
ESKİ KİTAPLARIN YENİ BASIMLARI?
02 Haziran 2012 20:13:28
Şu sıralar bundan on-onbeş yıl önce yayınlanan bazı kitaplarımın gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni basımları üzerinde çalışıyorum.
Eş-dost laf çakıyor:
“Şeytanın işi olmayınca kuyruğunu tartarmış!..”
Pek öyle değil! Bu çalışmalar, daha somut bir ifadeyle araştırmalar, “nehir çalışmalar” kategorisine girer. Zaman aktıkça, çalışmalara, akan zaman içindeki olayları, gelişmeleri eklemek gerekir.
“Erdemir’deki İşçi Hareketlerinin ve Sendikacılığın Tarihi” adındaki çalışmam, onbeş yıl önce yayınlanmıştı. Onbeş yılda köprülerin altından çok sular aktı. Örneğin Erdemir özelleşti; sendika tekleşti, sendikalar arası mücadele sona erdi.. Erdemir, emek sermaye mücadelesi açısından dingin bir döneme girdi.
Öte yandan şirketin performansı zirve yaptı; global pazarda kendisine yer buldu; adı, çelik devleri ile anılmaya başlandı…
Altı-yedi yıl içindeki bu sıçramalı gelişme, kuşkusuz sevindiricidir. Bundan Ereğli de payı aldı ve alıyor…
Erdemir’i yabancılara kaptırmayan OYAK’ın en önemli başarılarından birisi de bu bence…
Şu var ki, bu tablo, bana yazacak, kitabıma ekleyecek çok şey de bırakmadı! Bu yüzden son dönemi beş-altı sayfayla anlatmak zorunda kaldım. Aksini yapsaydım, kitabın ana temasını zorlamış, bir anlamda sulandırmış olacaktım. Üzerinde duracak çapta ve önemde toplumsal bir olay, bir gelişme yoksa, neyi yazabilirsiniz?!..
Bu dönemde üzerinde durulmaya değer tek işçi eylemi var. O da işverene karşı değil; belki tuhaftır ama, CHP’li yerel yönetime karşı!. Kitaba bunu almasaydım, gelecek kuşaklara tarihi eksik yansıtmış olacaktım. Bu, dürüst bir tutum olmazdı. Bu nedenle o eylemi, hem Ereğli tarihinde bir ilk olduğu için, hem de teorikman “halkçı” bir yönetime karşı yapıldığı için kitabıma aldım.
Bizim çocuklar kitaba bir de üst başlık buldular:
“Emeğin Çelikleşme Öyküsü”
Bence cuk oturdu. Demir’in çelikleşmesi için ateşten geçmesi gerekir.
Nerdeyse altı aydır bu çalışmayla uğraşmamın bir başka nedeni de var:
Bundan böyle bu konuda yeni bir çalışmanın yapılması çok zor, hatta olanaksız.
Çünkü, benim kullandığım, özellikle ilk yirmi yılı kapsayan döneme ait sendikal ve medyatik dökümanların çoğu kaybolup gitti: Benim özel arşivime el konuldu. Yerel sendikaların kendileriyle birlikte arşivleri de yok oldu!.. Demir-İş, Devrimci Demir-İş, Dev.Maden-İş, Çağdaş Metal-İş birkaç örnek…Özetle o dönemi eksiksiz kılacak eşsiz materyalden yoksunuz bugün!.. Şükrü Özbayrak gibi döneme damgasını basan sendika liderlerinin özel arşivlerinde bir şeyler kaldıysa ne âlâ!..
Bundandır, ilerde konuya ilgi duyan araştırmacılar, bazı konularda benim mütevazi çalışmamla yetinmek zorunda kalacaklar.
Bu beni gerçekten üzüyor.
Kitabın son versiyonu basıldı. Yakında dağıtıma verilir sanıyorum.
Elimden geldiğince, tarihe ve emekçilere karşı görevimi yerine getirdim. Ötesi hiç umurumda değil, inanın!..
“Taşkömürü Havzasının Devletçilik Dönemi” adındaki kitabım ise, 1940-1996 yıllarını kapsıyordu. Bu çalışmayı 2012’ye kadar getirmek istiyorum.
TTK Genel Müdürü Sayın İnan’a bir mektup yazdım. Son onbeş yılın özellikle sayılama verilerini istedim. İlk elden bilgi edinmek benim ilkelerimden birisidir. Sayın İnan, istediğim dökümanı bana sağlarsa, sanıyorum 2013 sezonuna hazır olur kitap… Tabii başımıza bir “kaza” gelmezse!..
Bu çalışmayı şunun için yeniden ele alıyorum:
Birincisi, kitap sınırlı sayıda basılmıştı. Sanıyorum konuya ilgi duyan herkese ulaşamadı.
İkincisi, kimileri görmezden de gelse, havzanın devletçilik dönemini bir bütün olarak ele alan başka çalışma yok. Bu çalışma, ilk ve tek!..
Üçüncüsü, çalışmaya “ek” olarak verdiğim ve Zonguldak Havzasındaki ilk mükellefiyet uygulamasını başlatan Dilaver Paşa Nizamnamesi’nin Türkçeleştirilmiş tam metni sadece bu kitapta var…
TTK istediğim verileri sağlarsa, hemen işe koyulacağım…
Bakalım..
TÜRK-İSLAM SENTEZİ
Başbakan, Ortadoğu’daki arap ülkelerinden sonra Ortaasya’ya açılmaya başladı.
Türkçe konuşan Müslüman halklarla kardeşlik, AKP’nin yeni vizyonu…
Bu, teorikman, Türkçe konuşan tüm Müslüman halkları bir araya getirmek şeklinde “tezahür” ediyor… Projeyi başlatan Gülen cemaatidir.
Burada bir soru açalım:
Din ve ırkçılık el-ele tutuşabilir mi?
Vızır vızır!..
Din, gerçi kapitalizim öncesi (feodal) toplumun egemen ideolojisidir, kapitalist toplumla egemenliğini yitirmiş, yerini laisizme bırakmak zorunda kalmıştır.
Kapitalizmin yarattığı demokratik toplumlar, ırkçılığı da, tutucu bir akım olarak, reddeder.
Bu dönemeçte, Hitler Almanya’sında olduğu gibi, iki tutucu akım el-ele verebilir. Din birliği, ırk birliği ile yeni bir senteze kavuşur veya kavuşabilir.
Bizde buna Türk-İslam Sentezi (TİS) adı veriliyor.
Proje, ABD patentlidir. Ve günümüzde, Türkiye için BOP bağlamında öngörülen ılımlı İslam projesinin ırkçı variantıdır.
Peki tutar mı bu proje?
1940’lardaki laik versiyonu tutmadıydı.
İslamcı versiyonun da tutacağını sanmıyorum.
Olsa olsa, ABD’nin Örtadoğu’da anlaşamadığı Rusya’nın bağrına salacağı bir “fitil” olabilir bu!
AKP maceracı bir dış politika izliyor.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Sevgili ustam!Bunların hepsi var sizde,Bu yaşta, bu aşk, bu sevda, bu özveri bir insanın gücü ve emeğiyle değerlendirilemez. Soyluluk gerektirir. Yaşamanın ve yazmanın bir sorumluluk örneğidir. Nice yapıtlara diyerek kutluyorum sizi, emeğinizi kutsuyorum. Sağlık ve uzun ömür dileklerimle
- s.
- 1
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








