
NEO-SİYASET!
19 Nisan 2012 18:45:49
Doğrusunu söylemem gerekirse, siyasal partilerin Ereğli örgütlerinin kendi içlerindeki bitip tükenmek bilmeyen didişmeleri ile buna bitişik olarak giriştikleri binbir ayakoyunu, hiç ilgilendirmiyor beni…
Niçin ilgilendirsin ki?
Siyaset, kitlelere dönük, onlar için ve onlarla birlikte yapılan ya da yapılması gereken bir uğraştır. Özünde de sınıfsaldır.
Ereğli’deki siyasal partilerin böyle bir derdi yok! Onlar, kapalı kapılar ardında kendileriyle didişiyorlar!.. Delege seçimlerini kim kazanacak, kongreyi kim kapacak, adaylıklar için kim öne çıkacak?..
Yaptıkları siyaset bu!
Peki, iktidarı eleştirme, kitleleri aydınlatma, mücadele yolları gösterme görevi ne olacak?
Ayrıca iktidar partisinin sorumluluğu?
Yaklaşım şöyledir bu soruya:
“Kitlelerin canı cehenneme!. Ben dümenime bakarım!”
Ereğli’deki siyasal tablo tam böyle değil mi?
CHP güya aydınlanma devriminin partisi!
İrtica aldı başını gidiyor, CHP’den tık yok! Tutuculukla mücadeleyi kültürel planda Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) sürdürüyor… Kendilerini kutluyorum. Umarım son haftalardaki atakları sürer…
Bir solcu parti düşünebiliyor musunuz; üyesiyle, delegesiyle, öncüsü-ardcısıyla kitlelerden kopup gitmiş!..
Ereğli’nin CHP’si böyle bir parti işte!..
CHP’nin kendi içindeki didişme de giderek Temel fıkrasına döndü!..
Örneğin koltuk için çekişen iki gruptan birisi delege seçimlerini farklı kazanıyor. Normalde kongreyi de aynı grubun kazanması gerekirken tersi oluyor; delege seçimlerinde fark yiyen grup, kongreyi kazanıyor!..
Peşinden bir sürü dedikodu: Delegeler “kafaya” alınmış, binbir vaatlerde bulunulmuş…Daha parmak ısırtan neler!..
Sonuç mu?
Omurgasızlık, kişilik pazarlaması, ilkesizlik, siyasal etik ihlali doğal hale gelmiş durumda!..
AKP ile MHP mi? Onları hiç sormayın! Dut yemiş bülbülü çoktan solladılar!..
Ne diyelim?
Hayırlı olsun! Ama, bizden ırak olsun!..
BİÇİM Mİ, İÇERİK Mİ?
28 Şubat, irticaya karşı girişilen bir askeri darbe girişimiydi. Darbeciler iktidara el koymamışlar, Çevik Bir’in ifadesiyle “balans ayarı” yapmışlardı. Bundandır, 28 Şubat, siyasal literatürümüze “postmodern darbe” olarak girdiydi.
28 Şubat günlerinde iktidarla “Refahyol” koalisyonu vardı. Başbakan Erbakan’dı, yardımcısı da Tansu Çiller… Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, RP kanadından Devlet Bakanıydı.
28 Şubat kararları MGK’de alınmıştı ve altında Erbakan ile Çiller’in de imzaları vardı. Kararları uygulayanlar arasında Abdullah Gül de bulunuyordu.
Postmodern darbeyi destekleyenler arasında Gülen Cemaatinin lideri Fethullah Gülen de vardı. Gülen, Refahyolcuları becerisizlikle suçlamış ve çekip gitmelerini istemişti!..
O günler karışık günlerdi özetle…
Peki şimdi yargılanan nedir?
Darbeciler salt darbeye teşebbüste bulundukları için mi yargılanıyorlar, aynı zamanda irtacaya karşı oldukları için mi?.. Burası net değil!..
Soru’nun ikinci şıkkı, “demokratik temizlik” argümanıyla çelişiyor!
“Demokratik temizlik” sözkonusu ise eğer irticayı da kapsaması gerekmiyor mu? 28 Şubat kararlarının özü de bu değil miydi zaten!..
İrticayı karşısına almayan demokrasi olur mu hiç!..
“Demokratik temizlik…”
Bu öncelikle irticanın temizlenmesini öngörmez mi?..
Şeriatçı Aczmendiler caddelerde, Çevik Bir’ler cezaevinde ise eğer, bu işte bir terslik yok mudur?..
Adaletin kılıcı tek yanlı kesmemelidir!..
YENİ TEROR STRETEJİSİ VE SURİYE
AKP hükümetinin teröre yahut PKK’ya karşı saptadığı yeni stratejinin içeriği şöyle bir şey:
Devlet, Kandil ve İmralı ile müzakere yapmayacak; müzakere, (gerektiğinde) onların siyasal temsilcileriyle yapılacak.
Geçerken söyleyelim:
AKP’nin yeni terör stratejisi, Kürt açılımının iflas ettiği anlamına geliyor!..
Devam edelim:
Akla hemen bir soru düşüyor:
PKK’nın siyasal temsilcileri kim?
BDP olarak gözüküyor! Ama kazın ayağı öyle değil! İşin içinde başka işler var:
ABD, PKK kozunu son zamanlarda Suriye için kullanmaya başladı. Diyor ki AKP iktidarına: “Esad’ı bitirmek için bize yardımcı ol; biz de sana PKK’yı verelim!..”
ABD aslında, Kuzey Irak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Suriye’nin sınır bölgesini içine alacak bir 2. İsrail peşinde!.. “Büyük Kürdistan” veya “Birleşik Kürdistan”, ABD’nin Ortadoğu’daki 2.İsrail’i olacak!.. Eski CİA ajanı Graham Fuller’e göre, 2. İsrail’in başkenti Diyarbakır olacak.
Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) son şekli bu!..
ABD, tıpkı Irak gibi, Suriye’yi ve Türkiye’yi bölmek istiyor! Irak, tamam! Sırada Suriye ve Türkiye var! 2.İsrail’i Kuzey Irak’a ve Türkiye’nin doğusunu içine alacak coğrafyada kurulacak ve öncelikle İran’ın işini bitirmek için kullanılacak!..
BOP, emperyalizmin kendi içindeki petrol kavgasıdır özünde. Petrol bölgesi tümüyle ele geçirildikten sonra ABD ile AB (özellikle İngiltere) güçleri oranında petrol coğrafyasını bölüşecekler.
Türkiye ne alacak bu paylaşımdan pek?
Hadi azcık iyiye alalım; olsa olsa, görece olarak, ucuz petrol ve doğalgaz!…
Şu sorulabilir:
Bunun için Suriye ve İran’la çatışmaya değer mi? ABD’nin taşeronluğunu yapmaya?.. Suriye ile savaşa girip Türkiye’yi tehlikeye atmaya?
Değmez! Türkiye, İran ve Suriye ile el-ele verip emperyalizme karşı tavır almalıdır!
Doğru tutum budur.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








