
EREĞLİ AĞLAMAYI BİLE UNUTTU !
15 Haziran 2022 21:38:07
Bizim Karadeniz Ereğli’miz ilklerin kentidir.
Son yapılan arkeolojik kazılara göre, Batı Karadeniz’e ilk yerleşim 6 bin yıl önce Ereğli’de görülüyor.
Taşkömürü ilk kez burada bulundu.
Batı Karadeniz’deki ilk çilek üretimi Ereğli’de yapıldı ve ünlendi.
Kurtuluş Savaşındaki ilk ve tek deniz çarpışması da bizim buralarda oldu.
Türkiye’nin yassı çelik üreten ilk demir-çelik fabrikası da Ereğlili…
Başkaları da var mı, şu an aklıma gelmiyor.
Ereğli bugün Türkiye’nin en önemli ağır sanayi merkezlerinden birisi konumunda.
Ama, ne yazık ki ne devletten ve ne de özel sektörden gereken ilgiyi görmüyor. “Sizin Erdemir’iniz var; ve onun yarattığı yan sanayi…Bunlar size yeter” diyorlar artık yetmiyor.
200 bin nüfusu ile bir çok il’i geride bırakıyoruz, ama Türkiye’ye sadece karayolu ile bağlıyız. Kıyı kentiyiz, hiç değilse İstanbul’a olsun denizden yolcu taşımacılığı yok. Geçenlerde sevgili kardeşim Eyüp de (Bektaş) yazmış; ne havalimanı ve ne de demiryolumuz var ayrıca…
Hadi diyelim ki demiryolu ve havalimanı pahalı yatırımlar ve kentin müşteri profili de bu ikisini ayakta tutacak kadar yüksek değil. Peki denizyolu taşımacılığı ? Denizden Zonguldak’a gitmek isteseniz dolmuş motorları bile yok. Denizin kıyısındayız, ama denize sırtımızı dönmüşüz. Balıkçılık da gitgide geriliyor…Karayolunda ciddi bir hasar oluşsa, ancak Zonguldak üzerinden Türkiye’ye açılabileceğiz…
Kimsenin umurunda değil.
Öte yandan, Batı Karadeniz’in en eski yerleşim yeriyiz. Tarih boyunca beş-altı büyük uygarlığa beşiklik etmişiz. Ayrıca kıyı kentiyiz, kilometrelerce uzayan kumsallarımız var. Şık bir kent plajımız…
Teorik olarak geniş bir turizm potansiyeline sahibiz.
Ama, festivaller dışında semtimize uğrayan yok ! Taze balık eşliğinde iki tek atmak için gelen giden de…Balıkçı barınağındaki içkili balık lokantalarına kafayı taktılar. Posbıyık yenisinin müjdesini verdi, bakalım…
Elimizde tarihi eser diyebileceğimiz pek bir şey de kalmadı. Eski Yunandan kalma sütunlar, kaide rölyefler, heykeller filan zaten Ereğli’nin islamlaşmasını izleyen dönemde yokolmuştu. Kiliselerin işe yarayanları da camiye çevrilmişti.
Posbıyık ile bizim Raif Tokel elde kalanları toplayıp bir müze kurmasa, bu kez 6 bin yıllık tarihine rağmen adam gibi bir müzesi bile olmayan “ilk” tarihi kent olacaktık ! Gerçi ilk müze 1998’de açılmıştı, ama işporta tezgahı gibiydi…
Herkül efsanesine yaslı cehennemağzı mağarası bile, onca çabaya rağmen, kente turist çekemiyor. Bunun için profesyonel tanıtımcılara ihtiyaç var.
Nüfusun beşte biri 1823’e kadar Rumlar oluşuyordu Ereğli’de. Onlardan kalma karafakilerde rakı servis edilen bir Rum meyhanemiz bile yok !
Ereğli sanki dünkü çocuk !
Antik dönemler bir yana Osmanlı’dan kalma tarihi binaları bile çürümeye terkettik. Buna tipik bir örnek, Halil Paşa konağı ! Konağın kâgir ilk katında birileri yaşıyordu eskiden. Sonra barınamadılar, terkettiler binayı. Daha sonra tarihi eser sınıfına soktular orayı.
Ama, bahçesini ekip biçmeye de devam ettiler. Bahçe duvarlarının bahçe duyarlarının demir parmaklıklarını kimbilir kimler götürmüştü. Derken bahçe duvarının sütunlarını da yıktılar, oysa 300 yıllık tarihti. Sonra hatalarını düzelttiler, ama 300 yıllık duvar yoktu artık ! Halil Paşamız yattığı yerden kafasını kaldırıp baksa nasıl da üzülürdü kimbilir ! Neler vermemişti ti ki o konak O’na:
Konağı yaptırırken artik döneme ait değerli eserler çıkmıştı temel kazısından. Halil Bey zeki adamdı. Bunları birşeyler kapmak için II.Abdülhamit’e hediye etti, o da Rus sefirine… Karamahmutlar’ın Halil Bey’ine de, fahr-i mir-i miran rütbesiyle paşalık ünvanı verdi. İlk sivil paşamızdı…
Salep soğanlarını çalıyorlar, defneleri yağmalıyorlar, taş ocakları ormanları yok ediyor, kıyıdaki çimento fabrikası denizi ve kıyı canlılarını yok ediyor, kimseden tık yok! Varsa yoksa Erdemir ! Varsa yoksa Erdemir’in cürufu !
Oysa o Erdemir hâlâ 200 bin nüfuslu kenti uyakta tutan tek kuruluş konumunda…
Neyse.
**
Posbıyık’ın yat turizmine yolaçmak için hazırlattığı marina projesi cami çekişmesine kurban edildi en son.
Diyeceğim…
Ereğli’ye güçlü bir lobi gerekli. Bastıracak, ısrar edecek, kırmadan rahatsız edecek, karar vericilerin ağzından girip burnundan çıkacak bir lobiye…
Ne denilmiştir: Ağlamayan çocuğa meme verilmez !
Ereğli ağlamayı bile unuttu !..
ETİKETLER : Yazdır







