
REFERANDUM NİÇİN DÜŞÜNÜLMÜYOR ?
06 Subat 2026 00:21:44
Türkiye Kürtlerinin politize kesimlerinin son 50 yıl içinde PKK ile bu kadar iç-içe geçtiği bir dönem olmamıştı.
Kürt etnik grubunun belli-başlı siyasi örgütü konumundaki DEM’i yönetenler PKK’nın hapisteki lideri Apo’yu sadece kendi önderleri gibi değil, aynı zamanda Kürt etnistinin lideri olarak kabul ediyor ve öyle sunuyorlar artık.
Oysa Demirtaş’ın PKK’ya ve Apo’ya tavrı farklıydı. Demirtaş, şiddet ve siyaset ayrımı yapıyor, bu şekilde PKK’yı dışlıyordu. Apo’ya ise Kürt etnistinin önderi yüzüyle bakmıyordu haliyle.
Demirtaş cezaevine girdikten sonra Kürt Partisi isim değiştirip PKK’nın/Apo’nun resmi ideolojisi haline gelen ekolojik sol’u ya da öteki adıyla Yeşil Sol’u partiye yamadı. Ancak tutmayınca bu kez DEM tercihi yapıldı.
Ekolojik Sol, ABD kökenli bir sol fantezidir. Marksizm’i/komünizmi reddedir. Onun yerine, kapitalizm temeli üzerinde, köy komünleriyle belediyeleri devletin yerine koyan ucube bir toplumsal sistem önerir.
Apo, nerdeyse Sovyetlerin çöküşünden bu yana yeşil solcudur ! Süreç Komisyonu temsilcilerine de İmralı ziyaretleri sırasında bu zırvalarını anlattığını biliyoruz. DEM ise henüz o kadar derinleşemedi (!) şu anki konumu “milliyetçi” bir konum !
**
Oğuz boylarının 11. Yüzyıldan önce de ortaasyadan Anadolu’ya geçmeye başladıkları biliniyor. Ama Türklerin çok büyük gruplar halinde Anadolu’ya geçmelerinin başlangıç tarihi 1071’dir. Bu tarih bilindiği gibi, Malazgirt Zaferini de simgeler.
Türkler Anadolu’da çeşitli etnik grupların yanısıra Kürt hanedanlarıyla da karşılaştılar. Önce Selçukluların daha sonra da Osmanlıların Anadolu’ya egemen olması, kaçınılmaz olarak yerel etnik gruplarla çekişmelerinin yeşermesine yolaçtı. Çekişmeleri el altından özellikle İngilizler körükledi. Osmanlı dönemi ile cumhuriyet dönemindeki Kürt kalkışmalarının arkasında emperyalist devletlerin ajanları oldu hep. Osmanlı’nın yıkılmasında, iç dinamiklerinin yetersizliğinin yanısıra Avrupa’nın bölücü siyasetlerinin rolü olduğu da bilinen bir şeydir.
Bu uzun süreçte bölücü amaçlarla kullanılan etnik grup, Kürtler ile Ermeniler ve Rumlar oldu hep.
Cumhuriyeti kuranların Ermeni ve Rum azınlıklardan bir şekilde kurtulduklarını tarih kitapları yazıyor.
Kürtler ise 1000 yıllık kardeşliğin doğal sonucu olarak cumhuriyete omuz veren etnik bir gurup olarak kaldılar.
Bu süreç içinde Kürt azınlığı kullanarak Türkiye’yi bölme projesi Avrupa’dan ABD ‘ye geçti, ABD’nin ünlü Büyük Ortadoğu Projesi, belli-başlı Ortadoğu ülkelerinin yanısıra Türkiye’yi de bölmeyi hedefliyordu.
PKK’yı Apo kurdu deniliyor. Bu doğru, ama ABD/CIA destekleyip Kuzey Irak’a yerleştirdi. O tarihten bu yana da hep arkasında oldu.
Bugün’se ABD taktik değiştirmiş görünüyor. PKK’nın Irak/Kandil örgütünün arkasından çekildi. Suriye’de de aynı şeyi yaptı.
Kandil’deki dinozorların şu günlerde, “ABD bizi yarıyolda bıraktı” diye ağlaşmaları esas vurucu/yönlendirici gücün kim olduğunu da gösteriyor.
Kürt radikallerinin arkasında artık ABD yok. DEM de bunun farkında elbette. Bu yüzden Türkiye sınırları içinde Kürt kimliğini koruyacak bir pozisyon peşindeler. Bunu da TBMM’nde arıyorlar.
Bu,yanlış bir siyaset değil. ama, başta Apo’nun serbest bırakılması, anayasadaki vatandaşlık tanımının değiştirilmesi gibi talepleri absürd !
Şöyle düşünüyorum:
Apo’nun serbest bırakılması dahil Kürt taleplerinin referanduma götürülmesi daha doğru bir çözüm tercihi olmaz mı ?
ETİKETLER : Yazdır







