
DURUM
23 Ocak 2012 14:37:40
Sadece Türkiye’de değil, yurtdışındaki siyasal çevrelerde de şu soru epeydir soruluyor:
Türkiye nereye gidiyor?
Sorunun yanıtı ABD ve AB emperyalizminin büyükbaşları tarafından çoktan verildi:
Türkiye dinci (İslamcı) bir rejime gidiyor!..
Sam Amca, Türkiye’ye, Ortadoğu için, rol modelliği görevini verdi.. “Despotik” yönetimler alaşağı edilip yerine, ABD ve AB’ye bağımlı “Türk tipi” İslamcı rejimler oturtulacak.
Son aylarda, Aydınlanma Devriminin kalelerine yönelik yaptırımların hızlanması, ABD’nin sabırsızlığının ürünü! ABD, rol modelinin biran önce şekillenmesini istiyor.
Ki, Ortadoğu’ya biran önce “Türk tipi” rejimler ihraç edilebilsin!..
AKP’nin simgelediği yeni rejim, Cumhuriyet rejiminin ya da Kemalist rejimin reddidir. İslamcılar; Cumhuriyeti ve onun kültürel, sosyal, siyasal ve ahlâki değerlerini “Cahiliye Dönemi” olarak algılıyorlar. İslam nasıl ki Cahiliye’nin reddi ise, AKP’nin temsil ettiği İslamcı rejim de Kemalist rejimin reddi şeklinde karşımıza çıkıyor.
Neo-liberallerin bu algıyı “demokrasi” diye alkışlamaları acıklı güldürüdür!..
Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu sürecin özü budur. Siz buna karşıdevrim süreci de diyebilirsiniz.
Peki nedir bunun belli-başlı göstergeleri?
Aydınlanma devriminin kalelerinin bir bir yıkılmasıdır!. Unsurlarına ayırmak gerekirse, şunları söyleyebiliriz:
ABD’nin de manipülasyonu ile TSK’nın edilgenleştirilmesidir!..
Anadolu devriminin simgeleri olan ulusal bayramların kaldırılmasıdır!..
Milli Eğitimin içinin boşaltılması; “milli” içeriğinin yok edilmesidir!.
Yeni anayasa ile üniter devlet modelinin federatif devlet modeliyle değiştirilmek istenmesidir!..
Bölücülüğe çanak tutulmasıdır!
Laisizm kavramının, “demokratik açılım” yaftası altında dejenere edilmesi yerine islamın konulmasıdır!..vb..
Tümünü özetlemek gerekirse; Kemalist Devrim ve Milli devlet, bitkisel yaşama girmiş durumdadır.
Bu nedenle ben, örneğin; 19 Mayıs bayramının kaldırılmak istenmesine hiç şaşırmadım. Karşıdevrim “işini” yapıyor!..
Peki bu durumda Cumhuriyetçi güçler ne yapmalıdırlar?..
Cumhuriyetçi güçler, bir avuç da kalsalar, gerici yaptırımları göğüsleme mücadelesini sürdürmelidirler!..
Günümüzün görevi; Cumhuriyetim tüm kalelerini, mevzilerini, elde kalan demokratik olanaklar kullanılarak, koruma ve kollama görevidir.!..
Yanımıza-yöremize bakıyoruz.
Bizim Ereğli’miz, genelde Zonguldak’ımız, sanki bir başka gezegende yaşıyor! Karşıdevrimci güçler elbette, buralarda da işini yürütüyor. Ama, sözüm ona Atatürkçü siyasal partilerimiz ile Demokratik Kitle Örgütlerimiz (af buyurun) sanki kış uykusundalar!
Örneğin Ereğli’nin gündemini, incir çekirdeğini doldurmayacak provakatif polemikler oluşturuyor!.
Yerel politikacıların vitrinde kalma içgüdüsünden kaynaklanan traji-komik gerilim ortamı, gün gün tazelenen atraksiyonlarla diri tutulmaya çalışılıyor. Bu toplumsal provokasyonun denklemi ise şöyle kuruluyor: “Benden yana olanlar, bana karşı olanlar!..”
Ulusal ve sınıfsal içerikten yoksun olan bu benmerkezci karambol politikası, elbette öncelikle karşı devrimin işine yarıyor!..
Çünkü, incir çekirdeğini doldurmayacak polemikler kitleleri ulusal ve toplumsal gerçeklerden uzaklaştırıyor! Böylece karşıdevrimin ekmeğine yağ sürülüyor!..
Ne yazık ki, yerel basın da bu oyunun bir parçası haline gelmiş durumda!..
Ama ben yine de çok umutsuz değilim. Çünkü, toplumsal gerçekler, biz onları görmezden de gelsek, gerçekliklerinden hiçbir şey yitirmezler!.. Gün gelir gündemin başına oturuverirler!..
Karşıdevrim, tamam, iktidar koltuğunda; ama kendi zıddını da beraberin de taşıyor!..
KAPAN OLAYI
Gazeteci Fikri Kapan’ın, Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık’ın şikâyeti üzerine AA Ereğli muhabirliği görevine son verilmesi üzücü bir olaydır.
Posbıyık’ın daha sonra yaptığı konuya ilişkin bir konuşma sırasında; “ O’nun gazetesi de kapatılmalı “ şeklinde sözler sarf etmesi daha da üzücü ve şaşırtıcıdır.
Kapan’ın çeşitli yazılarında Posbıyık için kullandığı küçültücü sözcükleri ve nitelemeleri kabul etmek mümkün değildir. Yanlıştır bunlar.
Muhatabını aşağılamak, ona küfür etmek, eleştirel bir yazının değerini yükseltmez, düşürür!
Ama, Posbıyık’ın şikayeti de yanlıştır. Bu sorun yasa yoluyla da çözülebilirdi. Doğrusu da buydu.
Hele; “ O’nun gazetesi de kapatılmalı “ şeklindeki sözler CHP’li bir belediye Başkanına yakışmıyor.
Gazeteler, sadece faşist darbe dönemlerinde sıkıyönetim tarafından kapatılır. Eleştiriye tahammülsüzlük en berrak ifadesini faşizmde bulur.
Fikri, eleştirilerini küfürle bezemeye (!) son vermelidir !..
Posbıyık da gazetecilerin ekmeği ile oynamaya !..
Emek ve ekmek kutsal kavramlardır.
Onlara el uzatmak, kişiyi yüceltmez; tam tersi, küçültür !..
Son söz:
Kapan olayına KGD’nin müdahalesi doğruydu ve hoştu. Ötedeki derneklerin suskunluğu ise en azından ayıptı !..
Umarım benzeri ayıplar işletilmez gelecekte…
Gazeteci Dernekleri, ekmeği elinden alınan meslektaşlarını korumazsa başka neyi koruyabilir !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








