
Devrim ve Tehcir Üzerine
31 Mayis 2011 03:30:11
Devrim bir süreçtir. Devrimlerin takvim tarihleri, sürecin sıçrama ânını belirtir. Devrimci sürecin takvim tarihi ile belirtilen sıçrama ânı, aslında büyük sıçrama ânıdır. Devrimci sürecin daha önce kendisini gösteren başka sıçrama anları da vardır. Örneğin 23 Nisan 1920 bunlardan birisidir. Kökü Jöntürklere, Talat Paşalara, Namık Kemallere uzanan milli demokratik devrimimizin büyük sıçrama anı, 29 Ekim 1923’tür. Siyasal iktidarın görece olarak ileri bir sınıfın eline geçmesine, siyasal devrim denilir. Hiçbir siyasal devrim, gökten zembille inmez. Belirli bir süreç, belirli bir devrimci enerji birikiminin sonucu olarak ortaya çıkar. Daha sonra ise, devrim, ekonomik-sosyal alanlarda devam eder, bir anlamda derinleşir. Her devrimci süreç, kendi zıddını beraberinde taşır. Devrimlerin karşıdevrimlerle, onların da devrimlerle tasfiye edilmeleri, diyalektiğin temel esprisidir. Bizim tarihimiz de bunun örnekleriyle doludur. Türkiye epeydir, ABD’nin ve İsrail’in desteğiyle bir karşıdevrimci süreç içinde. İki faşist darbenin boğduğu devrimci hareket, yeni yeni ayakları üzerine basmaya başladı. Burada önemli olan, devrimin hedefinin doğru saptanması ve devrimci güçlerin doğru mevzilenmesidir. Eski sosyalistlerden Mihri Belli şöyle derdi: “ Milliyetçiliğin derini seni sosyalizme götürür. “ Biz buradan kalkarak, Mahir Çayan ve diğer arkadaşlarla, “ Kesintisiz Devrim “ kuramını formüle etmiştik. Milli Demokratik Devrimin kesintisiz bir süreç sonunda sosyalizme sıçraması gerektiğini düşünüyor ve söylüyorduk. Yoksa ne olurdu? Aydınlanma Devriminin sonu, gözümüzün önündeydi!.. Şu da vardı. Milliyetçiliğin derini, sosyalizme olduğu gibi faşizme de götürebilirdi insanı. Kesintisizlik esprisi bunu gözetiyordu… 12 Mart ve daha sonraki 12 Eylül faşizmleri bizi boğduydu. Ama ne iyidir ki, devrimler ölümsüzdür; masalsı zümrüt-ü anka kuşu gibi kendi küllerinden yeniden doğarlar!.. Öyle de olmuyor mu?.. TEHCİR Mİ SOYKIRIM MI? 1915 Ermeni tehcirinin ( göçe zorlama ) yıldönümündeyiz.. Emperyalist mihraklar “ soykırım “ taamını yeniden ısıtıp dünyanın dört bir yanına servis ediyorlar... Ermeni tehciri bilinen bir olayıdır, ama soykırım yalandır. Olay şudur: 1.Dünya savaşı sırasında Kafkasya’daki Ermeniler, Osmanlı ordusuna karşı çarlık ordularını desteklemek amacıyla gönüllü taburlar kurdular. 1915 başlarında Osmanlı cephesinin gerisinde asker toplayarak müslüman nüfusa saldırdılar. Osmanlı yönetimi, Ermeniler’in, Rus cephesinden Filistin ve Suriye’ye gönderilmesi kararını aldı. Buna, “tehcir” ( göç ) adı verilir tarihte. Doğrudur. Göç sırasında meydana gelen çeşitli olaylarda, 200 bini aşkın Ermeni ölmüştür. Ama bu, planlı bir soykırım değildir. Savaşın ve göçün kaçınılmaz sonucudur; bu sonucu yaratan da Osmanlı ordusunu çarlık ordularına destek amacıyla arkadan vuran Ermeni Komitacılarıdır. Türkiye’yi bölmek için İsrail’le birlikte Kürt kartını oynayan ABD’nin ve onun içerdeki sesi olan entel-liboşların Ermeni soykırımı masalına inanmayın! Arkadan vurulan Osmanlı’nın Ermenileri göçe zorlaması kaçınılmazdı. Kürt etnistini kullanarak Türkiye’ye soykırım suçlaması yöneltenler, ilkten, ellerinden damlayan masum insanların kanına bakıp utanmalıdırlar!..
ETİKETLER : Yazdır







