
AZINLIK MİLLİYETÇİLİĞİ YOL AYRIMINDA !
26 Ocak 2026 22:07:07
Bu köşeyi sürekli izleyenler bilirler:
Uzunca bir süredir PKK ile şu an DEM’de temsil edilen Türkiye siyasi Kürt hareketinin milliyetçi bir hareket olduğunu, solculukla ilgisinin bulunmadığını yazıp çiziyorum.
Bir millet içindeki bir başka milliyetçi hareket doğası gereği bölücü olmak zorundadır. Çünkü nihai hedefi ayrı bir devlet kurmaktır. Aşamalı bir süreçtir bu. İlkten otonom (özerk) bir bölgeye sahibi olmak, zamanı gelince ayrılmak…
Ortadoğu’da sadece Türkiye’de Kürtler yok, Irak’tan İran’a kadar yakın coğrafyamızda Kürt toplulukları var, İÖ bin yıllarından bu yana.
Anadolu’da ise Türk-Kürt birlikteliği Malazgirt zaferinden (1071) sonra Türklerin Anadolu’ya büyük gruplar halinde göç etmeleriyle başlıyor…
Kürtler bu coğrafyada 3 bin yıldır varlar, ama ne yazık ki şimdiye kadar hiç devletleşemediler. Çok çok İran’da olduğu gibi bir il sınırları içine sıkışıp kaldılar. Kürtlerin en geniş olarak varlıklarını korudukları ülkeler Irak, İran ve Türkiye’dir.
Türkiye Kürtleri içinde Türkiye’ye entegre olanlar da var. Milli/siyasi bilince sahip Kürtlerin sayısı DEM’in aldığı oyla eşitleniyor. 6 milyonluk bir topluluk bu.
PKK ve isimleri değişen Kürt partileri ta baştan beri solculuk savındadırlar. Ama pratiğe ve Türkiye siyaseti içindeki konumlarına, olaylara yaklaşımlarına baktığınızda gerçekte milliyetçi bir hareket bu.
Selahattin Demirtaş’ın HDP’si soruna dar bir milliyetçi perspektiften değil Türkiye penceresinden bakıyordu. HDP’nin Türkiye Partisi olduğunu, tüm Türkiye’nin sorunlarının çözümüne ortak olduklarını söylüyordu.
Buna karşılık Kobani olayları ile ilişkilendirilip mahkûm edildi. HDP/DEM’in başına bu kez Apo’cu milliyetçiler geldi.
Apo ve DEM’i yönetenler doğaları gereği olaylara Türkiye’nin penceresinden bakma yeteneğine sahip değiller. Onların perspektifi Kürtlerle sınırlı. Bu yüzden hedefleri de Anadolu’da özerk, daha sonra bağımsız bir toprağa sahip olup devletleşmek. Fantastik hedefleri ise, ABD’nin desteğiyle bölgedeki tüm ülkelerin içindeki Kürt topluluklarını “Büyük Kürdistan” devletinde bir araya getirmek.
ABD’nin BOP’u ile Türkiye Kürtlerinin hedefi bu noktada kesişiyor.
ABD’nin PKK’yı uzun süre desteklemesinin nedeni de bu idi.
Bahçeli’nin kişiliğinde somutlaşan Türk milliyetçi hareketinin son dönemde Kürt siyasetçilerle ve PKK’nın başı Apo ile iyi ilişkiler kurmasının nedeni, Kürt milliyetçi hareketini bir şekilde Türkiye’ye entegre etmek için. Bu, Türk milliyetçilerinin doğasıdır. Türk milliyetçileri, belki ironiktir ama solcularla birlikte Türkiye’nin bölünmez birliğini savunurlar.
solcular soruna, ayrılma taleplerinin mutlak bir hak olmadığı şeklinde esnek bir yaklaşımda bulunurlar.
Buradan şöyle bir sonuç çıkıyor:
Kürt milliyetçileri, bu çizgilerini korudukları sürece ayrılıkçı/bölücü kimliklerini de koruyacaklardır.
Suriye’de ABD, Kürtlerin/PKK’nın devlete entegre olmasına tavır koydu en son. Bu tavrın mantıklı bir yanı da var kendi içinde: ABD artık bölgedeki kendi yaratığı olan terör örgütleriyle ilişki kurmak istemiyor, devletlerle ilişki kurmak istiyor. Çünkü zaten örneğin Suriye’nin şu anki yönetimi köktendinci bir terör örgütü olan HTŞ !
Türk milliyetçileri de Kürt siyasi hareketine entegrasyon penceresinden yaklaşıyor. Bu yaklaşımı asimilasyondan ayırmak gerekiyor. Milliyetçilerin amacı eritme değil, devlete uyum !
Şu var ki umutsuz bir çabadır bu.
Çünkü Türkiye’de bir Kürt siyasi hareketi olduğu sürece özerklik/ayrılma teorikman varlığını koruyacaktır.
Bizim Kürt siyasi hareketinin en önemli özelliği ABD ile olan ilişkisidir. Özellikle ABD-PKK ilişkisi, Kürtlerin ayrılma talebinin BOP’la örtüşmesi nedeniyle ! Bu pozisyon, için, Kürt siyasi hareketine ya da milliyetçiliğine mandaterist bir gölge düşürüyor.
PKK elebaşılarından Karayılan’nın ABD’nin Suriye’de PKK’yı devlete entegre etmesi üzerine yaptığı, “Bizi yarıyolda bıraktınız” açıklaması çok öğreticidir.
Kürt kardeşlerimizin Türkiye’ye “Büyük Kürdistan” değil, Türkiye penceresinden bakmasının zamanı gelmiştir artık !
En doğru tutum, PKK’nın kendisini gerçekten fesh etmesi ile Kürt siyasetçilerin Türkiye ile bütünleşmenin avanturist modellerden çok daha gerçekçi olacağını görmelidirler.
Sonuçta Türk emekçi halkı ile Kürtler başta olmak üzere milli azınlıkların emekçi halklarının çıkarları arasında yöndeşlık vardır. Soruna bu açıdan bakıldığında çözülmeyecek sorun kalmaz !.
Bence Kürt milliyetçileri yol ayrımında !..
ETİKETLER : Yazdır







