
ABD'NİN GÖZLÜĞÜ İLE?
06 Agustos 2012 04:25:44
Yandaşlar sözdışı, AKP iktidarının dış politikasını eleştirmeyen yok.
Haklılar!
AKP'nin dış politikası, bir yanıyla miyop, öteki yanıyla da hipermetrop!..
Yakına bakarken uzağı, uzağa bakarken yakını göremiyor!
Gözlüğün de yararı yok! Çünkü gözlük, ABD malı! ABD'nin gözlüğü, Sam Amca'nın çıkarları neyi gerektiriyorsa, onu gösteriyor!..
Bu köşeyi sürekli izleyenler anımsayacaklardır:
Israrla, bıkmadan usanmadan diyorduk ki: ABD, BOP bağlamında; Türkiye, Irak, Suriye ve İran'daki Kürtleri biraya getirecek bir özerk bölge peşinde. Siz buna "devlet" de diyebilirsiniz. Deniz çıkışı da olacak bu yeni devlete "Büyük Kürdistan" adı yakıştırılıyor. Büyük Kürdistan, ortadoğunun ikinci İsraili olacak!..
ABD bu amacına ulaşmak için Türkiye, Suriye ve İran'ı bölmek istiyor; tıpkı, Irak gibi!.. Suriye daha şimdiden üçe bölündü. Sırada Türkiye ile İran var. Türkiye henüz fiilen bölünmedi; ama, teorikman bölünmüş durumda! Örneğin Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir, daha dün; Türkiye, Irak, İran ve Suriye'de dört özerk Kürt bölgesi olacağını söyledi. ABD'nin hesabı da bu! Bölünen ülkeler zayıflar, emperyalizmin kucağına düşer!..
Irak öyle olmadı mı? Suriye o yolun yolcusu değil mi?!..
AKP iktidar birbirine sımsıkı kenetlenmiş tam bağımsız bir Türkiye'yi dinci bir devlet yaratma vizyonuna şimdiden kurban etti!. ABD'nin bilinen pragmatizminin oyuncağı haline geldi!..
ABD ne yapacağını biliyor, ama bizi yönetenler bilmiyor!
Ortadoğu'da esen emperyalizm rüzgarlarının önünde hazan yaprağı gibi bir oraya bir buraya sürükleniyoruz!..
Güzelim ülkemiz bu basiretsiz politikalar yüzünden o hale geldi ki, Dışişleri Bakanımız, ABD'nin kucağına oturan aşiret reisinin önünde el pençe divan!.. Başbakanımız uluslararası camianın "terörist" saydığı dinci HAMAS'ın liderini saraylarda ağırlıyor!.. Türkiye'de oturma izni veriyor!..
"Kürt sorununa aman bir çare!" diyerek!..
Kediye ciğer teslim ediyor!..
Ben yine de, Türkiye'nin öyle pat diye bölüneceğine inanmıyorum.
İki nedenle:
Birincisi, çoğu hapiste de olsa tam bağımsız üniter devlet modelini hala savunan zinde güçler tümüyle yok edilemedi. Atatürkçüler!..
İkincisi, Türkiye'yi bölmek, pratik olarak o kadar kolay değil. Bu ancak, bir iç-savaştan geçilerek yaşama geçebilir ki, gerek stratejik dengeler ve gerekse uluslararası koşullar buna izin vermiyor şu an!..
Ama, Türkiye'nin çok sancılı bir sürece girdiğinin de altı çizilmelidir.
Türkiyemiz, ikinci bir Suriye'ye dönmeden, ABD emperyalizminin, bu arada İngiltere'nin çekim alanından uzaklaşmalıdır!..
AKP bunu yapamıyorsa, iktidara yapacak olanlar gelmelidir.
Şu var ki anamuhalefet partimiz CHP, ya içine girilen süreci iyi okuyamıyor; ya da ABD'ye ve genelde emperyalizme tavır alacak vizyonu ve yüreği yok!..
Oysa altıok bunu emrediyor!..
