
MİLLİYETÇİLİK ?
08 Aralik 2020 00:40:09
Milliyetçilik, 2. Dünya Savaşından sonra, sermayenin uluslararası entegrasyonu sonucu ilk dönemindeki etkenliğini yitirdi gerçi; ama, özellikle radikal bir burjuva demokratik devrim yapamamış ülkelerde hala çeşitli biçimleriyle yaşıyor…
Haliyle bizde de !
Gerçi bizim Cumhuriyet Devrimimiz var. Milli ve demokratik karakterde bir devrim yaptık. Ama o daha çok bir üstyapı devrimiydi ve yarım kaldı. Bu yüzden sadece milliyetçi hareketler değil, kapitalizm öncesi akımlar, bir örnek olarak dinci akımlar da hala yaşıyor. Bunun yanısıra etnik milliyetçilik de ! Örneğin Kürt milliyetçiliği…
Neresinden bakarsanız bakın, milliyetçilik bizde bugün de ıkçılık formundaki örnekleriyle de etkin bir akım niteliğinde…
Öyle olmasa, köşeyazılarına da konu olur mu ?
Makarayı geriye saracağım…
Milliyetçilik, kapitalizmin yaratığıdır. 18. Yüzyılın sonları ile 19. Yüzyılın başlarında ortaya çıktı. Yani, burjuva-demokratik devrimlerle…
Milliyetçilik kavramını ilk öne süren düşünür, 1789 Fransız burjuva devriminin de ideologlarından J.J. Roussesu’dur.
Milliyetçilik bir siyasal program değildir. Millete bağlılık anlayışıdır. Dar anlamıyla, milliyetçilik, kendi ulusuna bağlılığı, uluslararası ilkelere ve kişisel çıkarlara üstün tutma anlayışıdır.
Milliyetçi hareketler başlarda liberal enternasyonal kimlikteydi. Milletler arasındaki anlaşmazlıklar ile özellikle savaşlar, milliyetçiliğin yukarıdaki şekilde bir tanıma kavuşmasına yolaçtı. Onu,muhafazakar bir kimliğe kavuşturdu.
Tarihte muhafazakar (ırkçı) milliyetçiliğin ilk örneği, Bismark milliyetçiliğidir.
Denilebilir ki, 18. Yüzyılın sonları ile 19. Yüzyılın başlarındaki liberal/enternasyonalist milliyetçilik anlayışı, 19. Yüzyılın sonlarına doğru muhafazakar bir kimlik kazandı. Bunun en katı örnekleri de. 20. Yüzyılın ilk yarısında Almanya ile İtalya’da yaşandı.”Katı örnek”, faşizm’di. Zaten ırkçı-milliyetçilik siyasi edebiyatta faşizm ile eşanlamlı kullanılır.
00
Osmanlı’da milliyetçi fikirler, çöküş döneminde ortaya çıktı. Milliyetçilik bayrağını ilk kez ordu yükseltmişti.
Osmanlı millet değildi, ümmet’ti. İlk milli devlet cumhuriyet devrimiyle ortaya çıktı. Buna kısaca T.C diyoruz.
Devrimin milli kurtuluş savaşı sonucu ortaya çıkması, ona ayrı bir özellik kazandırdı. Türkiye cumhuriyeti, ilk antiemperyalist (milli) devlet olarak tarihteki yerini aldı. Bu nedenle Milli demek, tam bağımsızlık demektir bizim siyasi edebiyatımızda.
Bizde bugün iki milliyetçilik tanımı var:
Atatürk milliyetçiliği ve ırkçı/Türkçü milliyetçilik.
“Atatürk miliyetçiliği, Türkiye’nin milli bağımsızlığına sımsıkı sahip çıkmayı öngören bir milliyetçilik anlayışı. Antiemperyalist. Öteki öğesi, antifeodalizm. Yani her türlü geri (feodal) toplumsal ilişkileri ve onların ideolojik/kültürel yapılanmasını reddeden bir milliyetçilik anlayışı…
Buna, kısaca, demokrasi diyoruz.
Atatürk milliyetçiliğinin ideolojisi, milli bağımsızlık ve demokrasiyle ifade edilen Kemalizm. Kemalizm, özgürlükçülüğü ve “yurtta sulh dünyada sulh” sloganı ile, milliyetçiliğin ilk evresindeki tanımına yakın bir akım.
Atatürk milliyetçiliği, ırkçı/kafatasçı değil. Onda Türk kavramı, Türkiye’deki etnik, ırksal ve kültürel toplulukları birleştiren/bütünleştiren bir çatı kavram.
Buna karşılık Türkiye’de, hala, etnik milliyetçi hareketler de var. Kürt milliyetçiliği gibi…
MHP’nin temsil ettiği muhafazakar milliyetçiliğin en belirgin özelliği, ırkçılık (Türkçülük) şeklinde karşımıza çıkıyor. Bu da pratikte milli azınlıkları reddetmek, Türk kimliğini soya bağlamak, devleti fetiştişleştirmek, otoriter bir bakış açısına sahip olmak şeklinde kendisini gösteriyor.
Milliyetçi akımın öteki partisi olan İyi Parti ise, kavrama ırkçı değil, demokratik açısından yaklaşıyor. Bu niteliği ile Atatürk milliyetçiliğine daha yakın görünüyor.
Vatan Partisi gibi Türkçülüğü kutsayan küçük partilerin milliyetçilik anlayışı ise, sol ile Türkçülüğü kaynaştırmaya çalışmak gibi eklektik bir içeriğe sahip,VP’nin milliyetçilik anlayışı MHP’nin milliyetçilik anlayışına yakın…
00
Soldan bakarsak…
Bizim sol, doğası gereği, ırkçı milliyetçiliği reddeder. Kendisini tam bağımsızlıkçı Atatürk milliyetçiliğine ya da Kemalizme yakın görür. Bu anlamda sosyalizm ile “çelişmediği”şeklinde bir yorumla yaklaşır. Tabii, farklı biçimleri ile milliyetçiliği tümüyle reddeden solumuz da yok değil.
Milliyetçilik çok kalın çizgileriyle böyle birşey bizde…
“İslamcı milliyetçilik”e gelince…
Öyle şey olmaz ! Gerçi islamda millet kavramı var. Ama topluluk anlamına gelir. Toplumsal/siyasal bir kimlik belirlemez.
Bizim İslamcıların milliyetçiliği, sosyo-politik bir içeriğe sahip değildir.
Laf ola beri geldir. Çünkü milliyetçilik, öncelikle laiktir. Bir kişi/hareket, hem ümmetçi/İslamcı ve hem de laik olamaz. Demokratik değerler sistemiyle barışık olamaz. Milliyetçilik ve İslamcılık çelişir/zıt kavramlardır.
Bir somut örnek vereceğim:
Koro salgını yüzünden perişan olan esnafı desteklemek yerine 158 ülkeye yardım yapmak; Katar’la al takke ver külah vaziyetlerindeyken halka İBAN atmak milliyetçilik değildir.
ETİKETLER : Yazdır







