
PKK SİLAH BIRAKIR MI?
01 Ekim 2012 16:17:55
Ben bu soruya olumsuz yanıt vereceğim:
Hayır, PKK silah bırakmaz; daha doğrusu bırakamaz!
Niçin?
Bunun hem siyasi, hem de militarize nedenleri var. İşin ilkten siyasal yanını irdeleyelim:
PKK niçin eline silah aldı?
Doğu ve Güneydoğu’da özerk bir Kürt Bölgesi yaratmak için!
Bu, ilk aşamadır. Bunun peşinden “Bağımsız Kürdistan” dayatması gelecektir. Bir başka deyişle Türkiye’nin bölünmesi!..
Deniliyor ki PKK’nın silahlı eylemlerini müzakere yoluyla durduralım; bunun için de PKK ile masaya oturalım.
Peki o masada neyi müzakere edeceksiniz?
PKK’nın programı belli! Özerklik istiyor!.
Bunu mu müzakere edeceksiniz?
PKK’ya bu doğrultuda taviz vermeye hazırsanız, yani özerklik konusunda adımlar atmaya, sorun yok! PKK’nın Öcalan’ın direkt veya dolaylı yoldan affından, yeni anayasaya özerklik şerhinin düşülmesine uzanan isteklerini peşinen sineye çekmeniz gerekecektir bu durumda! Yok, buna yanaşmayacaksanız müzakereye de gerek yoktur!..
Şu söylenebilir belki:
Müzakere sürecinde PKK’dan eylemlerini durdurması istenebilir! Bu mümkün; ama, bir süre için!.. Müzakereler tıkanırsa, silahlı eylemler katlanarak yeniden başlayacaktır! Ta ki özerklik yolu açılıncaya kadar!..
Diyelim ki o yol da açıldı. PKK yine silah bırakmaz, bırakamaz!
Niye?
Çünkü PKK, programı (Bağımsız Kürdistan) yaşama geçinceye kadar silahı elinde tutmak zorundadır; programın tıkanması olasılığına karşı!..
Hadi diyelim ki o da oldu. PKK yine silah bırakmaz!
Niçin?
Çünkü yeni kurulacak “devlet”in silahlı güce gereksinmesi olacaktır. Yani PKK, gayri-nizami bir silahlı güç olmaktan, nizami bir güce, yahut orduya dönüşecektir.
Sorunun teknik ya da militarize yanına gelince…
Gayri-nizamı savaşı esas alan bir silahlı örgüt için eylemler, hareket halindeki bir bisikletin pedallarına benzer! Pedallar durursa, bisiklet düşer! Eylemler durursa, örgüt çöker! Bu tür örgütler, silahlı eylemlerden beslenir; ta ki düzenli orduya dönüşünceye kadar!.
Gayri-nizami savaşta alan savunması yoktur. Bir başka deyişle cephe yoktur. Bu yüzden terör eylemlerini tümüyle durdurmak olanaksızdır. Yani tek tek terörist avlayarak PKK’yı çökertemezsiniz. Radikal önlem, lojistik destek (ikmal) yollarının kesilmesi ile ana kamplarının vurulmasıdır! PKK için konuşuyorsak, Kandil’in temizlenmesi!.. Lojistik desteği minimuma indirmek için PKK’ya yardım sağlayan Kuzey Irak ve Suriye gibi mihraklarla el-ele verilmesi şarttır!
Şu var ki, ABD buna izin vermiyor! Örneğin Kandil’e gitmemize karşı çıkıyor. Suriye ile ilişkilerimizi gerginleştirerek o yolu da tıkıyor!.. ABD’ye, bırakalım kafa tutmayı, yan gözle olsun bakamayan, tam tersi onun buyruklarını sorgusuz yerine getiren AKP iktidarı bu yüzden PKK ile müzakereyi bir kez daha ısıtmak zorunda kaldı. Hiçbir sonuç alamayacağını bile bile!..
Durum bu! PKK ile müzakere olmaz; mücadele olur! Başarı için de ABD’ye “çekil kenara” diyecek bir iktidara gereksinim vardır!
Özetle:
PKK silah bırakmaz!.. Bırakamaz!..
Özerklik de verseniz bırakmaz, bırakamaz!..
Türkiye’nin bölünmesinden yana iseniz, buyurun masaya!..
AKP bunu mu istiyor?..
KURT KANUNU!
Balyoz tipi siyasi davalarda yargılanmış birisi olarak şunu az-çok bilirim?
Siyasal davalara tasfiye/ etkisizleştirme mantığı egemen olur. Hukuk tali plandadır; yahut hukuka, egemenlerin bakış açısı yön verir.
Bir tür kurt kanunudur bu!
Malum:
Kurtlukta düşeni yemek kanundur!..
Aristoteles’in bir sözü geliyor aklıma. Şöyle der ünlü düşünür:
“Zayıf daima adalet ve eşitlik ister, gelgelelim bunlar güçlülerin umurunda değildir!..”
Bu mantık kurgusunu Balyoz davasına rahatlıkla uygulayabilirsiziniz. Sanıklar adalet istediler, çünkü bu en doğal haklarıydı. Ama, umursayan olmadı; olmazdı da! Ciddi delillerle dayanmadığı ileri sürülen ağır cezalar bunu gösteriyor!.. Teorik olarak mahkeme daha başlamadan bitmiş; atı alan, Üsküdar’ı geçmişti!.. Ama, şimdilik!..
Şimdilik diyorum, çünkü diyalektiğin ünlü yasası burada da işliyor:
Her şey kendi zıddını beraberinde taşır; her süreç kendi zıddına dönüşür!..
Ülkemizin tarihi, ta Osmanlı’dan bu yana toplumsal diyalektiğin bu temel yasasını doğrulayan örnekle doludur.
1908 devriminden bu yana uzanan iktidar kavgası-egemenlerin kendi içlerindeki kavgalar dahil-düşenin tasfiye edildiği kavgalar olmuştur hep!..
Şu var ki “düşenler”in süreç içinde değişebileceğini de biliyoruz.
Cumhuriyet Devrimi ile 27 Mayıs, bu gerçeğin tipik örnekleridir!
Devrim, karşıdevrimin kadrolarını; karşıdevrim de devrimci kadroları yer!..
Günümüzde ikinci süreç yaşanıyor.
Yargının, bu tür hesaplaşmalarda tasfiyeciliğe kılıf giydirmenin bir aracı olduğu iddiaları her dönemde geçerliğini korumuştur.
Bu kez de öyle olmadı mı?
Lafı uzatmayalım:
İktidarda karşıdevrim oturuyor!.. TSK, Cumhuriyet Devriminin en etkin koruyucusu ve kollayıcısı!..
ABD’nin BOP kapsamındaki ılımlı İslam rejiminin Türkiye’ye oturtulması için Atatürkçü ordunun tasfiye edilmesi gerekiyor!
Mesele bu kadar basit ve açıktır.
Balyoz davası, bu amacın gerçekleştirilmesinin önemli bir aşamasıydı; sırada Ergenekon vardır!..
Süreç, Atatürkçü- Ulusalcı sivil ve asker kadroları tasfiye etme sürecidir!..
Bundandır, ben Balyoz davasının sonuçlarına hiç şaşırmadım.
Balyoz davasının sonuçları, özellikle TSK’ya yönelik sert bir gözdağı olmasının yanısıra, anlayanlar için bir uyan borusudur da!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








