
İslamcı Terörün Kaynağı
31 Mayis 2011 03:34:56
NATO hava kuvvetlerinin Libya Lideri Kaddafi’nin sarayını füzelerle vurup Kaddafi’nin oğlu ile torunlarını öldürmeleri ibretlik bir olaydır. Bu neyi gösteriyor? İş emperyalistlerin çıkarlarına dayanıyorsa, 21. yüzyıl uygarlığının faso-fiso olduğu anlamına!.. ABD, dünyanın gözleri önünde taammüden cinayet işliyor! Bütün dünya seyrediyor!.. Üstelik çoğu, el ovuşturarak!.. ABD’nin gerekçesi nedir? “İnsan hakları!..” “İnsan haklarını korumak için” insanları öldürmek, emperyalist uygarlığın(!) örekesidir!.. Üstelik öldürülen insanlar, masum bir genç ile on-iki yaşlarında üç çocuktur!.. Bütün bunlar niçindir peki? Libya’nın petrol vanalarını ele geçirmek için!.. Ben böyle uygarlığın da, insan haklarının da… Yanağından nasıl makas almam!.. El Kaide’nin Lideri Bin Ladin’in öldürülmesi de ilginç! ABD operasyon ekibi Ladin’i evinde kıstırdığı halde niçin teslim almadı da öldürdü acaba? Çoğu kadın ve çocuk bütün ev halkıyla birlikte? Burada, İlkçağa özgü bir kana-kan mantığının eylemi yönlendirdiği söylenemez mi? Tastamam bu mantıkla karşı karşıyayız!.. “Hür dünya”, çıkarlarına dokunuyorsa, kitle halinde insan öldürmekten bugün de kaçınmıyor!.. Sözün özü budur. TV’lerde tartışılıyor: “Ladin’in öldürülmesi İslamcı terörü durdurur mu?” Bu soru bir başka soruya bağlıdır. O soru doğru yanıtlanmadan ilk soru üzerine tahminlerde bulunmak yanıltıcı olur. İslamcı terörü doğuran, Filistin’dir; Filistin halkının, ABD’yi arkasına alan İsrail tarafından toprak bütünlüğünün yok edilmesi ile şiddete, büyük haksızlıklara uğramasıdır. Etki tepkiyi doğurur. ABD ile İsrail’in Filistin’de oynadığı kanlı oyun, çeşitli direniş örgütlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. İsrail’in işgali altındaki topraklarını kurtarmak amacıyla kurulan Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Kurtuluş Örgütü bunların bazılarıdır. Tümü FKÖ adını alan örgütlerin içinde en ünlüsü, Yaser Arafat’ın önderliğini yaptığı El-Fetih’ti. ABD’nin desteğiyle 1948’de Filistin topraklarında kurulan İsrail, halen ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakol konumunda. İslam radikalizminin de boy hedefi… Tabii, ABD ile birlikte… İdeolojik-siyasal boyutta antiemperyalist ve antisiyonist bir hareket bu… Denilebilir ki, El Kaide, Hamas vb. İslamcı terör örgütlerinin ortaya çıkmasında Filistin halkının uğradığı büyük haksızlık vardır. Şimdi baştaki soruyu yanıtlayabiliriz sanıyorum: Filistin sorunu çözülmeden, radikal İslamcı hareketler yok olmaz, İslamcı terörizm durmaz!.. Doğrudur. Bireysel terör yoluyla toplumsal-siyasal sorunların çözüldüğü görülmemiştir. Terör, insanlığa acı çektiren bir yöntem olarak sınıfsal mücadeleyi esas alan siyasal hareketler tarafından da yadsınmıştır. Ama, terörü lanetlerken, mazlum bir halkın çektiği acıları da gözardı etmemek gerekiyor.
ETİKETLER : Yazdır