Le Monde Türkiye muhabiri Guillaume Oerrier, geçen hafta bu köşede yayınlanan analizinde, Türkiye'nin kanlı bir iç-çatışmaya sürüklenmekte olduğu tespitini yapıyordu. Sadece Kürtleri kastederek de değil; laik-dinci kamplaşmasını da zımnen işaret ederek!..
Ve bu çatışmanın dünya ölçeğindeki dengeleri değiştirme olasılığının bulunduğunu, bunun da bir Üçüncü Dünya Savaşına yol açabileceğini söylüyordu.
Bizim çapsız yöneticilerimizden bu uzak görüşlülüğü elbette bekleyemeyiz!
Ama, birilerinin bu körebe oyununa son vermesi gerekmiyor mu?!.
GÖZTEPE DERKEN...
Yeni Ufuk'un geçen sayısında, 1.derece SİT alanı olan Göztepe ile ilgili ilginç bir haber vardı. Habere göre, Göztepe, 1.derece SİT alanı olmaktan çıkarılacak ve kısmen imara açılacaktı!
Haber, özellikle İslamcı çevrelerde ilgi ve tepki yarattı. Çünkü anılan tepede, Ereğli'nin Türkleşmesinde büyük emeği olduğu bilinen ünlü derviş Seyyid Nasrullah Efendi'nin kabri bulunuyor.
Soru şuydu:
Burası imara açılırsa, bu kabir ne olacaktı?
Bu satırların yazıldığı sırada sorunun yanıtı boşluktaydı!
Karadeniz Ereğli'nin Tarihi'ni yazarken, 4500 yıllık geçmişi olan bu kıyı kasabasına ilişkin bilgilerin yetersizliği ve dağınıklığı beni şaşırtmıştı.
O kadar ki, Ereğli'nin ne zaman ve nasıl Türklerin egemenliğine geçtiği bile net değildi! Konuya ilişkin dağınık bilgiler, Türkleşmenin şöyle-böyle 200 yıllık bir zaman dilimine yayıldığını gösteriyordu.
Deyim yerinde ise, zapt konusunda her kafadan bir ses çıkıyordu!
Örneğin, Hammer Tarihi ile Mineccimbaşı'nın Türkleşmeye ilişkin verdiği bilgiler, ünlü gezgin, Klaviyo (Clavijo) ile V.Cuinet tarafından yalanlanıyordu! Katip Çelebi ise, 1630 yılında geldiği Ereğli'nin, Orhan Gazi tarafından zaptedildiğini söylüyordu.
Zaten bugün, 1.derece SİT alanı olan Göztepe'ye ilişkin en sağlıklı bilgileri de O'na borçluyuz. Ünlü Gezgin, başyapıtı Cihannüma'da, Ereğli'yi ve bu arada Göztepe'i şöyle anlatır:
"Ereğli, hayli mağmur bir kasabadır. Alımlı kadınları vardır. Ancak halkı mutaassıptır. İncir, üzüm ve cevizi boldur. Kerestesi de vardır. İstanbul'a sevk edilmektedir. Halkı kaşık ve yelken yapımında ileri gitmiştir.
Kalenin doğu tarafında Karedeniz'e karşı bir tepede Fatih Sultan Orhan'ın evi ile Seyyid Yahya-yi Sirvani hazretlerinin kabri vardır. Buradaki vakıf hücreleri kimsesiz ve fakir kızlar tarafından temizlenip düzenlenir. Burayı Hacı baba türbesi diye ziyaret ederler. Sultan Orhan gelip kaleyi fethettiği zaman, Nasrullah efendi; oğlum bu makamı bana ihsan et diye rica etmişler, rica kabul edilmiş ve isteğin nedeni sorulunca, bu toprakta yatmak istediğini söylemiş..."
Göztepe konusunda sayın Kaymakamlığın yerel yönetimin kamuoyunu doyurucu açıklamalar yapmaları gerekir.
Çünkü sadece kültür mirasımıza ilişkin bir konu değildir bu. Yanlış algılanması durumunda siyasal boyutlanmalara da uğrayabilecek hassas bir konudur!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








