
ŞİMŞEK’E YAKIŞTIRAMADIM !..
15 Ekim 2023 00:07:05
Maliye Bakanı Şimşek enflasyonu ücret artışlarının yükselttiğini söyledi.
Bu sav yeni bir şey değildir. Kapitalist ekonominin arızalarını emekçi halka yüklemeye çalışan kadim (en az 300 yıllık) bir savdır bu.
Tekelci kapitalizmin/neoliberalizmin sözcükleri öteden beri enflasyonu emekçi halka karşı ideolojik bir silah olarak kullandılar. Enflasyon gerçekte üretim-tüketim, gelir-gider dengesizliğine bağlı bir olay iken (ki günümüzde bu döviz fiyatının/kurunun yükselmesi bağlamında somutlaşıyor) kapitalizmin ideologları enflasyon artışını ücret artışlarına bağlayarak hedef saptırdılar hep.
Onların, bu arada Şimşek’in savı/iddiası doğru değil:
Ücret artışlarının üretimle direkt ilişkisi yok. Ücret artışları toplumsal gelirin paylaşımını etkiler. Ücret artışı, emekçilerin toplam gelirden aldıkları payı yükseltir. Ancak, iktidarlar/kapitalist sistem buna yanaşmaz, kârlarından vazgeçmez, tam tersi kârlarını arttırmak için ücretleri kısmaya çalışırlar. Bir başka deyişle, ücret artışlarını üretim maliyetinin yükselmesinin bir etkeni olarak malların fiyatlarına yansıtırlar. Bu da enflasyonu tetikler.
Yani, ücret-fiyat sarmalında ücret artışları belirleyici etken değildir. Belirleyici olan, kapitalistlerin kâr marjlarının gerilemesine gösterdikleri tepkidir.
Türkiye’ye bakıyoruz:
Şirketlerin kârlılıkları sürekli artıyor. Bu, toplam gelirden daha çok pay aldıkları anlamına gelir. Bu durumda yeni bir denge kurmak ve fiyat artışlarını önlemek için ücretlerin artırılması gerekir. Tabii bunun yanısıra emisyonun ya da para basımının sınırlanması, vergilerin demokratize edilmesi, üretimi geliştirecek önlemlerin alınması gerekir…
Özetle, ücret artışları enflasyonun nedeni değildir; neden, işverenlerin kâr hırsıdır. Enflasyonist baskıyı azaltmak için ücretlerin sınırlanması değil yükseltilmesi gerekir…
**
Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyon artışını faizin yüksekliğine bağlıyordu. Şimşek faizleri arttırdı, enflasyon yine yükseliyor. Bu, Erdoğan’ı haklı çıkartmıyor. İşin sırrı, ücret-fiyat sarmalındaki sapma ! Bu durum, bir yandan yeni zenginlerin türemesine, şirketlerin kâr marjlarının artmasına yol açarken, öte yandan ücretleri enflasyonun altına iten bir gelişmeye yolaçıyor. Bu olay, milli gelirin bölüşümünde emekçilerin aldıkları payın azaldığını gösteriyor. Nitekim Milli gelirin yaratılmasında yüzde 95’lik payı olan emekçiler/işçiler, yüzde 25’lik bir pay alabiliyorlar.
Sorunun geçici çaresi, üretimi arttırıp, bu artışa koşut bir tüketim politikası izlemekten geçiyor. Bu da dış ticaret açığının azaltılmasını, döviz kurunun düşürülmesini zorunlu kılıyor.
Radikal çare ise, toplumsal sistemin değişmesidir.
**
Şimşek’in çoktan bayatlamış bir argümana yaslanarak ücret artışlarını eflasyonun nedeni olarak göstermesi beni şaşırttı doğrusu. Ondan daha komplike ve derinliği olan bir argüman beklerdim…
BU KONU TARTIŞILMALI
“Yavuzyılmaz ! Bu kafayla olmaz!” başlıklı yazıma tuhaf tepkiler gösterildi. Ne dönekliğimizi bıraktılar, ne de satılık kalemliğimi ! Çok uzun zamandır köşe yazıyorum, böyle şeylere alışkınımdır. Sonuçta herkesi memnun edemezsiniz. Herkesi memnun etmek için suya sabuna dokunmayan bir pis/pislik olmanız gerekir ki o ben değilim. Hoş zaten söylediklerinin altına imzasını atmaktan korkanlar hiçbir zaman benim muhatabım olmadı…
Ama, bu konunun entektüel düzeyde tartışılmasını istiyorum yine de. Çünkü bu konu, tüm Türkiye’yi ve dahası milliyetçilik kavramına yüklenen farklı güncel tartışmaların küçük de olsa bir parçası…
Yarın konuya yeniden döneceğim…
ETİKETLER : Yazdır







