
PADİŞAHLIĞIN 21. YÜZYIL VERSİYONU!
28 Ekim 2012 00:15:44
Siyasal iktidarın Atatürk’e olan alerjisini biliyoruz!
Gün gün bunun yeni tezahürleri ile karşılaşıyoruz!..
Amaç, gelecek kuşaklara Atatürksüz bir Türkiye “nasip” etmek!..
Atatürk’süz Türkiye, aynı zamanda Cumhuriyet Devriminin temel ilkelerinin yok edildiği bir Türkiye anlamına gelir!.
Hedefleri o zaten!..
Ulusal bayramların yasaklanmasından 4+4+4 ucubesine uzanan uygulamalar karşıdevrimin yol haritasının köşe taşlarıdır!..
Tarih nehri güzelim ülkemize dirsek yaptı!..
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Geriye dönüp bakıyoruz, karşıdevrimci sürecin AKP ile başlamadığını, Türkiye’nin Batı’nın ağır bakısıyla çok partili demokratik (!) rejime geçmesiyle start aldığını görüyoruz.
AKP iktidarı, karşıdevrimin sıçrama anıdır!
On yıldır yaşadığımız süreç, karşıdevrimin yerli-yerine oturması, bir başka deyişle kendi yapısını kurması sürecidir.
Yerine bir başka şey koyamayacaksınız, mevcudu alaşağı etmenin bir anlamı kalmaz zaten!..
Cumhuriyet Devrimi bunu yaptı!
Karşıdevrim’se, onu yıkıp yerine kendi yapısını kurmak istiyor. Kuruyor da!
Çünkü, Başbakanın da söylediği gibi, şartlar olgunlaşmıştır!
Bu yeniden yapılanma, padişahlığın, Başkanlık Sistemi olarak anılan 21. yüzyıl versiyonudur!..
Buna neo-osmanlıcılık da deniliyor.
Amerikancı neo-liberaller, neo-osmanlıcılığın koltuk değneğidir!
Evet, koltuk değneğidir, çünkü neo-osmanlıcılık, tarihsel gelişime ters, spastik bir feslsefedir!.. Toplumsal açıdan da bir ucubedir!..
Denilebilir ki, Türkiye’de şu sıralar çok güçlü bir profil veren karşıdevrim, aslında temelsizdir, koftur!..
İşte tam bu noktada da Atatürkçü/Cumhuriyetçi mücadelenin önemi ortaya çıkıyor!..
Kabul etmemiz gerekir ki, Atatürkçü ulusal mücadele, büyük kitleleri harekete geçirilecek güç ve yaygınlıkta değil bugün!
Hemen ekleyelim ki; ulusal mücadele, AKP’de en berrak ifadesini bulan tutuculukla, neo-osmanlıcılıkla mücadele değildir sadece! AKP’nin arkasındaki çok yıldızlı bayrağı ıskalamamak gerekir!..
Bugün Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen, yeni coğrafyada İslamcı bir rejimi öngören ABD’dir!..
Tutuculukla/şeriatçılıkla mücadeleyi emperyalizme karşı mücadele ile el-ele tutuşturamazsanız, sonuçta mücadele, semer dövmeye dönüşür!..
Gelelim yöremize…
Türkiye’de Atatürkçü mücadelenin başını teorikman İşçi Partisi çekiyor bugün. Son gelişmeler İşçi Partisi’nin pratik mücadelede de giderek etkinlik kazandığını gösteriyor.
Ancak, aynı şeyi Zonguldak ve çevresi için söyleyemeyiz! İşçi Partisi Zonguldak’ta tabela partisi konumunda!
CHP pratik mücadele hiç yok!.. Adı “komünist”, “sosyalist” falan olan sol (!) partilerin ne bir faaliyeti var, ne de onları ciddiye alan!..
Karşıdevrim, dikensiz gül bahçesinde keyfine bakıyor özetle!..
Geriye kala kala birkaç demokratik kitle örgütü kalıyor!..
Örneğin yakın çevremizde Atatürkçü Düşünce Derneği, mücadele pratiği açısından göze batan bir dernek olma yolunda. Başkanlığını inanmış bir Atatürkçü/devrimci olan Önder Öner’in yaptığı ADD, kısa zaman içinde önemli mesafe katetti; ezber bozan, yürekli çıkışlara imza koydu.
Deneyimlerimle bilirim. Tutucu çevrelerin, bulundukları yörede, ilkeli/devrimci aydınlara tahammülü yoktur. Bir punduna getirip seslerini kesmek isterler onların!..
“O da oldu” diyemeyeceğim ama, bir avuç Atatürkçü aydının Ankara’daki Cumhuriyet yürüyüşüne katılım sağlamak amacıyla açtıkları standın, belediye zabıtası tarafından kaldırılmak istenmesi CHP’li belediyeye yakışmadı!.. Gönül isterdi ki, CHP ilçe örgütü de etkinliğe omuz versin!..
Ama yine de, Hayrettin Kartal’ın önderliğindeki CHP ilçe örgütünün yavaş yavaş kıpırdanmaya başlamasını, örneğin fazla katılım olmasa da zamları protesto eden bir etkinliğe adını yazdırmasını görmezden gelemeyiz!..
Hep söylerim:
Gerçek demokrasi sokaklardan çiçeklenir! Çünkü “sokaktaki adam”, ancak bu şekilde fiilen demokratik bir güce dönüşebilir!.. Üç-beş neyse, sayı çok önemli değildir, insanların demokratik protestolarını ve taleplerini alanlarda, caddelerde dile getirmesi bir umut ışığıdır gelecek için!..
KURBAN BAYRAMI VE 29 EKİM
Bu yıl Kurban Bayramı ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı adeta iç-içe geçti.
Bu tarih yakınlaşması, dini bir siyasal sömürü aracı olarak kullanan tutucu çevrelerin 29 Ekim’e daha redçi bir yaklaşım sergilemelerine vesile olacak gibi!
Olmamalıdır!
Cumhuriyet laisizmi getirdi.
Laisizm, dinin bir siyasal sömürü aracı olmaktan çıkarılması, dinin ve dindarların özgürleşmesi demektir.
Cumhuriyeti ve ulusal bayramları dinin ve dini bayramları karşısına dikmek, toplumu ikiye bölen provokatif bir tavırdır.
Sevgili okurlarımın kutsal kurban bayramlarını ve en büyük ulusal bayramımız olan Cumhuriyet Bayramlarını içtenlikle kutluyorum.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








