
SOSYALİZM AÇISINDAN KÜRT MESELESİ
25 Ocak 2013 14:10:39
Kabul etmek gerekir ki, Kürt meselesi konusunda bizim sosyalistlerimizin kafaları eni-konu karışık!
Bunun iki nedeni var:
Birincisi, Türkiye Kürtlerinin millet mi, milli topluluk mu, yoksa halk mıoldukları konusundaki kafa karışıklığıdır.
İkincisi ise, bilimsel sosyalizmin temel ilkelerinden olan “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” ilkesinin yanlış yorumlanmasıdır.
Türkiye Kürtleri milli topluluktur.
Zaten bilimsel sosyalizm açısından bunun çok önemi yoktur. Bilimsel sosyalizm “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” konusunda millet ile milli topluluk ve halk kavramlarını eşdeğerde görür.
Bilimsel sosyalizm, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını, tartışmasız kabul eder. Şu var ki, uygulamalara baktığımızda, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkının ya da ayrılma hakkının mutlaka pratiğe geçmesi öngörülen bir hak olarak algılanmadığı da görülür.
Buradan kalkarak denilebilir ki, milletlerin veya milli toplulukların ayrılma hakkı, mutlak bir hak değildir. Farklı şekillerde yorumlanabilecek soyut bir haktır.
Bilimsel sosyalizm, ayrılma hakkını, iki süreçte mütalaa eder:
Birincisi, Demokratik Devrim sürecidir. Yani, sosyalizm öncesi süreçtir.
İkincisi, sosyalizmin inşa sürecidir.
Her iki süreçte de ayrılma hakkı ilke olarak kabul edilir.
Ama, sınıfsal bir süzgeçten geçirilerek!
Bir başka deyişle, işçi sınıfının ve işçi sınıfı devrimciliğinin çıkarları öne alınarak!
Eğer ayrılma, proleter devrimci hareketinin çıkarlarına uymuyorsa, sosyalistlerin ayrılma hakkına karşı bir tutum takınmaları, sosyalizmin ruhuna aykırı değildir.
Çünkü sosyalizm, her şeyden önce, proletaryanın (işçi sınıfının)iktidara gelmesini öngörür.
İşçi sınıfının milli açıdan hetorojen bir yapıya sahip olması, yani çeşitli milli toplulukların proletaryasını da içermesi, sosyalizm açısından hiç önemli değildir.
Bakınız ayrılma hakkı konusunda J.Stalin ne diyor:
“.. Bir halk ayrılma hakkına sahiptir, fakat şartlara bağlı olarak bu hakkı kullanmayabilir. Böylece, proletaryanın çıkarına, proleter devriminin çıkarına nasıl uygun düşünüyorsa, (altını ben çizdim, S.Ç) ayrılmadan yana veya ayrılmaya karşı propaganda yapma özgürlüğümüz vardır.” (J.Stalin, Milli Mesele, Aydınlık yayınları, s.25).
Şimdi bu bakış açısından Kürt Meselesi’ni ele alalım:
Türkiye Kürtleri, son analizde, ayrılmak istiyor. Özerklik istemi, ayrılmanın ilk aşaması!
Bu meseleyi, iki açıdan ele alabiliriz:
İlkten, demokratik devrimle iç-içe geçen Milli Kurtuluş Savaşı sürecindeki proleter devrimci bakış açısından..
Milli Kurtuluş Savaşımız sırasında milli toplulukların ikili bir tutumu vardı. Büyük çoğunluk Kurtuluş Savaşına katılırken, emperyalistlerin manipule ettiği küçük küçük gruplar, milli devrimi arkadan vurmak istemişlerdi.
Başarılı olamadıklarını biliyoruz.
Şimdi bir soru açalım:
Kurtuluş Savaşı sırasında ve onu izleyen süreçte, yani milli demokratik devrim sürecinde, Türkiye sosyalistleri milli azınlıkların ayrılma hakkını mı savunuyorlardı, yoksa devrim için birlikte mücadele etme propagandasını mı yapıyorlardı?
O dönemin sosyalistlerinin, Kurtuluş Savaşının zaferi için ayrılma hakkını değil, birliğin savunduklarını biliyoruz.
Peki bu, o dönemin sosyalist hareketinin milli toplulukların ayrılma hakkını reddettikleri anlamına mı gelir?
Hayır! Milli Demokratik Devrim sürecinde, ayrılma hakkının proletaryanın ve proleter devrimci hareketin çıkarlarına ters düştüğünün saptanması anlamına gelir. O dönemde başta İngiltere olmak üzere Fransa’nın ve Yunanistan’ın milli azınlıkları devrim aleyhine kışkırttıklarını biliyoruz.
Gelelim Kürtlerin ayrılma isteğine..
Soruyu soralım:
Kürtlerin ayrılma isteği, proleter devrimci hareketin çıkarlarına uygun mudur?
Bu soruya olumlu yanıt vermek olanaksızdır.
Çünkü; proleter devrimciler, devrim sürecinde milli toplulukların proletaryası dahil tüm proletaryayı birleştirmek zorundadırlar. Ayrılık, proleter devrimci hareketi zayıflatır.
Dahası, ayrılıkçı Kürt hareketinin başında proletarya partisi yoktur! Daha da önemlisi, bu hareketinin özellikle ABD tarafından BOP bağlamında manipule edilmesidir!..
Şimdi soruyoruz:
Proleter devrimcilerin bu koşullarda Kürtlerin ayrılma hakkını desteklemeleri sözkonusu olabilir mi?
Hayır! Çünkü Türkiye’nin bölünmesi emperyalizmin işine geliyor; proleter devrimci hareketinin işine gelmiyor!..
Bunun aksini düşünecek olursak, eyalet sistemi ile Kürtlerin ayrılmalarına zemin hazırlayan AKP’yi, su katılmamış bir “sosyalist parti” olarak nitelemek hiç de yanlış olmayacaktır!
Kazın ayağının öyle olmadığını biliyoruz!
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
emeğine, yüreğine, kalemine, beynine sağlaık! Bu yazılarınızı okusalar ve anlayabilseler, 10 yılda bu günlere değil başka yerlere gelecek ve yaşanabilir bir ülke olmayı çoktan başarmış olacaktık...
BİZDE SİYASETÇİLER SORUN ÇÖZMEK YERİNE SORUN YARATMAK İÇİN GELDİLER HEP. ONLARI SEÇENLER DE NE YAZIK Kİ, BUNA HİZMET ETTİLER. HANİ BİR REKLAM VAR YA."TAMAMEN DUYGUSAL" DİYORDU, AYNEN BU DURUM...
Bz hangi milletiz ki, başımıza adam gibi yönetimleri getiremiyoruz?Bu yönetimler elinde hem sistemler çürüyor,hem de kim iyi-kim kötü seçemez olduk. Aslında kötü ya da iyi olan sistem değil, önu uygulayan insandır. Ülkenin kaderini ... DEVAMI
- s.
- 1
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








