
IŞIKHAN’IN HESABI
24 Eylül 2025 22:12:09
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan önceki gün şöyle bir açıklama yaptı:
“2002 yılında asgari ücret 184 lira idi. Bugün 22 bin 104 liraya ulaştı. Asgari ücrete nominal olarak 119 kat, reel olarak yüzde 242 artış sağladık. Emekçilerimizin alın terini koruma için çalışmaya devam edeceğiz !”
Sayın Bakan çok tepki çeken bu açıklamasının ardından dün de şunları söyledi:
Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini sağlamak, finansal koşulları desteklemek önemli. Almanya ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde tasarruf tedbirlerine doğru bir gidişat var. Tasarrufu nereden sağlayacaksınız? Sosyal yardımlardan, emekliler ve asgari ücretlilerden keseceksiniz ki bütçenizi dengeleyebilesiniz. Almanya’da emeklilik için insanlar 40 yıl çalışıyor, 15- 20 yıl emekli aylığı alıyor, Türkiye’de ise 20 yıl prim toplayabiliyoruz, o da zor koşullarda, 40 yıl ödeme yapıyoruz. Emeklinin vefatı sonrasında eş ve çocuğa ödeme yapıyoruz. Bu sosyal devlet olmamızın gereği fakat Almanya’da da sosyal devlet yapısının küçülmesi gerektiği yönünde haberler çıktı”.
Sayın Bakanın ilk söyledikleri doğru değil, çünkü hesabı yanlış. Sayın Bakan rakamların oyununa geliyor. 2002 ile günümüz arasındaki rakamsal artışı esas alırken enflasyonun reel gelirlerde yaptığı erozyonu atlıyor. Oysa bunun basit bir hesabı var. Hesap en sağlam ölçü olan altın fiyatları üzerinden yapıldığında şöyle bir tablo çıkıyor ortaya:
2002’de asgari ücretle 7.5 çeyrek altın alınabilirler bugün asgari ücretle 2.5 çeyrek altın alınabiliyor. Reel değer kaybının en somut göstergesi bu !
Sayın Bakan daha sonra yaptığı açıklamada ise farkında olmadan toplumsal sistemin kurgusundaki adaletsizliği de hem açıklamış oldu ve hem de bunu korkutucu bir sonuca gidildiği şeklinde yorumladı. Ayrıca, kısaca, önümüzdeki Aralık ayında düşük bir ücret zammına hazır olun demeye getirdi… Açıklamasındaki korkutucu unsur, emekli maaşlarının şu an zar-zor ödendiği vurgusu…
Bakan, Almanya ve İngiltere’de tasarruf önlemlerine yönelindiği saptamasını yaptıktan sonra tasarrufun hedefi olarak sosyal etkinlikleri, emekli maaşlarını gösteriyor.
Aslında genellemesinin çapını, tüm ücretlileri kapsayacak şekilde büyütebilirdi.
Türkiye’de şu an yapılan da bu. Bütçeyi denkleştirmek için emekçi kesimden özveri isteniyor, Türkçesi halka kemer sıktırılıyor.
Sayın Bakana sormak gerekir:
Bütçeyi denkleştirmek için tasarrufu niçin sadece emekçilerdin istiyorsunuz ? Niçin kamu ve özel sektör tasarruf yapmıyor ?
Örneğin özel sektör ücret zamlarını niçin işçi maliyeti diye fiyatlara yedirirken kâr marjlarından özveride bulunmuyor ?..
Kim gelirse gelsin durumu değişmiyor: Özveri hep çalışanlardan isteniyor ! Başta da söyledim, sistemin kurgusunda yatıyor bu adaletsizlik, sayın bakan onu seslendirmekten başka bir şey yapamıyor…
Bu düzen değişmelidir !..
ŞIK OLMADI !
CHP’nin İstanbul olağanüstü İl kongresinde YSK ile yerel mahkemenin karşı karşıya gelmesi şık olmadı.
Siyasi parti kongrelerinde tek yetkili Yüksek Seçim Kurulu’dur, bunu herkes bilir. YSK CHP İstanbul olağanüstü İl kongresine “olur” vermişse bu iş bitmiştir !
Bunu yerel mahkeme de bilir. Peki o halde niçin kongreyi durdurma kararı alındı ? Niçin YSK ile mahkeme karşı-karşıya getirildi.
Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir, muz cumhuriyeti değildir.
Hukuk devletlerinde yargının siyasallaşmasından dikkatle kaçınılır. Çünkü yargı devleti devlet yapan üç temel güçten birisidir. Onu korumak her devlet adamının görevidir ve öyle olmalıdır.
Evet, YSK ile yerel mahkemenin karşı karşıya gelmesi şık olmadı, umarım devamı gelmez…
ETİKETLER : Yazdır







