
DÜNYA DÜZENİ YENİDEN…
16 Subat 2026 00:16:55
Bu köşede iki yıldır yazıp duruyorum:
BM’li, AB’li, NATO’lu dünya düzeni bitti, kabuğa dönüştü.
NATO, Sovyetlere karşı kurulmuştu. Sovyetlerin çöküşünden bu yana ne iş yaptığı belli değil; oturduğu yerde üyelerini sömürüyor.
Birleşmiş Milletler, hikayeye dönüştü, AB sallanıp duruyor… İngiltere bu yüzden tüydü !
Sovyetlerin biçimlediği üç kutuplu dünya düzeni çoktan yıkıldı.
Güçlülerin güçsüzleri alanen ezdiği, parçaladığı, zenginliklerine el koyduğu vahşi bir dünya düzenine geçiyoruz.
Mevcut siyasi, hukuki, entelektüel ittifak ve kurumların, teamüllerin artık bir önemi kalmadı.
Üç büyük güç var artık dünyada. ABD, Çin ve Rusya. Ve bu üç güç odağının çekim alanı içindeki ülkeler.
ABD klasik emperyalizmin en vahşi dönemini yaşıyor.
Bir dünya devine dönüşen Çin, “Sosyal-kapitalist” toplumsal yapısıyla yeni bir tarih tezi !
Rusya, Sovyet dönemine kıyasla güç de kaybetse bir kutup hâlâ.
Bu üç güç odağı dünyayı yönetiyor bugün. Avrupalı emperyalistler Trump ABD’sinin sırtlanları artık !
Avrupa, gitgide daha çok ABD’nın çekim alanına giriyor. Bir ordu kuramadığı için başka çareleri de yok.
Bu üç odak bildiklarını okuyorlar. İstedikleri ülkeleri ilhak ediyorlar, zenginliklerine el koyuyorlar.
ABD’nin yüzü Ortadoğu’da, Çin’in Tayvan’da, Rusya Kırım’ı ilhak etti, sırada Ukrayna var.
Kimsenin kimseye söyleyecek lâfı yok !
Türkiye son dönemde ABD’nin çekim alanına girdi.
Trump’ın amacı, Çin ve Rusya ile anlaşarak kendi liderliğinde yeni bir dünya düzeni kurmak ! ABD’nin daha çok pay alacağı üçlü bir sömürü mekanizması !..
Olmazsa, kendi coğrafyalarında, ayrıca ortak coğrafyalarda birbirinin ayağına basmadan bildiklerini okumak !
Gücün tek belirleyeceği olduğu bir dünya düzenine, daha doğrusu düzensizliğine giriyoruz.
Peki ne yarattı bu durumu ?
Yeni bir dünya savaşının koşulları olgunlaştığı halde nükleer silahların varlığının bunu engellemesi !
Dünya, güç odaklarının güçleri oranında dünyayı bu kez kendi aralarında savaşmadan paylaştığı ve paylaşacağı bir sürece girdik. Lokal savaşlarla yürütülen özgün bir dünya savaşı koşulları içindeyiz.
Bunun en son örneği ABD’nin göz göre göre İran’ı yutma girişimidir.
Sık sık şu soru soruluyor:
İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelir mi ? Teorikman olası.
Bu durumda güzelim ülkemiz iki seçenekle karşı karşıya kalıyor:
Birinci seçenek, milli birliğini herşeyin üstünde tutan, tam bağımsız, başı dik caydırıcı bir ülke olmak…
İkinci seçenek, bu olamıyorsa, güç odaklarının demokratik profili en belirgin olanı ile işbirliği yapmak…
Benim tercihim hep birinci seçenek oldu. İkinci seçenek, vahşi profili nedeniyle ABD’yi elediği için en azından karşı değilim.
Umudum ise, ABD halkının Trump’ın vahşetine başkaldırması !..
ETİKETLER : Yazdır







