
YEREL BASIN ZİNCİRLERİNİ KIRMALI!
03 Kasim 2012 15:00:09
Önceki sayımızda sanırım, TGC’nin değerli Genel Başkanı Orhan Erinç’in bir konuşması yayınlandı. Erinç de benim gibi tarafsız gazete olamayacağını söylüyordu.
Diyor ki; “Tarafsız değil, bağımsız gazete olur!”.
Yerel basın (bir-iki istisna sözdışı) bağımsız değil! Bu açıdan bakıldığında tarafsız da değil! Çünkü sırtını doğrudan halka değil, ilan-reklam verene dayıyor! İlan verenden taraf! Bayi satışı yok. Abone sayısı yetersiz. İnternet olayı, abonelerin azalmasında olumsuz bir etken oldu. Bir-iki kurum ve kuruluşun belirli gün’lerde verdiği ilanlar olmasa, haftalık gazetelerin çoğu batar. Geriye resmi ilan alan günlük gazeteler ile internet siteleri kalır.
Bu tablo, yerel gazeteleri, toplumsal mevzilenme ile onun ideolojik-politik tezahürleri açısından flu bir konuma itiyor. Örneğin genel planda siyasal iktidarın taraftarı olan bir yerel gazete, aynı zamanda, CHP’li yerel yönetimin de taraftarı!
Bu nasıl oluyor?
Oluyor, çünkü, CHP’li yerel yönetim ilkesiz bir yönetim! Onun kafasındaki mevzilenme, benden yana-bana karşı şeklinde! Hiçbir tutarlı akılcı yanı bulunmayan bu tablo, haliyle yerel basının da kimyasını bozdu. Ortaya, genelde hem yerel yönetimi ve hem de karşıtlarını idare etmeye çalışan eyyamcı bir basın çıktı! Bunun pratikteki tezahürü, yerel yönetimin, genel planda siyaseten karşısında olan bir gazeteye (gazetelere), Frenklerin nepotizm dedikleri bir açıdan ya da onu (onları) koruyup kollama açısından yaklaşmasına yol açtı.
Denilebilir ki; “benden yana” yaklaşımı, bu tür yayın organlarını giderek paralı askere dönüştürdü! Bırakın mesleki etiği, genel etiğe bile aykırı düşen ısmarlama bir habercilik-yazarlık batağı oluştu!..
Kullanılan manipülasyon (yönlendirme) aracı ilan-reklam ya da “sıcak para”!
Yerel gazetecilik, genel olarak bakıldığında, ilan-reklam gazeteciliğine dönüşmüş durumda! Bu da, giderek, parayı verenin düdüğünü üfleyen satılık kalemlerinin doğmasına yol açtı!.. O kadar düşmeyenler, otosansürle durumu idare ediyorlar!..
Posbıyık döneminde ilan-reklam gazeteciliğinin zirve yaptığını söylemeliyiz!..
Yerel basının bu hale gelmesinden kimi sorumlu tutmalı peki?
Ekmek parası peşinde koşturan çocukları mı?
Yoksa, onları ilan-para tuzağıyla batağa sürükleyen kasaba politikacılarını mı?
Elbette ikincileri!
Medyayı bir kişisel reklam aracı ve silah olarak kullanmak isteyen (ve kullanan) pis politikacıları!..
Dünyanın en aşağılık insanları, başkalarının zaaflarını sömüren insanlardır!.. Bunların içine kasaba politikacılıkları da girer!..
Onlar, gün gelecek bunun hesabını vereceklerdir!..
Sonuç olarak şunu söyleyeceğim: Yerel basın bu kirli zinciri kırmalıdır! İnternet gazeteciliği bu olanağı herkese sağlıyor!..
Bir-iki söz de Gazeteciler Dernekleri için söylemek istiyorum:
Gazeteciler Derneklerinin öncelikle basın özgürlüğünü savunmaları gerekir. Bu, demokratik bir görevdir. Çünkü basının özgür olmadığı bir ülkede/ yörede demokrasiden sözedilemez!
Bir ülkede, bir yörede, bir tek gazeteci bile egemenlerin baskısına maruzsa, orada tüm Gazeteciler Derneklerinin el-ele verip baskıyı göğüslemeleri gerekir. Çünkü geriye çekildikçe üzerinize gelirler!..
Yöremize bakıyoruz, Gazeteciler Dernekleri tabeladan ibaret! Dernekler öylesine edilgenleşmiş ki, hiç sıkılmadan, kurum ve kuruluşlara otosansür uyguladıklarını itiraf ediyor kimileri!..
Dernekler de, maalesef, ilan-reklam maymununa dönmüş durumda!..
Öyle olduğu içindir ki, zaman zaman dostlar alışverişte görsün kabilinden bağırıp çağırmalarını kimse ciddiye almıyor!..
Gazeteciler Derneklerinin de değişime ihtiyacı var!..
29 EKİM ATATÜRK’TÜR !
Yeni Ufuk’un bugünkü kapak manşeti şöyle :
Yüzbinler Cumhuriyeti bağrına bastı !..
Bu başlık Atatürk düşmanlığına yüzbinlerin yanıtını da içeriyor !..
Çünkü laik Cumhuriyet ile Atatürk iç-içedir. Atatürk deyince Cumhuriyet Devrimi ya da Aydınlanma Devrimi anlaşılır. Cumhuriyet Devrimi deyince de Atatürk anlaşılır !..
Atatürk sadece Kurtuluş Savaşımızın önderinin soyadı değildir. Aydınlanma Devriminin ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin ta kendisidir Atatürk !..
Bir cümleyle söylemek gerekirse ?
Atatürk, Devrimdir.
Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet Devrimi düşmanlığıdır !.. Atatürk ya da Aydınlanma Devrimi düşmanlığının içinin ne kadar kof olduğu dünkü yürüyüşlerde bir kez daha gözler önüne serildi.
Lafa bakarsanız, siyasal iktidarın önde gelenleri de Cumhuriyetçi !..
İyi hoş da ne tür bir cumhuriyet onların dilindeki ? Laik, Atatürkçü cumhuriyet mi, yoksa İslam cumhuriyeti mi ?
Elbette ikincisi ! Aksi olsa, Atatürk’ü tarihimizden silmeye, ulusal olan ne varsa üzerini örtmeye uğraşırlar mıydı ?..
Bütün engellemelere rağmen yüzbinlerce insanımızın Ankara’dan İzmir’e kadar Aydınlanma Devriminin bayrağını yukarı kaldırmaları, onların çabasının boş olduğunu da göstermiyor mu ?
29 Ekim, Atatürkle birlikte sonsuza kadar yaşayacaktır !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








