
GAZETECİ DERNEKLERİ
29 Aralik 2011 21:01:50
İlkten, üzerinde çok tartışılacağını sandığım bir soru açacağım.
Soru şu:
Gazeteciler aydın zümresi içinde yeralır mı? Yahut şöyle de sorabiliriz:
Aydın kavramı, gazetecileri de kapsar mı?
Bu sorular bir başka soruyu çağrıştırıyor elbette:
Kimdir aydın?
Bu sorunun yanıtını geçmiş yazılarımızın birisinde vermeye çalışmıştı.
Aydın, belirli bir sosyal sınıfın dünyaya bakış açısını yahut ideolojisini, buna yaslı siyasi strateji ve taktiklerini kotaran, bunun karşılığı olarak da artı-değerden pay alan kişidir.
Her sınıfın aydını vardır.
Aydın olmanın ön koşulu, belirli bir sosyal sınıf için fikir üretiminde bulunmaktır. Buna göre, aydın kavramını siyasetler dışında ele almak, öyle algılamak olası değildir.
Örneğin, eğer aynı zamanda siyasetle de ilgilenmiyor ve belirli bir sınıfın siyaset üretimine katkıda bulunmuyorsa, bilimadamları aydın değildir!.. Bilimadamıdır!..
Baştaki soruyu yineleyelim:
Aydın kavramı gazetecileri de kapsar mı?
Eğer belirli bir sosyal sınıf adına, onun toplumsal çıkarlarını korumak için, siyaset üretimine katılıyorsa, aydındır. Katılmıyorsa veya siyaset üretimine gelişi-güzel şekilde, birden fazla sosyal sınıfın çıkarlarına dönük fikirler üreterek katılıyorsa, yani oportünist bir ideolojik-siyasal kimliğe sahipse, özetle omurgasız bir satılık kalem ise, aydın sayılamaz!
Çünkü, sınıflararası ve sınıflarüstü aydın olmaz!..
Bu bakış açısından gazeteciler derneklerini ele alacağım:
Gazeteci Dernekleri içinde, farklı sosyal sınıfların aydınları bulunabilir. Bu açıdan, gazeteci dernekleri, bir aydınlar koalisyonunu andırır. Koalisyon içinde ağır basan ideolojik-siyasal tavır, o derneğin ideolojik kimliğini belirler.
Bu durum, gazeteci derneklerinin giderek saflaşmasına yol açar. Dernekler, sağcı-solcu, dinci-laik, ilerici-gerici şeklinde saflaşır; Aynılar aynı yerde toplanır! Saflaşma olgusu, diğer STK’lar için de geçerlidir.
Gazeteci derneklerinin varoluş nedeni, öteki STK’lar gibi, mesleki dayanışma ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç, basın özgürlüğü kavramında en berrak ifadesini bulur. Gazeteci denekleri, öncelikle bunun için vardırlar. Basın özgürlüğünü savunmak için!..
Unsurlarına ayırmak gerekirse; düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmak, sansür ve otosansüre karşı çıkmak, gazetecilere yönelik siyasal baskıları göğüslemek, mesleki faaliyetlerinden dolayı gözaltına alınan, hapsedilen meslektaşlarına sahip çıkmak vb. için vardırlar.
Bu aynı zamanda, demokratik hak ve özgürlüklere sahip çıkmak anlamına da gelir.
Saflaşma da bu temelde kendisini gösterir.
Kimi gazeteci derneği, demokratik hak ve özgürlüklere, bu bağlamda basın özgürlüğüne sahip çıkıp mücadele ederken, kimileri de bu görevini savsaklar, durumu idare eder!..
Bu durum, aydın kavramı kapsamındaki saflaşmanın tutucu sınıflara özgü bir izdüşümüdür.
Yani, basın özgürlüğünü savunmayan, savunamayan gazeteci dernekleri de vardır günümüzde!..
Bir başka deyişle, egemen sınıfların yanında saf tutan, antidemokratik gelişmeler karşısında sessiz kalan, ideolojik-siyasal zorbalık yakasına yapışıncaya kadar sesini çıkartmayan gazeteci dernekleri!.. Bunlar (yöremizde de) ağrırlıktadır!..
Soru:
Temel mesleki çıkarlarını koruyamayan bu tür gazeteci derneklerinin günümüzde ağırlıkta oluşu, AKP’nin temsil ettiği rejimin niteliğini de ortaya koymaktadır.
Son tutuklamalarla birlikte, cezaevlerindeki gazeteci sayısı 99’a ulaştı. Ama, gazeteci derneklerinin çoğundan tık yok!..
Böyle bir ülkede demokrasiden sözedilebilir mi?..
Demokrasiyi savunamayan gazeteci dernekleri gerçekte kimin safındadır?!
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








