
TEMEL SORUN BAĞIMLILIK !
09 Subat 2026 00:22:36
Ekonomi ve siyaset iç-içe kavramlar. Biri (ekonomi) ötekini siyaseti) belirliyor; öteki de diğerini etkiliyor.
Siyaset, ekonominin yoğunlaşmış ifadesidir şeklindeki klasik tanımlama buradan doğuyor.
Kötü siyasetçilerin ekonomiyi batırmaları olayının bilimsel izahı etki-tepki yasasıdır.
Bu girişi şunun için yaptım:
Türkiye ekonomisi ülkenin kuruluşuyla birlikte emperyalist aşamadaki kapitalizmin oltasına yakalandı. Üstelik bile bile !
Cumhuriyetimizin kuruluş yılı olan 1923 yılında toplanan İzmir’deki İktisat Kongresinin misyonu, ülkenin ekonomi politikasını belirlemekti.
Kongrede çarpışan iki fikir vardı. Bir grup özel sektörcü bir ekonomi modelini savunuyordu, öteki devletçi…
Kongrede liberal (kapitalist) model ağır bastı. Modelin bir numaralı savunucusu Celal Bayar’dı.
Aslında ülkeyi yönetenlerin alacağı başka ekonomi modeli de yoktu. Rusya’da 1917’de Lenin ve arkadaşları Çarlık rejimi yıkmıştı, yerine sosyalist bir model inşasına girişmişlerdi; ama, sosyalizm teoriden pratiğe ilk kez geçiyordu ve başarılı olup olmayacağı belli değildi.
İktisat kongresinde Devletciliği savunanlar da gerçekte katı bir model önermiyorlardı; bir tür karma-ekonomi modeli öneriyorlardı. Bu da, devletin “patron”luğunun ağırlıkta olduğu kapitalist bir modeldi aslında.
Liberal model tutmadı. 1930’ların başında devletçi (karma ekonomi) modeline geçildi. 1930-50 arasındaki o kısa dönemde, 1950’lerden bu yana liberallerin sata sata bitiremedikleri devlet işletmeleri o dönemde yapıldı.
Şuraya geliyorum:
Temel ekonomi-politikamız hâlâ kapitalizm, ama model karma bir model değil, daha çok “neoliberal” bir model. Emperyalist mihraklara mali-ekonomik açıdan bağımlı bir ekonomimiz var. Her yıl yabancılara çok yüksek oranda faiz ödüyoruz. Faiz sarmalı, sermaye birikimini engelliyor.
Türkiye insanının daha rahat koşullarda yaşatılmasını da.
Son gelen haberlere göre devletin sahibi olduğu bazı köprüler ile otoyolları yabancılara satılacakmış.
Bu işlerden iyi anlayanlar satış kararının kaynak yetersizliğinden alındığını söylüyorlar. Kaynaklarımız faize akmış, açığı kapatmak için halkın parasıyla yapılan köprü ve otoyolları satacaklar !..
Satıştan elde edilecek kaynaklar yeniden faize mi akacak, yoksa ekonomik (üretken) kalkınma ve sosyal (halkın refahı) için mi harcanacak, bilmiyoruz !
İkincisi olacaksa anlaşılabilir bir açıklaması olur, faize gidecekse yazık olur !..
AKP iktidarı mütedeyyin bir iktidardır. Tüm mütedeyyin iktidarlar gibi faize sıcak değildir, tam tersi ! Çünkü İslam’ın kutsal kitabı Kuran, faizi kesinlikle yasaklar.
Mütedeyyin bir iktidarın 27 yıldır yüksek faiz baskısı altında ülkeyi yönetmeye çalışması onlar adına da halk kitleleri adına da çok büyük bir talihsizliktir.
Şuraya geliyorum:
CHP iktidara aday bir parti. Geçen yerel secimi kazandı. O tarihlerden bu yana anketlerin en üstündeki yerini de koruyor.
CHP iktidara gelirse nasıl bir ekonomik model uygulayacak peki ?
Mevcut modeli ret mi edecek ? Yoksa revize edip 1930’ların devletçiliğin ağır bastığı karma bir modele mi geçecek ? Güzelim ülkemizi milli-demokrat bir siyasi çizgiye iyice oturtmak için örneğin faiz düzenini üretken bir modele dönüştürebilecek mi ?
CHP’nin programına bakıyoruz. Antikapitalist bir model değil bu. Mevcut modelin revizyonunu öngören bir model. Daha halkçı bir model de diyebiliriz. Ama AB’ne filan bel bağlayan bir model olması şimdiki faizci modele karşı yeni çözümler getirilmeyeceğinin de ipuçlarını veriyor.
Sorun, dışa bağımlı modelin kendisidir ! Bu model değişmeden, dışarıya bağımlılık ortadan kalkmadan ne milli bir ekonomi olabilir ve ne de onun üstyapıdaki yansısı olan tam bağımsız bir Türkiye !..
Dışarıya bağımlı bir ekonomiye sahip olan ülkenin siyasi bağımsızlık iddiasında bulunması fantezidir !..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








