
AYDIN OLMAK?
21 Temmuz 2011 14:01:15
Kitleleri büyük ölçüde kucaklayan bir sosyalist kültür, ancak sosyalist bir toplumda sözkonusu olabilir.
Kapitalist bir toplum için de geçerlidir bu: Kitleleri büyük ölçüde kucaklayan liberal-demokrat bir kültür, kapitalist toplumlarda sözkonusu olabilir ancak.
Kültür, kurulu düzenin ideolojik yansısından başka bir şey değildir.
Bu yaklaşım, sosyalist bir toplumda liberal; kapitalist bir toplumda da sosyalist kültür birikiminin olamayacağı anlamına gelmez.
Doğaldır ki, sosyalist bir toplumda liberalizm, kapitalist bir toplumda da sosyalizm egemenlerin boy hedefi haline gelir.
Şu ayrımla ki, sosyalist bir toplumun bünyesindeki liberal kültür-sanat birikimi ve ürünleri, gericiliği; kapitalist bir toplumun bünyesindeki sosyalist kültür-sanat birikimi ve ürünleri, ilericiliği temsil eder.
Bizim radikal küçükburjuvazinin önderliğinde gerçekleşen milli demokratik devrimimizin hedefi, kapitalist bir toplum yaratmaktı.
Bu bağlamda milli bir devlet…
Bunun için çok çaba gösterildiğini biliyoruz.
Şu var ki, bu tam anlamıyla gerçekleşmedi bu; gerçekleşemezdi de.
Türkiye, hiçbir zaman, ekonomik ve sosyolojik anlamda kapitalist bir toplum olmadı. Olsa olsa, feodal ilişkileri ve tabii kültürünü bünyesinde taşıyan, yarı-devletçi, yarı-özelci kapitalist bir yapıya sahip olabildi. Şu ayrımla ki, dış dinamiklerin güdümlediği melez bir yapıya!..
Bugün bu yapıyı, siyasal planda, dinci-liberal karışımı ideolojik formasyona sahip bir akım, bir parti temsil ediyor. Melez bir parti!..
Radikal küçükburjuvazinin önderliğindeki devrimci süreç tersine döndü! İktidarda şu an, karşı devrim oturuyor!..
Bu karmaşık yapı, kültürel ve sanatsal planda da kendisini duyumsatıyor.
Kültür-sanat dünyamız, gerçeküstücü bir tabloya benziyor; tabloda her renk mevcut! Şu ayrımla ki, yeşilin değişik tonlarının ağır bastığı bir tablo bu!..
Soruyu sormanın zamanı geldi:
Ülkemizde devrimci bir kültürden ve sanattan söz edilebilir mi?
Edilebilirse, “ devrimci “liği sınıfsal açıdan nasıl karakterize etmek gerekir?
Biraz daha açayım:
Türkiye, sosyalist bir kültür-sanat akımına ve tabii ürünlerine sahip mi?
Yoksa, “ devrimci “ sözcüğünün içini, radikal küçükburjuva kültür ve sanat akımları ile doldurmak, öyle algılamak mı gerekiyor?
İkincisi daha doğru gibi geliyor bana. Ağır basan akım bu!.
Madalyonun bir de öteki yüzü var:
Sanatı “ sanat “ olarak algılayan, sanat-siyaset ikileminden ikincisini dışlayan, Türkiye’nin geleceği ile ilgilenmeyen, içine-kapalı, sanat yuvarları giderek çoğalıyor ülkemizde…
Galiba en önemli sorunlarımızdan birisi de bu: Aydınlarımızın, sanatçılarımızın içine kapanması, kavgadan kaçması!..
Oysa, aydın olmamın önkoşulu, gericilikle mücadeledir!..
Türkiye hızla faşizme kayarken, içine kapanan aydınlara “ aydın “ diyebilir miyiz?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








