
MUHTEŞEM YÜZYIL
06 Aralik 2012 18:50:37
Sonunda o da oldu:
Başbakan, reyting rekorları kıran Muhteşem Yüzyıl dizisinin defterinin dürülmesine yol açacak bazı beyanlarda bulundu. Yargıyı göreve davet etti !..Ne iyi ki yargı bu kez manipülasyona boyun eğmedi !..
Başbakan ne istiyor diziden?
Özetle şöyle diyor:
“Sultan Süleyman kırkaltı yıllık saltanatının otuz yılını seferlerde geçirdi. Oysa dizide Süleyman, haremde keyfine bakan birisi gibi gösteriliyor !..”
Burası doğrudur. Bunu ben de bu köşede dile getirmiştim. Sultan Süleyman, Osmanlı’yı dev bir imparatorluğa dönüştüren üç fetihçi padişahtan birisidir. Ötekiler Yavuz Sultan Selim ile Fatih’tir. Süleyman, gerçekten de kırkaltı yıllık saltanatının yarısını seferlerde geçirdi; ve son seferi olan Zigetvar’da öldü.
Sultan’ın gerçi çok temiz bir sicili yok. Harem muhabbetleri bir yana; oğullarını, torunlarını boğdurduğu biliniyor.
“ Pargalı “ İbrahim Paşa ile bugün gemilere adı verilen Piri Reis de bu “meyanda “ tan-tuna gidenlerden !.. Ama yine de, Sultan Süleyman’ın büyük bir cengâver ve devlet adamı olduğunu kabul etmek zorundayız.
Bence dizide, Sultan’ın “ evinde “ geçirdiği yıllar yer yer kurgulanarak anlatılıyor! Belki de çok pahalı savaş sahnelerinin ağır masrafından kaçınmak için !
Aslında dizideki Süleyman, dizinin ana teması da değil, hatta kişisi de ! Ana tema, Osmanlı’nın Bizans’tan miras aldığı saray entrikacılığı! Entrikacılığın ekseninde ise, Süleyman yok; Hürrem Sultan ile “ Pargalı “ diye anılan Sadrazam İbrahim Paşa var. Sultan Süleyman, binbir entrikanın sonuçlarını (çoğu kez ) sonradan öğrenen saf bir portre sergiliyor ! Gerçi fon’da hep O var; ama sahnede Hürrem, Pargalı, öteki sultanlar ve hatta haremağaları !..
Osmanlı’da iki önemli hanım sultan vardır: Hürrem ve Kösem Sultanlar! İlki uzun yıllar haremi, öteki de devleti yönetmiştir.
Bence diziyi böylesine popüler hale getiren, harem yaşamı ile, Dallas tipi bir entrikacılığın gizemli çekiciliğidir !..
Bana kalırsa, yanlış, dizinin adında! Çok iddialı bir adı var dizinin! Sultan Süleyman’ın ekseninde o görkemli fetihler yüzyılını anlatmak, Osmanlı’nın yükseliş sürecini dile getirmek gibi !..
Dizinin adı, Hürrem ile onun ekseninde yeraldığı saray entrikacılığını vurgulayan bir ad olsaydı, hiç sorun kalmazdı !..
o o o
Başbakanın da, her izleyici gibi, diziyi eleştirme hakkı vardır. Ama, dizinin kaldırılması için yargıyı göreve davet etmeye hakkı yoktur !.. Zaten yargı onu dinlemedi !..
Dizide, şu veya bu şekilde bir suç unsuru varsa, yargı zaten harekete geçer. Bugüne kadar böyle bir şey olmadı ki dizi içerde ve dışarıda 150 milyonluk bir reyting patlamasıyla sürüyor.
Tarih, farklı bakış açılarından farklı şekilde değerlendirilmiştir daima ! Tıpkı bunun gibi, diziyi vareden yazar ve sanatçıların Osmanlının o dönemini kendi bakış açılarından değerlendirmelerine saygı duymak gerekir.
