
DANSA KELEPÇE !
13 Haziran 2022 13:10:50
Sabah Sözcü’yü aldım elime, kapağın manşetinde şunlar yazıyordu:
Dans eden gence ters kelepçe taktılar.
Spotta ise şöyle deniliyor du:
Polis, İstanbul’da gençlere festival yaptırmadı, direnenleri gözaltına aldı…Oysa gençlere hoşgörü gösterin. Bırakın şarkı söyleyip dans etsinler. Hatta siz de edin…
Haberin özeti ise şöyleydi:
Üniversiteli gençler, konser ve festival yasaklarını protesto etmek amacıyla İstanbul Moda Parkı’nda alternatif bir festival düzenlemek istemiş. Polis izin vermeyince gençler festivali sokağa taşımış, şarkılar söyleyip dans etmişler. Ancak polis etkinliği engellemiş ve çerkes müziği ile dans eden bir gençkıza ters kelepçe takmış, 20’ye yakın üniversiteli genci karakola götürmüş…
Ters kelepçe takılan gençkızın fotoğrafı da vardı. Yüzündeki ifadeyi çözmeye çalıştım. Korku, panik yoktu. Tevekkül de yoktu. Belli-belirsiz gülümsüyordu. Küçümser bir ifade vardı gözlerinde…
Dans edene ters kelepçe !
Bileklerine hiç kelepçe değmemiş olanlar bilmez. Elleri önden bağlayan düz kelepçe, eğer çok sıkılmamışsa, insana acı vermez. Oysa ters kelepçe acı verir. Arkadan ellerin bağlanması özellikle omuz kaslarında gerilmeye neden olur. İlkten pek farkında varmasanız da bir iki dakika içinde omuzlarınız sızlamaya başlar, süre uzarsa işkenceye dönüşür.
’68 kuşağının tabutluk görmüş az sayıdaki kişilerinden biriyimdir ben. Siyasi Polis’in Sirkeci’deki Sansaryan Hanının işkencehanesini yahut…Orada devrimci gençleri sırt tarafı yüksek ve dik bir iskemleye oturturlar ve arkadan kelepçelerlerdi. Sol kolum kırık olduğu için ben yırtmıştım, ama arkadaşların çektikleri korkunç acıyı içimde duyardım sanki…Gardiyan İskemlesi derlerdi bu işkence âletine…
Dans eden gençkıza ters kelepçe !
Niye ki ?
İnsanlar milyonlarca yıldır dans ediyor kardeşim ! Araştırmalar kabile toplumlarında dansın, bireysel bir gösteri olmasının yanısıra, toplumsal bir içeriğe de sahip olduğunu bize öğretiyor. Kabile halkları örneğin iyi ürün almak, yağmur yağdırmak, havaların iyi girmesini sağlamak için de dans ediyorlardı.
Tarih boyunca bir çok toplulukta dans bir eğlence ritüeli olmasının yanısıra dinsel bir figürdü de.
İslamda da var bu. Alevilerin Semah, Mevlevilerin sema ritüelleri gibi…
Yunanlı düşünür Platon, ünlü Devlet ismindeki eserinde dansın insanları soylulaştıracağını, zarif ve uyumlu kılacağını söyleyerek devletin dansa yer vermesini ister.
Bir de bize bakın.
Müziği, dansı, eğlenceyi yasaklayan bir devlet/ülke haline geldik !
Platon bugün yaşasa, ne derdi acaba güzelim ülkemizi yönetenlere? Yahut Mevlana, Hacı Bektaş Veli ?..
Dansın, müziğin, şarkının kime ne zararı var kardeşim !
Bırakın geçler meydanları, sokakları şenlendirsinler, yüzde 70 enflasyonun belini büktüğü, gülmeyi unuttuğu insanlarımıza umut olsunlar.
Hiç değilse bunu çok görmeyin gençlerimiz ve onlarla övünen bizlere…
ETİKETLER : Yazdır







