
TÜRKÇÜLÜK-ÜLKÜCÜLÜK VE ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ
07 Temmuz 2012 16:07:24
Geçen sayımızda yayınlanan, Tahir Karauğuz’un oğlu sevgili Doğu’nun bana yazdığı mektubu okumuş olmalısınız.
Doğu, mektubunda, Tahir Karauğuz’u polemik konusu yapmayalım anlamına gelen sözler söylüyor.
Doğu’ya katılıyorum.
Bugün artık aramızda bukunmayan, yani tarihe mal olmuş bir aydının özyaşamını polemik konusu yapmaya çalışmak şık bir tutum olmaz. Gereksizdir de.
Ben bu yazı/yanıtta, Doğu’nun madde madde sıraladığı ve çoğu babasının özyaşamına ilişkin itirazlarını polemik konusu yapmayacağım. Sadece, Doğu’nun Türkçülüğü, kuvay-ı milliyetçilikle özdeşleştiren yaklaşımı üzerinde duracağım:
“İki Tahir Bey” başlıklı yazımda, Karauğuz’un 1940’lı yıllara kadar kuvay-ı milliye ruhunu koruduğunu söylemiştim. Ekliyorum:
Özellikle dil devrimine yaptığı katkılar unutulamaz.
Benim savım şu:
Tahir Karauğuz’un özellikle Doğu dergisinde öne çıkan şovenizmi, O’nu kuvay-ı milliye milliyetçiliğinden uzaklaştırmıştır.
Doğu ile, sanıyorum, bazı kavramların içeriği konusuna anlaşmazlığımız var. Örneğin milliyetçilik, Türkçülük, Ülkücülük gibi kavramların…
Kuvay-ı milliye milliyetçiliği yahut Cumhuriyet Devrimi milliyetçiliği, misak-ı milli milliyetçiliğidir. Misak-ı milli milliyetçiliğinin Türkçülükle, ülkücülükle yahut ırkçılıkla, Turancılıkla en küçük bir ilişkisi yoktur. Misak-ı milli milliyetçiliği, milli sınırlar içindeki antiemperyalist ve antifeodal bir milliyetçilik anlayışını ifade eder.
Türkçülük ile ülkücülük ise günümüzün MHP’sinin savunduğu şoven, ırkçı bir milliyetçilik anlayışına denk düşer!.. İlginçtir, İşçi Partisi ile Aydınlık çevresinin milliyetçilik anlayışı da, son zamanlarda iyice derinleşerek, Turancılıkla el ele tutuşma yoluna girdi!
Irkçılık ya da faşizmle sosyalizmi uzlaştırmaya yönelik yeni bir sol (!) akımın doğmasına tanıklık ediyoruz şu günlerde!..
Bu işler böyledir! Sosyalizmi tali plana iten ulusalcılık, koşulların da zorlamasıyla, hızla derinleşip Türkçülükle, ırkçılıkla, Turancılıkla pekalâ el ele verebilir!.. Pragmatizmin o lanetli ikiyüzlülüğü nelere kadir değildir ki!..
Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın kırk yıl önceki “kehaneti” bugün gerçek oluyor!.. Şöyle derdi usta: “Milliyetçiliğin derini seni faşizme götürür!..”
Günümüzün Kürtçülüğü, Türkçülüğün /Ülkücülüğün antitezidir. Örneğin Kürtlerin ülküsü, Büyük Kürdistan’dır. Türkçülerin ülküsü, Turan’dır: Tüm Türkleri tek bayrak çatısı altında toplama ütopyasıdır.
Tekrar ediyorum: Türkçülüğün, misak-ı milli milliyetçiliği ile hiçbir ilgisi yoktur!..
Doğu dergisinin savunduğu Türkçülük, ırkçı bir içeriğe sahipti.
İşte ben buradan kalkarak Tahir Bey’in 1940’lı yıllardan itibaren ırkçı bir çizgiye kaydığını söyledim.
Sevgili Doğu, benim yıllar önce Demokrat gazetesinde yayınlanan bir yazımda, babası için ırkçı olmadığını söylediğimi anımsatıyor.
Doğru; ancak o nitelemem giderek bana sığ geldiği için Doğu dergisinin dijital kayıtlarına ulaştım. Hata yaptığımı anladım!..
Eli kalem tutan kişilerin tarihe ve topluma karşı sorumluluğu örneğin politikacılardan farklıdır; özellikle de günümüzün omurgasız politikacılarından!..
Doğu, babasının “Milli Şef” faşizmine en küçük bir tepki göstermeyişini, örneğin Milli Korunma Kanunu kapsamında çıkartılan ve maden işçilerine kan kusturan 2. Mükellefiyet uygulamasına karşı çıkmayışını, “İnönü sevgi”sine bağlıyor! Bence bu sevginin Türkçülüğün vizyonuna koşut bir ideolojik içeriği de bulunuyordu.
Özetle..
Tahir Karuğuz’un “ömür boyu” kuvay-ı milliye ruhu taşıdığı,en azından 1940’lardaki dışa dönük etkinlikleri açısından, söylenemez!..
EMPERYALİZMİN KUCAĞINDA MERTLİK GÖSTERİSİ!
Çuval olayı…
Mavi Marmara olayı..
Şimdi de, uçak olayı…
Bir tokat ABD’den…
Bir tokat İsrail’den…
Son tokat Suriye’den…
Bunlar devr-i AKP’de yediğimiz tokatlar!..
İktidar ne yaptı peki?
Yapabileceğini:
Esti-gürledi, naralandı, efelendi; toplantı üzerine toplantı düzenledi; BM’ye başvurdu, NATO’nun kapısına düştü; oraya buraya geziler düzenlendi...
Bir adım geriye çekilip baktık:
Dokuzu Mavi’de, ikisi son uçak olayında yitirdiğimiz onbir canımızla baş-başayız!..
Demek ki “Büyük Devlet” olmak böyle bir şey!..
Buna politik literatürde “Mesih refleksi” deniliyor. İsa’nın ünlü sözünü anımsayın:
“Size bir tokat vurana öteki yanağınızı çevirin!..”
Gelgelelim, peygamberliğin zagonu başka şeydir, küresel siyasetin başka!..
Küresel siyasette Mesih refleksi, adamı şamar oğlanına döndürür!..
Türkiye’nin küresel konumu bugün bu!..
Hep söylüyoruz:
Emperyalizmin kucağında içi-boş mertlik gösterilerine girişilebilir belki; ama, ulusal politikalar üretilemez !..
Yediğimiz tokatlar da bunu göstermiyor m?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








