
19 MAYIS’TA ANITKABİR !
20 Mayis 2026 00:08:58
Savaşı yitirmiş, yer yer işgal edilmiş, parçalanmış, dağılmış, moral motivasyonu yok olmuş, tüm enerjisine tüketmiş, kitlevi ölümlerle derinden sarsılmış, yorgun ve yaralı insanları ayağa kaldırıp yeniden savaşa sürmek sözcüklerle anlatılamayacak çok büyük bir olaydır; mucize denilen terimin tam karşılığıdır.
Bakın, zafer bile demedim, sadece ayağa kaldırıp yeni bir savaşa sürmek dedim. Eğer Kurtuluş Savaşımız sonuçta yeniden yenilgiyle sonuçlansaydı. Tarihin akışı başka olurdu belki, ama en azından saygınlığından hiçbir şey kaybetmezdi.
Zaferle sonuçlanması onu dünyada ilk ve tek yaptı !
Gazi’yi sevmeyebilirsiniz, ama yarattığı bu büyük olayı görmezden gelemezsiniz ! Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, vb. ile el-ele veren yorgun, bitik, yaralı bir halkın ayağa kalkıp toprağını kurtarmasına burun kıvıramazsınız !
Bu muhteşem olayın başındaki adama saygısızlık yapamazsınız ! Aksi halde öncelikle tarih sizi affetmez !
İlk adımı 107 yıl önce Samsun’da atılan Kurtuluş Savaşımızdan sözediyorum !
O günün koşullarında, bırakınız hayata geçirip zafere ulaştırmayı, Kurtuluşu düşünmek bile cesaret, özgüven ve derinlemesine bir vatan sevgisin gerekiyordu…
Gazi’yi sevmeyebilirsiniz, ama beyinsel bir körlük içinde değilseniz hiç değilse içiniz sıra bu gereği kabul edilmeniz gerekir…
Kurtuluş Savaşımız bir milli devrimdi. Eğer savaşın başındaki irade, devrimci bir irade olmasaydı zaferden sonra tarihin akışı başka yöne de olabilirdi.
Siyasal İslamcıların Gazi’ye soğuk bakmalarının nedeni bu tarihsel durakta düğümlenir ! Tarihi akış orada frenlenseydi ya da milli devrim o durakta kesintiye uğrasaydı bugün çok başka şeyler yazıyor olacaktık.
Ama, milli devrimin önderleri yürümeyi sürdürdüler. Altyapısı olgunlaşmış olmasa da milli devrimi derinleştirmek için kolları sıvadılar. Milli ve demokratik bir devrim adı olan Türkiye Cumhuriyeti böyle doğdu.
O günlerden bu yana şu soru çok soruldu ve sanıyorum daha uzun yıllar sorulacaktır:
Devrim niçin yarım kaldı, niçin 1950’de karşı devrime dönüştü ? Kim engelledi bunu ?
Birincisi 1920’lerin Osmanlısında demokratik devrimi ayakta tutacak altyapı yoktu. Sanayileşme yuttu, işçi sınıfı yoktu, sermaye sınıfı yoktu, dolayısıyla demokrasi kültürü yoktu. Toplumsal dinamikler tarihi ilerletecek güçte değildi.
Bir başka deyişle feodal Osmanlı’ya kapitalist bir esvap giydirecek koşullar yoktu.
Gazi Atatürk ve arkadaşları böyle bir yapıyı yukarıdan aşağıya kurmak istediler, belirli ölçüde başarılı da oldular. Ama tarihsel ve toplumsal koşullar, ikinci yeniden paylaşım savaşı ile emperyalist batının siyasi ve kültürel baskıları devrimin yarıda kalmasına yolaçtı; 1950’lerde devrimci süreç, karşı-devrimci bir sürece evrildi.
Buna rağmen bu 19 Mayıs’ta da anıtkabir’i durduran insanlarımızın görüntüleri cumhuriyet kültürünün, tüm etnik ve inanç topluluklarıyla sımsıkı kenetlenmiş bir halk yarattığının belgeseli gibiydi.
Yaşasın 19 Mayıs Ruhu !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








