
BAĞIMSIZLIK ATEŞİNİN YAKILDIĞI GÜN !..
26 Mayis 2012 18:28:51
19 Mayıs, ilk bakışta, bir takvim tarihidir; Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı gündür.
Şu var ki, 19 Mayıs, aynı zamanda, ulusal bağımsızlık ateşinin yakıldığı gündür de.
Bu ikisi zaten iç-içedir.
Çünkü Gazi Mustafa Kemal, Samsun’a Milli Mücadeleyi örgütlemek ve başlatmak için gitti.
19 Mayıs deyince, akıla Aydınlanma Devriminin veya Cumhuriyet Devriminin ilk ateşinin yakıldığı gün gelir bu nedenle..
Bir başka ifadeyle, bağımsızlık ateşinin yakıldığı gün !..
Ulusal bilinç, bağımsızlık bilincidir. Bağımsızlık olmadan uluslaşma da olmaz !.. Bu ikisi iç-içedir.
Türkiye’de uluslaşma süreci Aydınlanma Devrimi ile başladı. Ne yazık ki bu süreç, 1946/50’den itibaren tersine döndü; Türkiye bu dönemde, emperyalizmin “gizli” işgali altına girdi; Milli Devlet öldü ; Karşıdevrim, belirleyici güç haline geldi..
19 Mayıs dahil Milli bayramların alanlarda kutlanmasının yasaklanması, emperyalizmin “gizli” işgalinin ne derece güçlendiğini de gösteriyor.
Gericiliğin ve liboşluğun arkasındaki “gizli” gücü ıskalarsanız, elinizde “yobaz” edebiyatından başka bir şey kalmaz !..
Oysa, Milli Mücadele, esas olarak emperyalizme karşı verilmişti !..
Emperyalizm ile içerdeki işbirlikçileri, en çok ulusal bağımsızlık kavramından korkarlar. Ulus bilincinin yok edilmeye çalışılmasının nedeni budur !
Ulusal bayramların alanlarda kutlanmasının yasaklanması, kitleleri ulusal bilinçten ve coşkudan uzaklaştırma taktiğidir.
Şu var ki ulusal bilinci yok etmenin olanağı yoktur ! Ulusal bilinç, ulus olmanın yaratıcı dinamiğidir !O dinamikten yoksun kalan halklar köleleşir !..21. yüzyılda köleci toplum kuramazsınız !..
Türkiye yeni bir Milli Mücadele süreci yaşıyor.
Siz bugün bu süreçte karşı devrimin belirleyici güç olmasına bakmayın !.
Tersine akan nehir görülmemiştir !
Tarih nehri de, ileriye akar !..
Bu 19 Mayıs’ta da Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük devrimci olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
O’nun yaktığı bağımsızlık ateşi hiç sönmeyecektir !..
Nice 19 Mayıs’lara !..
BAŞKANLIK SİSTEMİ
Başbakan Erdoğan, yeni anayasa ile Başkanlık Sistemine geçilmesini istiyor.
Başkanlık sistemi, kamuoyuna yabancı bir kavram. Gerçi kavram, son zamanlarda TV’lerde sık sık tartışılıyor; ama, aslında, tartışma sözün gelişi! Gerçekte yandaş medya, kamuoyunu Başkanlık sistemine koşullamaya; kavramı allayıp-pullayıp “cazip” hale getirmeye çalışıyor…
Gelgelelim kavram, yine de büyük bir çoğunluk için gizemini koruyor.
Başbakanlık Sistemi deyince akla hemen ABD gelir. Oysa dünyada 30-35 civarında ülke, Başkanlık sistemiyle yönetiliyor.
Ancak, kavramın en “demokratik” biçimini ABD’de! Öteki ülkelerde sistem, “demokrasi” şalı altında diktatörlüğe dönüşmüş durumda! Fransa’daki yarı-başkanlık sistemi sözdışı…
Anlaşıldığı kadarıyla AKP’nin önerdiği Başkanlık sistemi, ABD’yi kerteriz tutuyor; en azından öyle gösterilmeye çalışılıyor.
ABD’de uygulanan sistem, federatif bir yapıya sahip. Ülke, kendi içinde bağımsız (özerk) eyaletlere bölünmüş durumda. Bunların basında seçimle işbaşına gelen valiler bulunuyor. Eyaletler, geniş yetkilere sahip. Bir tür devlet içinde devlet!. Nitekim ABD’nin tam adı, Amerika Birleşik Devletleri’dir. ABD’de ülkenin tümü; yasama, yürütme ve yargı organlarını kontrol eden Federal Hükümet tarafından yönetiliyor.
Seçimle işbaşına gelen Başkan; hem devletin, hem kendi partisinin, hem yürütmenin (hükümetin) başı!. Ordunun da Başkomutanı!..
Bizim başbakan şeklen ABD benzeri bir yönetim sistemi peşinde. Ülkemizde; ABD’de olduğu gibi yasama, yürütme ve yargının hem ayrı, hem de iç-içe olduğu, yani birbirini denetleyip dengelediği bir demokratik yapılanma bulunmadığı için, ABD tipi bir Başkanlık sistemi’nin giderek diktatörlüğe dönüşmesi kaçınılmazdır.
Başbakan bunu istiyor!. Siz artık buna “Başkanlık” deyin, “Sultanlık” deyin, ne söylerseniz söyleyin; bizim gibi ülkelerde Başkanlık sistemi, özürlü demokrasiyi bile aranır hale getirir!..
Sanıyorum bu sisteme, bizim Kürtçüler de dört elle sarılacaklardır.
Zaten onlar da özerklik peşinde değil mi nicedir?!..
Soru şu:
Yüce Meclisimiz, Cumhuriyetin 87. yılında padişahlık ile halifeliğe yeşil ışık yakacak bir anayasa yapacak mı, yahut yapabilir mi?
Tabii Yankee emperyalizminin izniyle!..
Bu sorunun yanıtını Aydınlanma Devrimine sımsıkı bağlı kitleler verecektir!..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








