
EREĞLİ’Yİ TURLARKEN…
18 Mayis 2026 00:08:43
Cumartesi günü Zehra ve Sina ile nerdeyse altmış yıldır yaşadığım ama hâlâ gitmediğim görmediğim mahalleleri olan, ama semtleri ve gitmesem de görmesem de tümünü gönülden sevdiğim kentimizi biraz dolaştım.
Ereğli, Zonguldak’ın en büyük ilçesidir. Üç demir-çelik fabrikalarımızdan birisinin üzerinde kurulu bulunduğu bir sanayi kentidir.
Ereğli aslında Akçakoca ve Amasra’nın yanısıra 6 bin yıl öncesine uzanan tarihi, ve eşsiz doğası ile bir turizm kenti de olabilirdi. Sanayileşme bu yolu tıkadı.
Tam bir takvim tarihi verilemez, ama 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısı, gelişmiş kapitalist ülkelerin monopolize olduğu, tüm dünyaya mal ihracının yanısıra sermaye ihracına giriştikleri bir dönemdir.
Bu dönem, güzelim ülkemizde tarihsel ve toplumsal gelişimin tıkandığı, devrimci sürecin tersine döndüğü bir dönem oldu aynı zamanda…
1950’de girilen çok partili yaşam, her ne kadar “ demokrasiye atılan ilk adım” olarak da anılsa, aslında milli-demokratik Kemalist devrimin önünü kesen bir dönemeç oldu. İronik bir olayda bu: Çok partili yaşamla demokrasiye geçilirken gerçekte demokratik dönüşümün üstyapı alt ve kurumlarındaki değişim sürecini dondurdu. Dedim ya bu bir karşıdevrimdi.
Peki kim vardı bu girilen sürecin arkasında ? Senayisi ve kültürüyle Batı vardı, monopolist kapitaliszm vardı.
Yabancı sermaye bir ülkeye girerken onun ekonomik, siyasi ve etik yapısını da kendisine uydurmaya çalışır. Sermayenin kültürle iç-içe geçtiği bir dönüşümdür bu. Sermayenin yanısıra kültür de ihraç edilir.
Gerikalmış ülkenin hem ekonomik ve hem de kültürel yapısı bu anlamda Batılılaştırılır.
Bunun en tipik örneklerinden birisi Türkiye’de yaşandı. Özellikle de güzelim Ereğli’mizde !..
1950 hareketiyle siyasi ve hukuksal yapının değişmesi, yabancı sermayenin rahatça at oynatıcı bir ortam da yarattı.
Batı, 1960’larda Türkiye’ye mal ihracının yanısıra sermaye ihracı kararı da aldı. Ancak enerji sorunu vardı. montaj sanayii için de yassı çelik sorunu.
Çukurova elektrik ve Ereğli demir-çelik böyle doğdu.
Ereğli bir demir-çelik fabrikasının kurulması için herşeye sahipti. Akarsu, kömür ve deniz !
ABD, Erdemir’i kurarken Ereğli’nin doğasına çok hoyratça davrandı. Fil tepeyi yok etti. Denizi doldurdu. Fabrikayı kasabanın tek su havzasının üzerine oturttu…
Burada bir parantez açacağım:
(Ereğli Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası ismindeki ünlü yapıtın yazarı. Sosyolog Prf.Dr. Mübeccel Kıray’la kıyıdaki bir kır kahvesinde çay içiyoruz. Zehra da bizimle. Kıray anılan kitabı için Ereğli’de araştırmalar yapıyor. Yanında bir de öğrenci grubu var. Artık aramızda olmayan sevgili hocamız Kıray’ın sohbet sırasında bir ara şöyle bir şey söylediğini anımsıyorum: “Dünyanın hiçbir yerinde şehirle böylesine iç-içe geçmiş demir-çelik fabrikası yoktur.”)
Karışanları görüşenleri yoktu çünkü. O tarihlerde Türkiye’yi yönetenler için yabancı sermaye büyük nimetti. Amerikalılar ne istese veriyorlardı. O kadar ki şirket devlet ağırlıklı 49+51 şirketi olduğu halde ABD bankalarından alınan kredinin devlete değil, Erdemir’i kuran ABD’li özel şirkete verilmesine bile ses çıkartılmamıştı.
Erdemir Türkiye’de ilk yassı çelik üreten demir-çelik fabrikası olacaktı. Ürettiği levhalar da otomobil ve ev eşyası montajında kullanılacaktı.
Öyle oldu. Montaj sanayinin dizginleri Batının/ABD’nin eline geçti. Tam bağımsız Türkiye ideali ağır bir darbe yediydi ve peşi geldi !
**
Zehra ve Sina’yla Ereğli’nin belli-başlı caddelerini dolaşırken bir şey farkettim. Ereğli bir turizm kenti değil, ama işyerlerinin yüzde 80’nin tabelaları İngilizce artık !
1960’larda Türkiye’ye ve Ereğli’ye giren emperyalist kültür yapacağını yaptı, tıpkı ülkemiz gibi Ereğli’nin de milli kimliği erozyona uğradı. İşçilerin yoğun olduğu bir sanayi kentinde devrim kültürü artık milli bayramların merasimlerdeki Atatürk posterleriyle sloganlardan ibaret !
Denilebilir ki Erdemir’in Ereğli’ye yapılması kenti için bir ayrıcalık değil miydi ? Elbette öyleydi. Erdemir, yarı-feodal kıyı kasabasının toplumsal yapısını değiştirdi, yeni gelişen toplumsal yapının temel kuruluşu oldu. Kent çağdaşlaştı, büyüdü, zenginleşti; ama, Türkiye geneline koşut olarak bu arada ulusal kimliğini de yitirdi !
Tabelalara bakın, görün !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








