerikalı dokuma işçisinin 1857 tarihinde Newyork’ta patronların vahşi sömürüsüne başkaldırması ve içlerinden 129 emekçiyi kurban vermeleri olayını, zaman içinde liberaller değil, sosyalistler içselleştirmiştir. 8 Mart, en devrimci enternasyonal olarak bilinen II. Enternasyonalin 1910 yılında toplanan Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda “ Emekçi Kadınlar Günü “ olarak kabul edilmiştir. Önerinin ünlü Alman kadın sosyalisti Clara Zetkin’den geldiğini biliyoruz.
o o o
Başbakanın töre cinayetlerine karşı çıkarak Siirtli kadınlara, “ haklarınıza sahip çıkın “ diye seslenmesi boş laftır ! Hangi haklarına sahip çıkacak aşiret kadınları ? Yarı feodal insan münasebetlerinin ürünü olan aşiret düzenini alt etmeden, oralara burjuva anlamda da olsa, demokrasi taşımadan, töre cinayetleri ortadan kalkmaz ! Bu bir kültür sorunudur.
Zaten, kadınlara yönelik şiddetin İslamcı yorumu da, şiddeti kökten reddetmez; olsa olsa, Belediye Başkanının dediği gibi, “ kabul edilebilir “ bir doza indirger !..
Özetle; feodalizmin ideolojisi ve insan münasebetleri hala içimizdeyken, kadına şiddetle mücadeleyi sadece şiddet platformunda ele almak yanlıştır. Kadına şiddete karşı çıkmak, ayrımcılığına karşı mücadelenin bir parçası olarak algılanmalıdır ! Demokratik mücadelenin !..
Pop sanatçısı Tarkan, kadına şiddetin tepeye vurduğu günümüz koşullarında 8 Mart’ın kutlanamayacağını söylüyor.
Burada da bir yanlış var :
8 Mart kutlama değildir, anma’dır ! 1857’deki dokuma işçisi kadınların mücadelesi sırasında polisin vahşice saldırısı sonucu yaşamını yitiren 129 kadın emekçiyi ve o şanlı direnişi anma günüdür.
8 Mart’ı yasaklamak veya otosansüre tabi tutmak, antidemokratik bir tavır olur.
Tam tersi, 8 Mart, daha canlı şekilde kitlelere taşınmalı, emekçi kadınların mücadelesinin şanlı bir günü olarak yorumlanmalıdır. Bu bağlamda, günümüzde düşük ücretle çalıştırılan, ezilen horlanan emekçi kadınların sorunlarının dile getirildiği bir gün olarak toplumsal gündeme taşınmalıdır !..
Zaten, kadınlara yönelik şiddetin İslamcı yorumu da, şiddeti kökten reddetmez; olsa olsa, Belediye Başkanının dediği gibi, “ kabul edilebilir “ bir doza indirger !..
Özetle; feodalizmin ideolojisi ve insan münasebetleri hala içimizdeyken, kadına şiddetle mücadeleyi sadece şiddet platformunda ele almak yanlıştır. Kadına şiddete karşı çıkmak, ayrımcılığına karşı mücadelenin bir parçası olarak algılanmalıdır ! Demokratik mücadelenin !..
Pop sanatçısı Tarkan, kadına şiddetin tepeye vurduğu günümüz koşullarında 8 Mart’ın kutlanamayacağını söylüyor.
Burada da bir yanlış var :
8 Mart kutlama değildir, anma’dır ! 1857’deki dokuma işçisi kadınların mücadelesi sırasında polisin vahşice saldırısı sonucu yaşamını yitiren 129 kadın emekçiyi ve o şanlı direnişi anma günüdür.
8 Mart’ı yasaklamak veya otosansüre tabi tutmak, antidemokratik bir tavır olur.
Tam tersi, 8 Mart, daha canlı şekilde kitlelere taşınmalı, emekçi kadınların mücadelesinin şanlı bir günü olarak yorumlanmalıdır. Bu bağlamda, günümüzde düşük ücretle çalıştırılan, ezilen horlanan emekçi kadınların sorunlarının dile getirildiği bir gün olarak toplumsal gündeme taşınmalıdır !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