Tabii eğer, düşünceye ve sanata saygımız varsa !
Sayın Başbakan, sanattan spora, eğitimden sosyal yaşama kadar her alana, kendi bakış açısının egemen olmasını isteyen bir tavır sergiliyor !
İslamcı-Osmanlıcı bir tavır !..
Yanlış da burada işte ! Bir topluma tek tip bir düşünceyi, bakış açısını ve bunun pratikte yaşam bulmasını dayatırsanız eğer, orada demokrasiden filan sözedilemez !..Üstelik bu doğrultuda yargıyı da zorluyorsanız !..
Sayın Başbakana sormak gerekiyor:
Bu mudur “ ileri demokrasi “ ?..
DEMOKRASİLERDE “DÜŞÜNCE SUÇU” OLMAZ!..
Bilinen bir şeydir:
Bilginin anası sosyal pratiktir. Maddenin düşünceyi üretmesi kuralına dayalıdır bu. Düşüncenin bilgi haline gelebilmesi için, sosyal pratikte sınanması gerekir. Beyin düşünce üretir, düşünce sosyal pratikte bilgiye dönüşür.
Bu açıdan bakıldığında, zararlı yahut faydalı düşünce diye bir şey yoktur. Düşüncenin zararını-yararını sosyal pratik belirler. Tabii bu da, görece bir değerlendirmedir. Siyasette zarar-yarar ikilemi, farklı ulusal ve sınıfsal prizmalardan farklı şekilde yansır çünkü!.. Bilimde öyle değildir.
Demokratik toplumlarda bu nedenle, düşünce suçu diye bir şey yoktur. Düşüncelerin pratiğe yansıması esas alınır. Bu da, politik-pratikte, ezen-ezilen ikilemi şeklinde karşımıza çıkar. Ezene göre yararlı olan, ezilene göre zararlıdır!..
Sosyal pratik, bilgiye-düşünceye yeniden yansıyarak, toplumun manevi yaşamını zenginleştir.
Bir toplumda ve yörede düşünce üretimi yoksa, sosyal pratik körleşir; frenklerin kendiliğinden-gelme (spontane) dedikleri ekonomik içerikli eylemlerin ötesine geçemez!..
Düşünceyi ve sosyal-pratiği zenginleştirmek için, sürekli olarak düşünce üretmek ve onu değişik şekillerde pratiğe yansıtmak gerekir. Deneyim, bilgisinin öteki adıdır.
Bizim asker-sivil aydınlarımızın “darbeci”, “terör örgütü üyesi” diye yargılandıkları davalar, (delillerin tartışılabilirliği bir yana), sonuçta düşünceyi suçlayan davalardır. Ortada darbe yoktur; “darbeye eksik teşebbüs” vardır! Düşünce vardır, ama eylem yoktur! Burada suçlanan son analizde, düşüncedir! Kaldı ki, o düşüncenin de yapay delillerle gladyo tarafından üretildiği iddiası ciddiye alınması gereken bir iddiadır.
Davalarda darbe değil, “darbe düşüncesi” yargılanmaktadır!
Demokratik bir ülkede böyle şey olmaz!
Bizde oluyorsa eğer, mevcut düzenin demokratikliğini herkesin sorgulamaya hakkı vardır!
Ama, sorgulanamıyor! Niye? Çünkü baskıcı güçler bunu engelliyor. Otoriter rejimlerin yumuşak karnı da budur işte!.. Düşünce üretimine ve bunun sosyal pratiğe yansımasına konulan yasaklar, için için bir tepki birikimine yolaçar. Gün gelir, kitleler patlar!..
Bu noktada önemli olan patlayan kitleleri doğru yollara kanalize edecek önderlerin varlığıdır!
Yoksa, yeni yasaklar gelir. Kitleler ezilir.Ama, bu gel-git, yasakçılığın kale duvarlarını da giderek yıpratır!..
Türkiye böyle günler yaşıyor!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








