
BU YIL SEÇİM OLMAZ !
05 Subat 2026 00:09:52
İktidar siyasetçileriyle halkın gündemi birbirinden iyice koptu, hatta yer yer çelişir hâle geldi. AKP’nin ileri gelenlerinden bazılarının emeklilerle çekişmesi bunun örneklerinden birisi.
AKP’nin elindeki kadrolar, iktidarı kitleler karşısında layıkıyla temsil edecek çapta değil. Erdoğan yeri geldikçe devreye girip yapılan hataları düzeltmeye çalışsa da bu konuda iktidar partisi sık sık açık veriyor,
Muhalefet bu fırsatı kaçırmıyor elbette.
En son ayda 500 bin lira gelirle geçinemediğini söyleyen AKP’li milletvekili olayı bunun bir başka tipik örneğidir…
Son zamanlarda iktidar ortaklarının arası da limonileşti:
Bahçeli’nin Kürt açılımı konusundaki ısrarlı tutumu, konuyu eni-konu soğumaya bırakmış görünen AKP’yi zora sokuyor. Erdoğan zaman zaman devreye girip Bahçeli’nin ısrarcı tutumunu yumuşatmaya çalışıyor gerçi, ama Bahçeli PKK/Apo konusunda biran önce sonuca ulaşma ısrarını sürdürüyor.
Erdoğan’ın Kandil’e temkinli yaklaşımının nedeni, sanıyorum, Ortadoğu’daki ve özellikle Suriye’deki taşların henüz yerine oturmamasıyla ilgili. Erdoğan, , Suriye PKK’sının rejime tümüyle entegre olmadan Kandil’i gündeme almak istemiyor.
Bence Erdoğan doğru düşünüyor. Derin soy ve mezhep ayrımcılığının çok etken olduğu Suriye’de ABD bile günübirlik politikalar üretiyor artık.
ABD başlarda PKK’ya Türkiye sınırındaki bir bölgeyi verme eğilimindeydi. Ancak Türkiye’nin bastırması ile ülkenin sünni Arapların ağırlıklı olduğu soy ve mezhep yapısı PKK ile Kürt azınlığa böyle bir ayrıcalık verilmesini engelledi. Entegrasyon bu nedenle devreye alındı.
ABD sanıyorum Şam aracılığı ile Türkiye’nin güvenlik kuşağını da kaldırmasını isteyecek. Daha sonra sıra İsrail’in Golan’dan çekilmesine gelecek mi, belli değil. Güney’de Dürzilerin rejime entegrasyonu sorunun çözümü de İsrail’e bağlı. Yani ülkenin bütünleşmesi sürecinin alacağı daha çok yol var.
Erdoğan’ın Kandil konusunda temkinli hareket etmesi bu yüzden.
Bahçeli ise bu sorunu nerdeyse kişisel sorunu gibi görme eğiliminde. Ancak, örneğin Apo ile Demirtaş’a özgürlük, Ahmet Özer’in görevine iade edilmesini talepleri Bahçeli’nin kişiliğini aşan sorunlar. AKP’nin/Erdoğan’ın oluru olmadan bu sorunların çözülmesi olası değil çünkü.
Şu merak ediliyor:
Erdoğan bu konudaki temkinli tavrını korursa ittifakta çatlama olur mu ?
Olmaz !
Çünkü çatlamanın sonuçlarından sadece AKP zarar görmez, MHP de görür; en azından kurumlar üzerindeki etkisini ya da bir anlamda iktidarın yan koltuğunu kaybeder. Bu durumda gidilecek bir erken seçimde barajı aşması da tehlikeye girer.
Nitekim Bahçeli erken seçime sert şekilde karşı çıkarak mevcut konumunu koruyacağı teminatını da veriyor AKP’ye…
Daha önce de yazdım:
Türkiye’de şu an bir erken seçimin koşulları var, ama buna rağmen bu yıl içinde seçim beklemiyorum ben.
AKP’nin kalelerinde bile CHP’nin mitinglerini doldurduğu koşullarda, ayrıca CHP’nin ilk sıradaki konumunu anketler de doğrulandığı koşullarda İmamoğlu’suz da olsa AKP’nin bir erken seçime evet demesi intihar olur !
Sanıyorum erken seçimi konuşmak için 2027’yi beklememiz gerekiyor. O zamana kadar taşlar şu veya bu şekilde yerine oturacaktır. Erdoğan anayasa değişikliğiyle adaylık hakkı olmazsa 2027’nin sonunda erken seçim olabilir.
ETİKETLER : Yazdır







